|
Pazartesi, 12 Ocak 2009 18:32 |
|

Gerek finansal piyasalar gerekse iş dünyasının, 2009 yılına ilişkin beklentileri karışık bir görüntü sergiliyor; yılın ilk yarısında ekonomik daralmanın etkili olacağı ve işsizliğin artacağı, ikinci yarı veya son çeyrek dönemde toparlanmanın başlayacağı iddia ediliyor. Şahsen bu tahmini, gerçekleşmesi pek mümkün olmayan bir temenni olarak algılıyorum. Zira sermaye hareketleri ve küresel ticaret hacminin bir daha kriz öncesi hacmine ulaşamayacak şekilde daraldığını, kurtarma paketleri ve verilen garantilerin, gelir dağılımı ve rekabet koşullarındaki olumsuzlaşmayı düzeltemeyeceğini düşünüyorum. Ancak daralmayı kontrol altına alabilmek ve güven bunalımının tahrip edici etkisini frenlemek ve zaman kazanmak adına böyle bir beklentiye ihtiyaç duyulduğunu tahmin ediyorum. 2001 yılı sonrasında dünya ekonomisinde yaşanan eğilimlere baktığımda sorunların ağırlaşması pahasına günün kurtarıldığını ve sürdürülebilir olmayan yaklaşımlarda ısrar edildiğini düşünüyorum. Örneğin rekabet koşulları ile gelir dağılımının bozulması ileride durgunluk yaşanacağının habercisidir ve ciddi bir belirsizlik unsurudur. Bu olumsuzlukları gidermek yerine ağırlaşmasına katkı yapacak yaklaşımlarda ısrar etmek büyük bir hatadır ve ekonomi bilimi açısından tutarlı bir tercih değildir. Fakat siyasi gerekçelerle geri dönüşü olmayan bu yola girildi. Para politikaları olabildiğince gevşetildi, menkul ve gayrimenkul şeklindeki varlık değerlerini yükselterek faaliyet dışı gelir yaratmak amacı ile birlikte kredi hacmi; sorunları ağırlaştıracak şekilde abartılı genişletildi. Sınai üretimden gelen tehlike sinyallerine itibar edilmedi. Dünya ekonomisi balon gibi şişirildi. Varlık fiyatları ile birlikte hammadde fiyatları da yükseldi; fakat sağlıksız genişleme üretim cephesinde dengeleri bozdu; sınai ürün fiyatları arz fazlası nedeniyle gerilerken hammadde fiyatları yükseldi, tarımsal ürün fiyatları yerinde sayarken girdi fiyatları arttı. Bilançolar yıprandı, geri dönmeyecek kredi hacmi her geçen yıl katlanarak arttı. Küresel krize davetiye çıkarıldı fakat geldiğinde yaşanan paniği kontrol altına almak mümkün olmadı. Bu aşamadan sonra ne yapılır ise yapılsın faaliyet gelirleri artmayacak, aşırı kilolar verilecek, sancılı ve uzun süreli bir normalleşme dönemi yaşanacak. Kredilerde daha seçici olunacak ve risk alma isteği belli seviyeleri aşamayacak. Fiyat hadleri zorunlu ihtiyaç maddeleri lehine ve diğerleri aleyhine değişmeye devam edecek. Toplam küresel talep ve küresel gelir dalgalı bir şekilde gerilemeyi sürdürecek. Yeni bir dünya düzenine yönelik genel bir uzlaşı olmadığı sürece korumacı yaklaşımlar gündeme gelebilecek ki, bu da uluslararası ticaret hacmi ve sermaye hareketlerini daraltmaya devam edecek. Eğer Merkez Bankaları likiditeyi iyice bollaştırır ve kredilerin artması için yoğun çaba harcar ise durum düzelmeyecek, sorun büyüyecek. Toplam arz, toplam talep, toplam gelir daralacak; sosyal ve siyasi istikrarsızlık artacak. Gelişmiş batı ekonomilerindeki talep ne 2009’da ne de 2010’da eski düzeyine gelecek; satılamayacak mal ve hizmet üretilmeyecek. Arz fazlasının tasfiye süreci ekonomik daralmayı derinleştirecek, gelişmiş ülkelerin yarattığı katma değerle birlikte tasarruf stokları da eriyecek. Onlara bir şeyler satarak ayakta kalmaya çalışanlar arasındaki rekabet sertleşecek. Bir yandan gelir erimesi diğer yandan fiyat hadlerinin zorunlu ihtiyaç maddeleri lehine ve diğerleri aleyhine değişmesi gelir dağılımını bozacak. Para ve maliye politikalarının etkinliği azalırken, güvensizliğe bağlı tepkisellik daha ön plana çıkacak. Likiditenin bol ve talebin yüksek olduğu dönemleri iyi değerlendirip güçlenenler daha az etkilenirken diğerlerinin sıkıntısı büyük olacak. Direnci yüksek ve hareket kabiliyeti yüksek olanlar bu krizden küçülerek çıkabilir ve daha sonraki fırsatlardan yararlanarak yeniden büyüyebilirler. Fakat, aksi durumda olanlar için zor bir döneme girildiği kesin… Gelişmiş ekonomiler küçülecek ve uzunca bir süre yeniden büyüme şansları olmayacak; bu durum diğer ekonomileri de paralel şekilde etkileyecek. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|