| Kemerleri bağlayın, çakılıyoruz!.. |
| Pazartesi, 12 Nisan 2010 14:17 | |||
![]() Bu hafta başında Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan mart ayı enflasyon rakamları ile döviz piyasalarımızda yaşanan eğilimler arasında oldukça güçlü bir ilişki var ve geleceğe yönelik belirsizliğin rekor düzeylere taşınması potansiyelini besliyor. Mali sektör ve kamu kesimi, küresel kriz sırasında yaşanan olumsuzluklardan ders almamış gibi görünüyor. Daha açık konuşmak gerekirse üreten kesimler çok daha zor koşullarda yaşamaya mahkum ediliyor… Önce mart ayı enflasyon rakamlarına bakalım: Tüketici fiyatları yüzde 0,58 oranında yükselirken, üretici fiyatlarındaki hareket yüzde 1,94 olarak gerçekleşmiş. Bu tablo çok ciddi ve maliyet kökenli bir enflasyon baskısı ile karşı karşıya kaldığımız anlamına geliyor. Küresel düzeyde temel girdi fiyatlarında yaşanan yukarı yönlü hareket nedeniyle pek çok sektörün maliyetlerinde gerçekleşen sıçrama, üretici fiyatlarında hesaplanan artışın çok üzerinde seyrediyor. Bu durum kaçınılmaz olarak tüketici fiyatlarını da aynı yönde etkileyecek, beklentileri bozacak ve ekonomiyi daraltacak. Bu büyük tehlikeye karşı mali sektör ve kamu, sorunun büyümesine izin veren ve sadece günü kurtarmayı amaçlayan eski yaklaşımını tekrarlamaktan başka bir şey yapmıyor: Türk Lirasını değerlendirerek maliyet kökenli baskıları kontrol altına almaya çalışıyor. Son iki hafta içinde döviz sepetine karşı Türk Lirasında yaşanan değerlenme yüzde 4 düzeyine yaklaştı; üreten kesimleri iyice çaresizleştirdi, gerek içeride gerekse dışarıda Uzak Doğu kökenli rakipleri ile rekabet şansını ortadan kaldırdı. Bu durumda pek çok üreticinin havlu atması, işsizliğin ve sorunlu kredi hacminin yeni rekorlara koşması ihtimali anormal düzeylere ulaştı. Fason üretim yapan ve oldukça sınırlı kar marjları ile üretim yapan kesimlerin faaliyetini sürdürme şansı önemli ölçüde azaldı. Bu ortamda başta işsizlik konusuna çözüm aramak için sivil toplum kuruluşlarını bir araya getiren TOBB yönetimine sormak gerekiyor: Üyelerinizle ve üreticilerle dalga mı geçiyorsunuz? Bankaların ve kamu kesiminin sorumlularına sormak gerekiyor: Bindiğiniz dalı kesmekte olduğunuzun farkında olamayacak kadar çaresiz misiniz? Korkunun ecele faydası olmadığını bilmiyor musunuz? Halkı önemsemiyorsanız kimlere hizmet etmeye çalışıyorsunuz?.. Benimsenen talihsiz yaklaşım bireysel ve kurumsal düzeyde yaşanan krizi derinleştiriyor: Faaliyet gelirleri eritiliyor, borçlar büyüyor ve geri ödenmesi imkansızlaşıyor. Borçların yapılandırılması yolu ile bu kötüye gidiş gözlerden uzak tutulmaya çalışılıyor. Fakat işletmeler faaliyetini durdurmak zorunda kalmaya başlayıp işsizlik tırmanışa geçtiğinde panik başlıyor: Türkiye krizden en çok etkilenen ülkeler arasında ön sıralarda oluyor!.. Bazıları ‘Ne yapalım sermaye geliyor, vatandaş döviz satıyor ve elimizden bir şey gelmiyor’ diyerek, gelecek tepkileri geçiştirmeye çalışabilir. Onlara güvenmeyin ve geleceğinizi onların insafına bırakmamak adına en zor kararları bugünden almaya çalışın… Aksi takdirde kaybedebileceğiniz hiçbir şey kalmayacak. Göründüğü gibi olmayanlara anladıkları dilden cevap vermek dışında bir seçeneğiniz yok!..
|

