Tarih kendisini tekrarlıyor!..
Pazartesi, 19 Temmuz 2010 11:03



Yabancı yatırımcılar, Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerinde, makro verilerin iyi olduğunu söylüyorlar, söz konusu rakamların gerçekleri yansıtmadığını ya bilmiyorlar ya da günü kurtarmak adına bilmek istemiyorlar. Nüfusun çok büyük bir çoğunluğunun durumu kötüye giderken, makro görünümün nasıl olup da iyi olabileceğini sorgulamıyor, irdelemek istemiyorlar. Bir gün gerçekler açığa çıkıp makyaj döküldüğünde ne olacak sorusu pek dile getirilmese de belirsizlik ve kırılganlığın yüksek düzeyini korumasında etkili oluyor. Zira bugün olduğu gibi sürdürülebilir olmayan koşullarda geleceğin geçmişten çok farklı olabileceğini hesaba katmak gerekiyor!..
Finansal sermaye ve ona kulluk eden küreselci azınlık ile geniş halk kitleleri arasındaki çıkar çatışması büyüyor ve gündemleri farklılaşıyor, başka bir deyişle ayrı dünyalarda yaşıyorlar; fakat sürdürülebilir olmayan koşullar onları aynı alemde buluşturacak ve büyük bir hayal kırıklığı yaşanacak; büyük çoğunluğun gündemi belirleyici olurken diğerleri kaçıp sığınacak delik arayacak. Tarih kendini tekrarlayacak: Az sayıda tok ile çok sayıda aç birlikte yaşayamayacak.
Bugün ile 2002 yılını mukayese etmeye çalıştığımızda her şey daha iyi anlaşılıyor ve gerçekleri gizlemek mümkün olamıyor. 2002 yılında ülkemizdeki her 100 kişiden kabaca 3’ünün işi vardı; bir önceki sene yaşanan kriz nedeniyle satın alma güçleri erimiş gelirleri azalmıştı, fakat borçları yoktu. Her 100 kişiden sadece 4,7’si borçluydu. Küçük ve orta boy işletmeler ise iç talep daralınca ihracata yönelerek faaliyetini sürdürmeyi ayakta kalmayı başarmıştı. Yine söz konusu dönemde bankalarımız batıktı ve kamunun iki yakası bir araya gelemiyordu, borç yükü sıkıntı veriyordu; yabancı yatırımcıların gözünde Türkiye’nin makro görünümü bozuktu… Bugüne geldiğimizde rollerin ve küreselci söylemin değiştiğini görüyoruz. Yabancılar makro verilere, kamu dengesine ve mali sektöre bakarak görünümün iyi olduğunu iddia ediyorlar. Bireyler bazında her 100 kişiden 29’unun işi olduğunu, onların da sekiz yıl öncesine göre satın alma güçlerinin azaldığını ve borçlu sayısının sekiz kat artarak 35’e tırmandığını görmek istemiyorlar. Küçük ve orta boy işletmelerde yine benzer şekilde faaliyet gelirleri erirken borç rasyolarının çok olumsuzlaştığını dikkate almıyorlar. Mali sektörün kullandırdığı kredilerin önemli bir kısmının geri dönmeyecek durumda oluşunu ve mevcut tüketim ve yatırım eğiliminin aynen devam etmesinin imkansız olduğunu her ne hikmet ise fark edemiyorlar!.. Göz boyama ve gerçekleri alalama yolu ile geniş kesimlerin uyutulduğunu, onlardan mali sektöre ve kamuya yine bu sonuncular sayesinde büyük bir kaynak transferi yapıldığını, büyük çoğunluğun geleceğine ipotek konulduğunu ve mevcut durumun devam edemeyeceğini algılamak istemiyorlar. Bu çarpıklığı dile getirenleri susturmak yönündeki çabalara bakılır ise hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını çok iyi biliyor olmaları gerekiyor!..
Ortada aldatılarak soyulanlar ve durumun açığa çıkmaması adına uyutulanlar var; bir de onları aldatıp soyan ve uyutanlar var. İşin tuhafı bu büyük çıkar çatışmasında menfaat karşılığı taraf olan ve bu nedenle insanlık suçu işleyenler var…
Bu aşamada sormak gerekiyor; bu uyutma, gerçeği gizleme çabası salt günü kurtarmak için midir, yoksa başka siyasi hesaplar mı vardır? Artan terör veya hukukun üstüne çıkmak adına gündeme gelen Anayasa değişikliği ve referandum, ekonomi cephesindeki transferden tümüyle bağımsız bir tesadüf müdür, yoksa hem uyutmanın bir aracı hem de başka siyasi hedefleri mümkün kılabilecek vize midir? Eğer bir dizi siyasi hesap var ise siyasi irade ve diğer küreselciler finansal sermayeden yana mı yoksa halktan yana mı taraftır?
Önümüzü göremiyoruz, fakat makro görünümün iyi olduğunu iddia edenlerin, çaresizliğe sürüklediği geniş kesimler için iyi şeyler düşünmediğini biliyoruz. Tok olanlar aç olanların hedefi olmaktansa onları aldatıp birbirine kırdırmayı her zaman tercih ettiler, güçlü olmanın ve statükoyu korumanın başka bir yolunu bulamadılar…

Uğur Civelek'in Tüm Yazıları İçin Tıklayınız