Türk Lirası’nın konumu değişiyor
Pazartesi, 19 Ocak 2009 17:35

alt

Merkez Bankası’nın geçtiğimiz hafta içinde yaptığı Para Kurulu toplantısında aldığı kararla kısa vadeli faizleri 2 puan düşürerek yüzde 13 düzeyine indirmesi önümüzdeki dönemde çok tartışılacak konular arasında yer alacak.
Ekonomide yaşanan ve giderek hızlanan daralmaya tepki şeklinde ortaya çıkan bu kararın yaratacağı yan tesirler, amaçlananın tam aksi yönünde sonuçları da beraberinde getirebilir ve algılamalar zaman içinde farklılaşabilir.
Türk Lirası’nın yüksek reel faizi nedeniyle borçlanma için uygun olmayan bir konumdan, uygun olan konuma geçmek zorunda kalması, doğal olarak tasarruflar açısından tercih edilirliğini de etkileyecek; bu yeni durum ülkemizdeki tüm politika tercihlerini değişmeye zorlayabilecek.
Neyi anlatmaya çalıştığımızı, daha açık hale getirmek için öncelikle içinde bulunduğumuz koşulları tanımlamakta yarar var. İçeride ve dışarıda oldukça ciddi bir talep daralması var ve kısa vadede bu durum daha yoğun bir şekilde hissedilecek.
Ekonomi daralmaya devam edecek, işsizlik artacak. Borç-alacak ilişkilerindeki kilitlenme yaşanan olumsuzluğun dozunu artıracak; ihtiyaç duyulan yabancı kaynağın gelmemesi ve gelirlerin azalmaya devam etmesi yönündeki eğilimler, ortaya çıkan bu kısır döngüyü besleyecek. Bu tablo kurumsal yapının taşıdığı riskleri azaltmasını da engelliyor ve fay hatları enerji biriktiriyor.
Bu arada hiç unutulmaması gereken bir unsur var; kurumsal yapının net döviz borcu veya başa bir deyişle açık pozisyonu 70 milyar dolar düzeyini aşıyor ve bu ortamda Merkez Bankası piyasa beklentilerinin de üzerine çıkarak, kısa vadeli faiz oranlarını yüzde 13’e geriletiyor.
Alınan kararın ‘para politikasında gevşeme’ şeklinde yorumlanması, iç varlık artışı yolu ile parasal genişleme yolunun açılması, bazı kesimler aksini iddia etse de algılamaları farklılaştıracak. Mali sektör ve kamu dengesinde kırılganlığın hızla artmasını önlemek adına yapılan bu tasarruf, döviz talebini de artıracak.
Büyük döviz borcu ve stokla krize yakalanan kurumlar, Türk Lirası krediler kullanıp döviz alarak kur riskinden kurtulmaya çalışacaklar. Azalan getiri nedeniyle Türk Lirası cinsi tasarruf yapmanın da cazibesi azalacak. Sonuçta döviz kurunda yaşanan yukarı hareketler bilançolar yıpratacak ve normalleşme yolunun önünü kapatacak.
Merkez Bankası’nın yapacağı döviz satış müdahaleleri ve IMF ile yapılacak anlaşma, kısa vadede dövizdeki bu potansiyeli sınırlasa da, engelleyemeyecek. Sonuçta tüm politikaları değişmeye zorlayacak bir istikrarsızlık dönemi yaşanacak. Mali sektör ve kamu ise politikaların değişmediğini ve değişmeyeceğini söyleseler de, gelişmelerin seyrini engelleyemeyecekler.
Ekonominin parasal tarafında, para arzının daralması ve paranın devir hızının düşmesi çok ciddi bir daralma yaratıyor ve Merkez Bankası’nın politika değişikliğine zorluyor. Zira parasal taraftaki daralma, ciddi talep daralması ve üretim kayıplarını gündeme getiriyor; başka bir deyişle ekonomide nefes alınamaz bir ortam yaratıyor.
Merkez Bankası’nın parasal rahatlama yaratmak üzere, yabancı para karşılığı olmadan likiditeyi bollaştırması, geliştirmeleri seyretmekle yetinmemesi gerekiyor. Fakat bu tercih de ciddi bir risk taşıyor; değişiklik fiyatlar genel düzeyini mi, yoksa üretimi mi daha çok etkileyerek artıracak. İç ve dış talepteki daralma, gelirlerdeki azalma, kurumların devasa boyuttaki net döviz borcu ve ülkemizdeki sıcak para hacmi dikkate alınır ise kafalar karışıyor.
Talep ve gelirlerdeki olumsuzluk nedeniyle üretim artmayacak ise fiyatlar hareketlenebilir, döviz kuru bu süreçte riskten kaçınma tercihine bağlı olarak belirleyici olabilir. Açılan paketler ve IMF anlaşması kısa vadede kafa karıştırsa bile tehlike ciddi.
Yeni yaklaşım Türk Lirası cinsi borçlanmayı daha cazip hale getirirken, döviz borcundan uzak durulması eğilimini güçlendirecek.
Döviz piyasasında yıllarca biriktirilmiş enerji ve Türk Lirası’nın azalan getirisi tasarrufçular nezdinde Türk Lirası’na olan ilgiyi azaltabilir. Sancılı bir değişim dönemi bizi bekliyor… ‘Dövizde bir şey olmaz’ söylemi gerçek durumu yansıtmıyor. Gerçeği anlamak için daha önce neden böyle bir uygulamaya gidilmediğini sorgulamak gerekiyor…

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız