| Zaman yolculuğu ve gerçekler |
| Pazartesi, 09 Kasım 2009 15:15 | |||
![]() Birkaç ay önce açıklanan Orta Vadeli Plan ve buna uygun olarak şekillendirilen 2010 Mali Yılı Bütçe Tasarısı, öncelikle sermaye kesimini rahatlatmaya çalışıyor ve bu nedenle gerçekçi bir görünüm sunamıyor. Söz konusu plan ve tasarıyı hazırlayanların, pozisyonu gereği bunları eleştiremeyecek durumda olanların, bizim dile getirdiğimiz görüşlerin aksini savunacağını biliyoruz; bu sebeple bir yıl öncesinde yaşananları anımsatarak bütçe hedef ve büyüklüklerini sorgulamak istiyoruz. Zira gerçeği hesaba katmayan tasarılarda yaşanan sapmaların, geniş kesimlere ciddi bedeller ödettiğini ve bu nedenle konuya gereken önemin verilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Fakat önce bir zaman yolculuğu yapalım ve tam bir yıl öncesine gidelim: Küresel kriz kapıyı çalmıştı, gerek küresel ekonomi gerekse Türkiye sarsılmaya başlamıştı ve 2009 Mali Yılı Bütçe Tasarısı gündemdeydi. Siyasi irade ekonomimizin yüzde 4 oranında büyüyeceğini iddia ediyordu ve bütçe açığı 10,4 milyar ile sınırlı kalacaktı! Sermaye kesimi son 6-7 yılda yapmadığı eleştiriyi, küresel kriz nedeniyle dile getirmeye başladı: Ekonomik büyüme öngörüsü gerçekçi değildi ve açığın büyümesini önlemek adına daha katı bir disipline ihtiyaç vardı. Bugün için ekonomide yaşanan daralmanın yüzde 6’yı aşacağı ve bütçe açığının 63 milyar Türk Lirasını bulacağı aynı kesimler tarafından dile getiriliyor. Bu büyük sapmanın faturasını kimler ödüyor veya ödemeye devam edecek? Neden sermayeyi memnun etme çabası abartılıyor da bu ülkenin insanı şuursuzlaştırılarak suistimal ediliyor? Bütçe büyüklük ve hedeflerinin görevi, öncelikle gerçekçi olmak ve hesap verebilmek midir, yoksa beklentileri yönlendirerek günü kurtarmaya çalışmak mıdır?.. 2010 Mali Yılı Bütçe Tasarısı, ekonominin yüzde 3,5 oranında büyüyeceği, enflasyonun düşük, işsizliğin de yüksek düzeylerde kalıcı olacağı varsayımlarına göre hazırlanmış. Bütçe harcamaları kısılıyor ve vergi gelirlerinin öngörülen büyümenin çok üzerinde artırılacağı ve açığın büyümesine izin verilmeyeceği iddia ediliyor. Bir anlamda bir yıl önceki tiyatro tekrarlanıyor, sermaye kesimine şirin görünmek ve beklentileri yönlendirmek amacı ön plana çıkıyor ve gerçekçilikten uzaklaşmak farz oluyor!.. Olağandışı koşulların muhtemelen devam edeceği bir dönem yaşandığı hem unutuluyor hem de herkese unutturulmaya çalışılıyor. Bu bütçe, ülkemizde yaşayanların yaklaşık yüzde 90’ının krizde olduğunu ve kontrolü kaybettiklerini hiç hesaba katmıyor ve büyümenin özel sektör yatırımları ile yaşanacağı varsayımına sarılıyor. Başka türlü sıcak parayı rahatlatacak rakamları yan yana getiremiyor. Biz ise özel sektör yatırımlarının kademeli olarak azalacağı, daha önce yapılmış olanların faaliyetini sürdürmekte zorlanacağını düşünüyor, belirsizlik ve kırılganlığın oldukça yüksek düzeylerde kalıcı olacağını tahmin ediyoruz. Bu ortamda çok sıkı maliye politikasında ısrarlı olmanın, faydadan daha büyük yan tesirler üretebileceğini ve istikrarsızlığın büyüyebileceğini görüyoruz. Yeni vergi oran artışları ve zamların amaçtan uzaklaşmak ve sorunları iyice ağırlaştırmaktan başka bir işe yaramayacağını algılayabiliyoruz. Yine bir zaman yolculuğu yapalım ve bu yılın ilk yarısına dönelim: Belirsizlik çok artmış durgunluk derinleşmiş, paranın devir hızı iyice düşmüştü; yılın ilk çeyrek döneminde vergi gelirleri öngörülenin yüzde 20’sine ancak ulaşabilmiş, bütün yıl için belirlenen açık rakamına sadece iki ayda ulaşılmıştı. Bu olumsuzluğu aşmak için vergi indirimleri ile talep uyarıldı ve mevsimlik canlanmanın da katkısı ile göreceli bir toparlanma yaşandı. Bu aşamada soralım: Özel Tüketim ve Katma Değer Vergisi oranlarını düşürmek yerine yükselterek daha fazla gelir yaratılmaya çalışılsaydı ne olurdu? Basit; durgunluk derinleşir, vergi gelirlerindeki erime hızlanırdı… Maliye 2010’da gelir hedefini yakalamak için vergi oranlarında yukarı doğru ayarlama ve zamlara hazırlanıyor. Bu ortamda ekonomi canlanır, özel sektör yatırımları hızlanır ve toplam vergi gelirleri artabilir mi? IMF ile anlaşılması veya anlaşılmaması sonucu etkiler mi? 2010 belirsizlik açısından 2009’u aratabilir; tedbirli olmaktan vazgeçmeyin, denize düşünce yılana sarılmak zorunda kalmayın!.. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

