Sınai üretim ve büyüyen dengesizlikler
Pazartesi, 12 Temmuz 2010 10:32


Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından hazırlanan Sınai Üretim Endeksi’ne göre, toparlanma mayıs ayında da devam etmiş. Bir yıl öncesinin aynı dönemine göre, yüzde 15,6’lık bir yükseliş yaşanmış. Söz konusu rakama bakarak bu yılın ilk çeyrek dönemindeki yüzde 11,7’lik büyümenin aynı tempoda devam ettiğini, durumun normalleştiğini düşünebilirsiniz. Gerek ülkemizde gerekse küresel düzeyde sınai üretim cephesinde ciddi bir krizin etkili olmaya devam ettiğini ve mevcut sorunların ağırlaştığını aklınıza bile getirmez, mevcut üretim artışının ne anlama geldiğini çözemezsiniz. Döviz kuruna ilişkin tartışmaların hangi sebeple yapıldığını anlayamazsınız. Gerçeklerle görüntü arasındaki farkın hızlanan bir şekilde büyüdüğünü, geleceğe yönelik isabetli tahmin yapmanın imkansızlaştığını, karanlığın koyulaştığını kavrayamazsınız…
Sınai üretim cephesinde rekabet koşulları bozuluyor, yaratılan katma değer kademeli olarak eriyor, borç yükü ise ağırlaşmaya devam ediyor. Bu olumsuz eğilimlerin etkisi, küresel düzeyde sıkıntı yaratıyor, mevcut sorunları ağırlaştırıyor, 1995 yılından bu yana olumsuzluğun dozu artıyor. Nihai ürün fiyatları olumsuz rekabet koşulları nedeniyle düşerken, temel girdi fiyatları yükseliyor; üretim mecburen emeğin ucuz olduğu bölgelere kayarken, küresel düzeyde hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağı karanlık bir döneme doğru koşuluyor. Dengesizliğin büyümesini önlemek adına talebi canlı tutma girişimleri mali sektörde ilkesizliği beslerken, Çin ve Hindistan gibi ekonomilerin üretim kapasitesini artıran yatırımları evdeki hesabın tutmasını engelliyor. Arz talep dengesizliği büyüdükçe, yukarıda belirttiğimiz olumsuzluklar güçleniyor, maliyeti görece yüksek olanlar faaliyetlerini sürdürmekte zorlanıyor; kriz derinleşiyor. Çin’e parasını değerlendirme yönündeki baskılar bu nedenle gündeme geliyor, herkes korumacılığa karşı olduğunu söylemesine rağmen sinsi eylemler çeşitleniyor ve dünya ticaret hacmi daralıyor, işsizlik artıyor.
Küresel ölçekteki krizin olumsuz etkileri yetmiyormuş gibi ülkemizde uygulanan politikalar sanayi cephesindeki sıkıntıları dayanılmaz boyutlara tırmandırdı. Hem dünyanın en pahalı enerjisini, nispeten rakiplere göre pahalı olan sermaye ve emeğini kullanacaksınız, sonra da onlarla rekabet edip para kazanacaksınız! Son 10 yılda verimlilik artışı yönünde mucizeler yaratıldı, iç ve dıştaki olumsuzluklara rağmen faaliyet sürdürüldü. Fakat bu şekilde devam edebilmesi de imkansızlaşmaya başladı. TÜİK tarafından açıklanan son rakamlara bakarak, “Boşverin bir süre daha idare ederler” diye düşünülmesin; önce enflasyon veya kayıt dışılıkla mücadele diyerek sanayinin üzerine gidilmesin; mevcut üretimin suni teneffüsle yapıldığı ve gelir yaratılamadığı unutulmasın…
Üretimin çok büyük bir kısmını gerçekleştiren küçük ve orta boy işletmelerin kaybedecek fazla bir şeyi kalmadı. Verilmiş kredilerin batığa dönüşmesini, işsizliğin patlamasını istemiyor iseniz eski alışkanlıklardan ve tercihlerden vazgeçmek zamanı geldi. Eskiden sanayici korku nedeniyle susar, yanlış politikaların yarattığı haksızlığa boyun eğerdi. Artık işler değişti, onları çaresizliğe itenlerin içine düştükleri duruma kayıtsız kalanların korkma zamanı geldi. Mayıs ayındaki yüzde 15,6’lık üretim artışına bakarak sakın rahatlamasınlar, korkmaya-titremeye devam etsinler. Zira gelen siparişler çok kısa vadeli ve hacim olarak düşük, inşaat sektörü de artık eski desteği veremiyor; bu koşullarda kısa sürede tüm eğilimlerin olumsuz yönde değişmesi ihtimali artıyor.
Eğer sınai üretim tekler ise en büyük sıkıntıyı olduğundan farklı görünen kamu ve mali sektör yaşayacak; işsizlik artışı artık onların kabusu haline geldi. Koşullar değişince konuşma sırası üreticiye geldi. Henüz farkında olmayabilir, ama üretimi sürdürmek için korku nöbeti tutanlardan gerekeni talep etme zamanı şekillendi. Üretim rakamı artıyor olsa bile hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığı malum kesimler tarafından biliniyor. Artık Türkiye bazı sektörlerden çıkmalı, denemiyor…

Uğur Civelek'in Tüm Yazıları İçin Tıklayınız