İhracatın sorunları!..
Pazartesi, 23 Kasım 2009 14:15


Merkez Bankası’nın Araştırma Bölümü tarafından yapılan ve Başkanı tarafından açıklanan bir çalışmada ihracatın sorunları irdelenmiş: Türkiye’nin ihracatı, ithalat bağımlısıymış ve kalite sorunları varmış!
Ön plana çıkarılan sorunlar böyle olunca ortaya çıkan tartışmaların harareti ise farklı boyutlara çıkabiliyor. Sanayi Bakanı hemen devreye giriyor ve kalite konusundaki tespite karşı çıkıyor, Türk Lirasının değerli oluşunun birincil sorun olduğu tespitini yapıyor. Merkez Bankası Başkanı ise söz konusu araştırmayı savunmakta zorlanıyor.
İhracatın sorunları konusundaki çalışma Merkez Bankası açısından belalı bir iş: Gerçekleri öncelik sırasına göre dile getirse para politikası uygulamaları açısından ‘ofsayt’a düşecek veya bu çelişkiyi gizlemek adına döviz kuru dışındaki sorunları abartarak konuyu geçiştirmeye çalışacak. Genelde sorun olarak değerlendirilmeyen konuları ‘öyle imiş’ gibi göstererek yeni bir şey söylüyorlarmış havası yaratıp tereciye tere satmaya kalkacak! Ve tabii ki olmayacak, bu çalışmayı yaptıklarına da Başkan’ın ağzından kamuoyuna açıkladıklarına da pişman olacaklar. Sanayi Bakanı ise anında tepki vererek, belki itibar kazanacak, fakat bu açmazı yaratan politikalarda neden ısrar edildiği sorusuna yanıt veremeyeceği için bu durum kalıcı olamayacak…
Ülkemizdeki sınai üretimin kalite sorunu yoktur, eğer olsa idi sınai ürünlerin toplam ihracat içindeki payı yüzde 86,6’ya ulaşamaz ve bunun çok büyük bir kısmı da oldukça seçici olduğu bilinen gelişmiş ekonomilere yapılamazdı. Diğer taraftan ihracatımızın ithalat bağımlısı olarak görüntü vermesi ise sadece sorunlara bağlı bir sonuçtur ve kökenine inmediğiniz sürece hiçbir anlam ifade etmez. Ayrıca gelişmiş ülkelerdeki sınai üretimin de aynı durumda olduğunu, olumsuz rekabet koşullarının bu eğilimi zorunlu kıldığını kabul etmek gerekiyor. ‘Outsourcing’ olarak tanımlanan durum piyasa payını, markayı korumak, maliyetleri kontrol altında tutarak gelir erimesini önlemek veya faaliyeti sürdürmeye devam edebilmek gibi ihtiyaçlara cevap verdiği için yaygınlaştı…
Türkiye’deki sanayici çok olumsuz koşullarda hayatta kalabilme mücadelesi veriyor. Rekabet ettiği ülkelere göre enerjiyi çok daha pahalıya alıyor, emek konusunda görece daha yüksek bir maliyete katlanıyor, sermayeye daha yüksek faiz ödüyor ve teknoloji üretmiyor. Bu koşullar varlığını koruduğu sürece sanayiciden ne yapması isteniyor? Ülkemizde uygulanan politikalar ya bu olumsuzlukların yükünü hafifleterek üreticiyi destekleyecek ya da onların çaresizliğini seyredecek ve politikaları değiştirmeden son nefeslerini vermelerini bekleyecek!.. Üretici ise bu olumsuz koşullar altında, küresel düzeyde olumsuz rekabet koşulları nedeniyle sınai ürün fiyatları geriler ve temel hammadde fiyatları yükselirken mücadele edecek, destek vermesi gerekenlerin çelmeleri ile ayakta zor duracak… İşin içine girip temel sorunları görmeden, dışarıdan gazel okumak ayıptır, büyük bir mücadele verenlere saygısızlıktır. Kimisi markalaşın der, kimisi kalite sorunu ve ithalata bağımlı der; ve bu sözler üreticiye küfür gibi gelir. Merkez Bankası ve bankaların araştırmaları ile siyasiler, sırça köşkten gazel okumaya devam ederler. Bir an bile mevcut konumlarını o insanlara borçlu olduklarını düşünemezler: Eğer sanayici bu olumsuz koşullarda mücadele etmek anlamsız deyip üretimi durdursa ve politika değişikliği için bastırsa idi bugünkü durum nasıl olurdu?..
Türkiye ekonomisi çok sorunludur ve mevcut politikalar günü kurtarmak pahasına bu sorunları ağırlaştırmaktadır. Günü kurtarmak Türk Lirasının değerli olmasını, enflasyon ve faizlerin düşmesini gerektiriyor ve tersine tahammül edemiyor ise üreticilerin tüm politikalar değişinceye kadar finansçıya ve siyasetçiye hiçbir koşulda güvenmemesi, onların ipiyle kuyuya inmemesi gerekiyor…

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız