Yanlış hesap Bağdat’tan döner
Pazartesi, 29 Haziran 2009 14:34

alt

Uluslararası kurumlar tarafından kamuoyuna duyurulmak adına açıklanan geleceğe yönelik ekonomik tahminler, detaydaki farklılıklara rağmen tek sesli bir görüntü sergiliyor. Bölge ve ülkeler bazında farklılaşsa bile 2009 yılında dünya ekonomisi daralacakmış; fakat 2010’da yetersiz de olsa pozitif büyümeye geçilecek, 2011 senesinde ise daha iyi olacakmış! Bu söylem belli ki genel, lakin spekülatif bir yönlendirme amacı taşıyor.  Kolay kazanmak, faaliyet gelirlerindeki erimeyi telafi etmek için risk almanın zamanı! Biz küresel ekonomideki eğilimlere orta ve uzun vadeli bir bakış açısıyla ve sürdürülebilirlik arayarak baktığımız için bu yaklaşımın gerçekçi olmadığını, sadece sorunların ağırlaşması pahasına günü kurtarma anlayışının ürünü olduğu düşünüyoruz. Küresel düzeyde gelir dağılımı ve rekabet koşullarındaki olumsuzlukların büyümeye devam ettiği sürece her şeyin değişmek zorunda kalacağını, uzun süreli ve sancılı bir dönüşüm yaşanacağını ısrarla savunuyoruz. Birey ve kurumları uyandırmaya, sorunlar ağırlaşırken alınan risklerde evdeki hesabın çarşıya uymayacağını anlatmaya çalışıyoruz. Bir fedakarlık yapılacak ise kalıcı çözüm şartına bakılması gerekiyor. Küreselleşme adı altında dayatılan kuralsızlık, eşitsizlikleri anormal boyutlara yükseltti; hem gelir dağılımını sürekli bozulan hem de rekabet koşullarını sürekli olumsuzlaştıran eğilimler yarattı ve içinden nasıl çıkılacağı belli olmayan bir kısır döngü yarattı. Gelir dağılımı büyüklüğü orta vadede talebi azaltan, bu yönü ile rekabet koşullarındaki dengeyi bozan bir potansiyele sahiptir. Rekabet koşulları bozulduğu anda sorunlu krediler artar, büyüme ivme kaybederken; işsizlik artar ve istikrarsız fiyat hareketleri yaşanır. Mali sektör ve kamu kesimini de yıpratır. Olumsuzlukların sebebine bakıp ortadan kaldırmaya çalışmadan sonucu farklılaştırmaya çalışmak ise herkesi aptal yerine koymaktır, sorunları ağırlaştırmak iyice çözümsüzleştirmektir.
Gelir dağılımını düzeltmek ise ancak ve ancak yoksulluk sınırının altında yaşayanların sayısını azaltmak, bu kesimin gelirlerini artırmakla mümkündür. Yoksa yüksek gelir grubunu aşağı çekmek, diğer grubun sayısı arttığı sürece çözüm değildir. Gelir dağılımı bozuldukça talep azalır, geniş kesimler bugünkü ihtiyaçlarını karşılayamayacak hale gelir, çaresizleşir; asıl önemlisi siyasi suistimalin kurbanı veya başka bir deyiş ile çıkar çatışmalarının mezesi haline gelebilir. Gelir dağılımı bozuluyor ise normalde ekonomi daralır, zira nimet külfet dengesi bozulur; kapasite kullanımı azalır, yeni yatırım söz konusu olmaz ve varlık değerleri erimeye başlar. Bu eğilimler başta mali sektör ve kamu olmak üzere tüm sektörleri olumsuz etkiler ve kredi krizlerine dönüşür. Hem mali sektör ve kamu hem de diğerleri yıpranıyor ise eskisinden çok daha değişik bir yaşam standardında yeni bir dengeye razı olmak dışında bir çözüm yoktur; üç yıl içinde eski standardın yakalanacağı söylemini tekrarlayanlar ya kendi menfaatinin peşindedir ya da hiçbir şey bilmiyordur ve cehaletinin farkına varamayacak kadar kördür.
Özetle söylemek gerekir ise gelir dağılımı ve rekabet koşulu sorunları ağırlaşırken, kredi krizini kalıcı olarak çözemez; durumu düzeltemezsiniz. Peki, arka arkaya rapor yayınlayan uluslararası kurumlar bunun farkında değil mi? Parasal yaklaşımlarla kredi krizini aşmaya çalışmanın temeldeki sorunları kaçınılmaz olarak ağırlaştıracağını bilmiyorlar mı? Elbette biliyorlar, fakat patronlarının menfaatlerini düşünmek, onların çıkarına hizmet etmek durumunda kalıyorlar!
Asya krizinin sonrasında Batı’nın görüşü şeffaflık yetersizliğiydi ve pek çok ülkenin kredi notu tepki olarak gerilemişti. Bugün kendilerinin en şeffaf olduğunu iddia eden gelişmiş ekonomilerdeki krizin sebebi nedir o zaman? Biz söyleyelim, onlar da göründükleri gibi değildi ve bu gerçek açığa çıktığı için sistemde kırılganlık artıyor ve onarılması mümkün görünmüyor. Çözüm uzlaşı çerçevesinde yeni bir düzen, yeni kurum ve kurallardan geçiyor ise 2-3 yıl içinde her şey normalleşebilir mi?

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız