Olduğu gibi görünemeyenlere güvenmeyin!
Pazartesi, 27 Temmuz 2009 09:16

alt

Finansal piyasalarımızda yaşanan fiyat hareketlerine bakınca insan şüpheye düşüyor: Yaşadığımız ülke ile beklentileri fiyatlanan ekonomi aynı mı? Ekonomi daha önce görülmemiş ölçüde daralıyor, işsizlik artıyor ve büyüyen çaresizlik geniş kesimlere uyku uyutmuyor; fakat borsa yükseliyor, Türk Lirası değerleniyor ve kısa vadeli faizler geriliyor…
Bu çelişkiye yanıt aramaya çalıştığınızda, her şeyi bildiğini sanan züppelerden yanıt geliyor: Olumsuz düşünenler geçmişe bakıyormuş ve bu nedenle geleceği fiyatlayan finansal piyasaları anlayamıyorlarmış!..
Onlara sormak gerekiyor: Madem geleceğe yönelik beklentiler bu kadar iyi, neden kredi faizleri gerilemiyor? Neden IMF anlaşması diye tutturuyorlar? Yabancı bankalar neden Türkiye’ye geldiğine pişman? Geleceği fiyatladığını iddia eden finansal piyasalar, son kredi krizini neden öngöremedi?
Benden söylemesi, sakın finansal piyasalarda yaşanan hayali beklentilere bakıp da tedbirsiz olmayın, olduğu gibi görünmekten korkanlara güvenmeyin.
Ekonomi hızla daralıp mevcut sorun ve dengesizlikleri ağırlaştırır ve istikrarsızlık ateşini körüklerken, ortada geleceğe yönelik beklentileri olumlulaştıracak ciddi bir gelişme yok. İhracat ve dış ticaret hacmi daralmaya devam ediyor; işsizlik artıyor; faaliyet gelirleri eriyor ve aksi yöndeki zorlamalara rağmen iç talep de daralıyor. Mali sektörde sorunlu krediler artarken, bütçe açığı ve kamu finansman ihtiyacı büyüyor. Küresel düzeydeki olumsuzlukların da kısa vadede düzelmesi beklenmiyor. Sadece kredi krizini geçiştirmek için bilançolardaki tahribatı azaltmak adına varlık değerlerindeki kayıp geri alınmaya çalışılıyor. Finansal piyasalar, Merkez Bankalarının da desteği ile gerçekdışı iyimserliğin yaşandığı bir alan haline geliyor, kendisini ekonomiden ayrıştırmaya çalıştığı için sanal bir iyimserliği fiyatlamaya çalışıyor. Bu şekilde paniği önleyebileceğini, güven bunalımındaki artışı kontrol altına alabileceğini, en azından sorunlar ağırlaşsa bile günü kurtarabileceğini sanıyor.
Gelişmiş ekonomilerde Merkez Bankaları ve Hazineler işbirliği içinde bankaları içine düştüğü bataklıktan kurtarmaya çalışıyor. Bu süreçte belirsizlik yüksek düzeyini korurken, sistemik  risk de artıyor. Zira Merkez Bankaları para politikalarını iyice gevşeterek kendi itibarını masaya koyuyor, Hazineler ise geniş kesimlere fatura edilmek üzere bütçe açık ve finansman ihtiyaçlarını büyütüyorlar. Ekonomi toparlar ise bankalar kurtarılmış olacak, yok toparlamaz da daralma derinleşirse kurtarma çabası içinde olanlar da bataklığa düşecek ve kimseye faydaları dokunamayacak.
Ülkemizdeki durum daha farklı: Hazine büyüyen bütçe açığı ve finansman ihtiyacı nedeniyle çok sıkıntılı; mali sektör Merkez Bankası’nın desteği ile bu ihtiyacı karşılamaya çalışıyor. Fakat ekonomi daraldıkça sıkıntının iyice artacağı kesin… Ve asıl önemlisi Merkez Bankası’nın da desteği ve tavsiyesi ile ekonomiyi iyice bunalıma sokmak için ne gerekir ise yapılıyor; adeta bindikleri dalı kesme telaşından vazgeçemiyorlar. Öyle ya, ekonomi daraldıkça alınan ve alınacak tüm önlemlere rağmen bütçe ve finansman açıkları büyüyecek ; kısa vadeli faizlerin daha fazla düşemediği aşamada spekülatif yönlendirmenin doğal sonucu olarak kar realizasyonları hızlanacak, makyaj silindikçe kel görünecek. Bunu biraz daha geciktirmek için Türk Lirası değerlenir, Merkez Bankası bir kez daha faiz indirir; fakat buna paralel olarak belli bir gecikme ile işsizlikte artış hızlanır, ama finansal piyasalar bir süre daha görüntüyü kurtarmış olur.
Para politikasının iyice gevşemesini, maliye politikasının olabildiğince sıkılaşmasını isteyenlerin evdeki hesabı çarşıya uymayacak.
Geniş kesimlere yeni fatura çıkarmakta anlaşanlar, birbirlerine güvenemez hale gelecekler!..


Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız