Mevsimlik dalgalanmalar
Pazartesi, 07 Eylül 2009 13:20

Sonbaharın yaklaşması ile birlikte unutturulmaya çalışan gerçekler kapıyı çalmaya başlıyor. Belirsizlik ve kırılganlıktaki yüksek düzeyi gizlemek, beklentileri yönlendirmek zorlaşıyor. Zira eylül ayı mevsimlik dalgalanma açısından önemli bir kırılma dönemi ve ne yapılır ise yapılsın bu durumu değiştirmek mümkün değil. Hal böyle olunca sermaye piyasalarında satış baskısının artmış olmasına, petrol ve diğer hammadde fiyatları kısmen gerilerken, altının atak yapmasına şaşırmak gerekiyor.
Söylemek istediğimizi daha iyi ifade edebilmek için mevsimlik dalgalanmayı ve yarattığı eğilimleri tanımlamakta yarar var. Dünya nüfusunun büyük kısmı kuzey yarımkürede yaşıyor ve bu bölgedeki iklim değişiklikleri mevsimlik dalgalanmalar üzerinde belirleyici oluyor. Ülkemiz de kuzey yarımkürede yer aldığı için bu durumu anlamak daha kolay. Nisan- eylül döneminde ekonomi canlanıyor, istihdam ve talep artıyor, paranın devir hızı yükseliyor. Tarımda hasat döneminin devreye girmesi, turizm faaliyetinin artması, okulların açılması ve kışa hazırlık gibi faktörler bu süreçte etkili oluyor. Fakat eylül-nisan döneminde tam aksi yaşanıyor; ekonomi daralıyor, işsizlik artıyor, fiyat dalgalanmaları daha sert olabiliyor, paranın devir hızı düşüyor; sürpriz belirsizliklerin yarattığı etki daha büyük olabiliyor. Hal böyle olunca bu mevsimlik dalgalanma bütçe açığından kamu finansmanına, sermaye hareketlerinden döviz kuruna pek çok değişkeni etkileyebiliyor.
Hatırlanacağı gibi nisan ayı küresel kriz açısından önemli bir tarih olmuştu: Daha önce alınan önlemlere rağmen olumsuzluklar ağırlaşmaya devam etmiş, fakat bu durum anılan dönemde G-20 zirvesini takiben değişmeye başlamıştı. Adeta nakit pozisyonda olanlar risk almaya zorlanmıştı: Bugüne kadar sermaye piyasaları ile birlikte hammadde fiyatlarının da yükseldiğini, krizin bilançolar üzerinde yarattığı tahribatın azaldığını ve küresel talepte sınırlı da olsa bir hareketlenme yaşandığını gördük. Alınan önlemler mevsimlik dalgalanmanın da büyük katkısı ile kısa vadede güven bunalımının hafiflenmesine katkı yaptı.
Fakat bugün için mevsimlik dalgalanmanın sonlarına yaklaştık ve ciddi bir soruya yanıt aramaya başladık: Durgunluktan çıkıldığı söylemleri, gerçeği ne oranda yansıtıyordu? Mevsimlik dalga yön değiştirince durgunluk yeniden derinleşebilir ve riskten kaçınma eğilimi yeniden güçlenebilir miydi?
Bu ve benzeri sorulara biraz kafa yorduğunuzda sermaye piyasalarında satış baskısının neden arttığını, altının diğer hammaddelerden ayrışarak neden yükseldiğini daha iyi anlayabilirsiniz…
Şahsen durgunluktan çıkış yönünde yapılanların çok yetersiz kaldığını, yapay görünümler yolu ile beklentileri yönlendirerek sorunların çözülemeyeceğini düşünüyorum. Etkili ve yetkili kesimler mevsimlik dalganın yardımı ile bir görüntü yarattılar, fakat bu durumun kalıcı olması pek mümkün değil. Önümüzdeki altı ayda işsizliğin bir yıl önceki seviyelerin üzerine çıktığını, talebin zayıfladığını, Merkez Bankalarının aşırı gevşek para politikasına devam edeceği ve faizleri kısa vadede yükseltemeyeceği, enflasyonist baskıların nakitten kaçış nedeniyle güçleneceği ve sermaye hareketlerinin yeniden daralacağı bir döneme giriyoruz.
 Gelişmeler durgunluktan çıkıldığını iddia edenlerin, bu yönde çaba harcayıp da başarısız olanların itibarını iyice sarsacak; geniş kitleleri beklentiler yolu ile yönlendirmek ve istikrarsızlık artışını önlemek pek mümkün olamayacak.
Bir düşünün nisan-eylül dönemindeki canlanma döneminde kimin durumu iyiye gitti? Köylü  ürününü satamıyor, ağustos ayı ihracatı hala bir yıl öncesinin yüzde 30 altında seyrediyor, esnaf  ve emeklinin durumu ise ayrı. İnşaat sektöründen ise hiç ses gelmiyor…
Önümüzdeki altı ayda neler yaşanacağı konusunda kafa yormak ve olabileceğince tedbirli olmaya çalışmakta yarar var!..

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız