| Niyetlerle söylemler örtüşmüyor |
| Pazartesi, 28 Eylül 2009 11:54 | |||
![]() G-20 Zirvesi sonuç bildirisi taslağına ilişkin olarak basına yansıyan haberlere baktığınızda kafanız karışabilir, bir şeylerin değişmeye başlayacağını düşünebilirsiniz! Krize yol açan dengesizliklerin giderilmesi için reformlar yapılması konusunda mutabakata varılmış: Ülke bazında dış ticaret açıklarının düşürülmesi, bütçe açıklarının daraltılmasına yönelik hedefler formüle edilecek, fakat hedefi tutturamayan ülkelerin cezalandırılması söz konusu olmayacakmış. Ekonomiyi canlandırma ve destek programları küresel iyileşme güçlenene kadar sürdürülecekmiş. Gelişmiş ve gelişmekte olan bu yirmiler, ekonomi politikalarında eşgüdümü sağlayacak ve dünya ekonomisi için öncelikli karar forumu olacakmış… Teşhislerin eskiye oranla daha isabetli olması, daha önce görmezden gelinen sorunların artık kabullenilmesi gibi unsurlar farklılık olarak dikkat çekiyor, fakat bunlar gerçekçi olunduğu ve kalıcı çözümler yönünde gerekli ve yeterli çabaların seferber edileceği anlamına gelmiyor. Sadece geniş kitlelerin güvenini yeniden kazanmak ve beklentiler yolu ile onları yönlendirebilmek adına böyle görünmek zorunda kalıyor da olabilirler… Ayrıca küresel düzeyde bir şeylerin değiştiği de kesin: Güç dengeleri değişiyor, çıkar çatışmaları farklılaşıyor, gerek küreselleşmenin gerekse taraftarlarının iflasa koştuğunu gizlemek zorlaşıyor. Söylemler niyetlerle örtüşmüyor! Soralım; kuralsız serbest piyasa uygulamasından planlama ve yönlendirici serbest piyasaya doğru bir geçiş mi amaçlanıyor? Ödenemeyecek borçlar için uluslararası bir tahkim tasarlanıyor mu? Gelir dağılımı ve rekabet koşullarındaki olumsuzluğu gidermek için gerekli ve yeterli çaba konusunda seri ve kararlı olunacak mı? Bu ve benzeri sorulara evet yanıtı verilemiyor ise sorunların ağırlaşması önlenemez, küresel iyileşme mümkün olmaz, mevcut uygulamaların maliyeti giderek büyür ve istikrarsızlığı derinleştirir. Kamulaştırma, korumacılık ve aşırı parasal genişleme hangi küresel sorunu çözecek? Çözüm üretilemiyor ve sorunların ağırlaşması engellenemiyor ise her ülkenin kendi başının çaresine bakma yönünde bağımsız hareket etmesini kim, nasıl önleyecek? Bir süre önce ABD, Çin’den ithal edilen oto lastiklerine ek gümrük vergisi uygulayarak korumacı bir önlemi uygulamaya koydu; bu yaptığının korumacılık olmadığını, sektörel güçlendirme amacı ile yapıldığını iddia etti. G-20 Zirvesi’ne de Çin gibi ihracata yönelik büyüme eğiliminin sınırlandırılması talebi ile geldi. Bu durumun yaratacağı belirsizlikten korkulduğu için niyeti gizleyecek şekilde söylem farklılaştırıldı: Dış ticaret ve bütçe açıklarının azaltılması için formül üretilmesi şekline dönüştü. Hem korumacılığa karşı olunduğu söylendi, hem de korumacı önlemler meşrulaştırıldı!.. G-20’ler kendi içlerindeki çıkar çatışmaları çözmek konusunda uzlaşamaz ve laf cambazlığı yaparken, küresel sorunları nasıl çözecek, eş güdümü nasıl sağlayacak?.. Ayrıca dış ticaret ve bütçe açığını önleyecek formüllerin küresel büyüme, enflasyon ve işsizlik üzerindeki etkilerinin hiç hesaba katılmadığı da açık. Örneğin, Türkiye bu sorunlarını çözmek için ne yapmalı veya Avrupa Birliği nasıl bir strateji değişikliğine gitmeli? Söylemin samimi olduğundan hareketle sorgulamaya başladığınızda, gerçek niyetlerin beyan edilenden çok daha farklı olduğu açığa çıkıyor. ABD, AB ve Japonya’dan oluşan gelişmiş ekonomiler güç kaybediyor, sorunları çözemiyor ve kontrol altında tutamıyor; sürekli taviz vermek zorunda kalıyor. Çin, Rusya, Hindistan ve Brezilya gibi ülkeler ise güçleniyor, bu konjonktürden yararlanıyor ve önüne konulanla yetinmek niyetinde görünmüyor. G-20 sonuç bildirisi, olmayan uzlaşıyı varmış gibi göstererek sadece günü kurtarmaya çalışıyor, ancak sorunlar ağırlaşmaya ve güç dengeleri değişmeye devam ediyor. Güçlenenler verilen hakları alacak ve daha fazlasını isteyecekler; güçlü olmanın avantajını sonuna kadar kullanmaya çalışacaklar, Batı ise çözümü ideolojik olarak karşı olduğu unsurlarda arayacak, ama kendi kamuoyu desteğini bile koruyamayacak, güç kaybetmeye devam edecek. Herkesi aptal yerine koymanın, adaletsizliğin bedelini ödeyecek… Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

