Toplumun sabrı sınırsız mıdır?
Pazartesi, 03 Ağustos 2009 09:03

alt

Herhangi bir ekonomide orta vadeli eğilimler üzerinde belirleyici olan en temel değişkenlerden biri faaliyet gelirleridir. Kar, faiz, ücret ve kira gelirleri toplamından oluşan bu rakam yatırımdan tasarrufa, dış ticaret hacminden sorunlu kredilere, büyümeden işsizliğe tüm verileri etkiler. Gerek küresel gerekse ulusal düzeyde faaliyet gelirlerinin seri bir şekilde geriliyor olması belirsizlik ve kırılganlığı, başka bir deyişle sistemik riski artırıyor. Esas önemlisi bu olumsuzluk giderilemiyor ve kontrol altına alınamıyor.
Faaliyet dışı gelir yaratarak toplam gelirlerdeki azalmayı ve diğer ekonomik değişkenlerdeki etkiyi sınırlı tutmak çabası ise hem kalıcı olmuyor hem de faaliyet gelirlerindeki erimeyi hızlandırarak, sorunları ağırlaştırıyor. Koşullar böyle olunca da beklentileri yönlendirerek günü kurtarma çabası içinde olanlar olası panik atakları önlemek adına bol miktarda saçmalıyorlar.
Gelir dağılımı bozuldukça rekabet koşulları olumsuzlaşıyor, zira talep daralırken arz da sarsılıyor ve faaliyet gelirlerindeki erime hızlanıyor. Faaliyet dışı gelir yaratarak günü kurtarmak anlayışı ise gelir dağılımı rekabet koşulları ve faaliyet gelirleri arasındaki olumsuz etkileşimi hızlandırıyor. Üretim cephesi ile parasal alan arasındaki ilişki bozulup, etkileşim azalıyor; korku ise katlanarak büyümeye devam ediyor. Gelir dağılımı bozulup faaliyet gelirleri eridikçe, para ve maliye politikası önlemlerinin de etkin olma şansı kalmıyor.
1995 yılı sonrasında küresel düzeyde faaliyet gelirlerindeki hızlı bir erime süreci devreye girmişti ve bu eğilim güçlenirken, kredi krizleri kronikleşti. Zira aşırı gevşek para politikalarının desteği ile menkul ve gayrimenkul değerleri şişirilerek faaliyet dışı gelir yaratıldı, talep daralması ötelenirken pek çok ekonomide tasarruf açığı büyüdü; yapısal sorunlar oluştu ve ağırlaştı. Giderek büyüyen ve kısa vadeli borç ile fonlanan pozisyonlar bir anlamda insanlığı esir aldı ve çaresizliği besleyip büyüttü. Bugün için öyle bir noktaya geldiler ki ne yapılırsa yapılsın talepteki daralma, işsizlik ve sorunlu kredilerdeki artış önlenemiyor. Başka bir deyişle faaliyet gelirlerindeki erimenin, gizlenip ötelenen sonuçları açığa çıkıyor ve güvensizlik büyüyor. Temeldeki bu olumsuzluğa karşı elinden bir şey gelmeyenler ise patlayan balonlar nedeniyle faaliyet dışı gelir yaratan piyasaların ürettiği zararı sınırlamaya bilançolardaki tahribatı azaltmaya çalışıyorlar. Faaliyet gelirleri erimeye devam ettiği sürece bu çabanın akıntıya karşı yüzmeye çalışmaktan başka bir şey olmadığını göremiyor, gerçeği kabul edemiyorlar.
Kalıcı çözüm faaliyet gelirlerindeki erimeyi durdurup terse çevirmek gelir dağılımı ve rekabet koşullarındaki olumsuzluğu eşanlı olarak gidermekten geçiyor. Mevcut politikaların tümü değişmeden de bunun mümkün olmayacağı politikalar değişirse de güç dengeleriyle birlikte istenen veya istenmeyen her şeyin değişeceği biliniyor. Geniş kesimlerin güvenini kaybeden etkili ve yetkili çevrelerin korkusu ise dalgalı bir şekilde büyümeye devam ediyor. Eskiden yaptıklarını tekrarlayarak, herkesi her şeyi düzeltebileceklerine inandırmaya ve bir süre daha zaman kazanmaya çalışıyorlar.
Ekonomi daralıp işsizlik artıyor, faaliyet gelirleri eridikçe gelir dağılımı ve rekabet koşulları bozuluyor, fakat kendilerini batırılmayacak kadar büyük görenler finansal piyasalarda azgınlaşan asalaklıklarını kutluyorlar. Belli ki, sorunlu kredilerin artması bütçe açığının büyümesi önemli değil! Nasıl olsa faturayı başkaları ödeyecek! Sırtındaki yükü iyice ağırlaşan geniş kesimler ise artık tıkandı; kendisine yapılan haksızlıkların hesabını sorma zamanı yaklaşmaya başladı! Unutmayın, milletin sabrı sınırsız değildir…

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız