Hiçbir şey eskisi gibi olamayacak!
Pazartesi, 25 Mayıs 2009 17:00

alt

Mayıs ayının ikinci yarısı itibariyle gerek Türkiye ekonomisine ilişkin beklentiler gerekse küresel düzeydekiler, finansal piyasalardaki eğilimleri teyit etmiyor. Önümüzdeki altı aylık dönem içinde nelerin olacağı veya nelerin olmayacağı öngörülemediği için belirsizlik yüksek düzeyini korumaya devam ediyor. IMF ile bir anlaşmanın mümkün olup olamayacağı, vergi indirimlerinden oluşan dördüncü ve beşinci pakete ilişkin uygulamaların öngörülen süre sonunda ne olacağı, ekonomideki daralmanın hareket yeteneğini giderek daraltan ve sorunları ağırlaştıran etkileri bu sonuçta belirleyici oluyor. Asıl önemlisi her kafadan bir ses çıkıyor, yetkililerin ise zorlaşan koşullar karşısında nasıl bir tavır alacağı kestirilemiyor.
Son iki ay içinde finansal piyasalar kayıplarını kısmen geri aldı, fakat sürdürülebilir olmadığı bilinen bu durum makroekonomik göstergelerdeki olumsuzluğu cüzi miktarda azaltsa da eğilimleri değiştiremedi. G-20 Zirvesi sonrasında başta gelişmekte olan ekonomilerde iyimser rüzgarların etkili olması için harcanan yoğun çaba, iş stoklarının nakite çevrilmesi ve dolaylı olarak borç-alacak zincirindeki sorunların hafiflemesi, Kredi Garanti Fonu ve IMF anlaşmasına ilişkin beklentiler finansal piyasaları rahatlattı: Varlık değerlerindeki kaybın kısmen geri alınması kurumsal bilançoları rahatlattı; Türk Lirası’nın bir miktar değerlenmesi ve kısa vadeli faizlerin bu sayede seri bir şekilde gerilemesi de görüntünün kurtarılmasına yardım etti. Ancak kredi faizleri gerilemedi, ekonomi daralmaya ve işsizlik artmaya devam etti; cari açık ve dış ticaret hacmi gerilerken bütçe açığı ve kamu finansman açığı kontrolsüz bir şekilde büyüdü. Sonuçta ekonomi ile finansal piyasaların işaret ettiği zıt yönler kafaları karıştırdı, belirsizlik azalmadı.
Yukarıda özetlemeye çalıştığımız çelişkili görüntüden çıkarılacak dersler var. Normalde finansal piyasaların ekonomideki eğilimleri veri kabul edip bunları fiyatlaması ve herhangi bir çelişki yaşanmaması gerekiyor. Fakat küreselleşme olarak ifade edilen kuralsızlık ve benimsendiği bölgelere yönelik sermaye akımı bu durumu farklılaştırmıştı. Faaliyet gelirleri azalırken, menkul ve garyrimenkul değerleri şişmiş, faaliyet dışı gelir oluşumuna, bu yolla toplam gelir artışına sebep olmuş, finansal piyasaları etkileyen beklentiler ekonomiyi de sürdürülebilir olmayan şekilde hareketlendirmişti. Fakat bu kez durum farklı!
Menkul ve gayrimenkul şeklindeki varlık değerlerindeki kaybın kısmen geri alınmış olması yeniden faaliyet dışı gelirler yaratılacağı anlamına gelmiyor; zira faaliyet dışı gelir yaratayım derken oluşan devasa zararların ancak küçük bir kısmı geri alınabildi. Bu süreçte gelir dağılımı ve rekabet koşulları iyice olumsuzlaştı ve faaliyet gelirlerini iyice eritti, ekonominin daralıp işsizliğin artmasında belirleyici oldu. Bu durum bir yandan varlık değerlerindeki tüm kaybın gittiği gibi geri gelmesini imkansızlaştırdı, diğer yandan ekonomideki olumsuz eğilimlerin terse çevrilmesini mümkün olmaktan çıkardı.
IMF ile bir anlaşma yapılsa bile ekonomi daralmaya devam edecek ve finansal piyasalar da ters yönde daha fazla ilerleyemeyecek; denedikçe devreye girecek satış baskısı sonuç üzerinde belirleyici olacak. Ayrıca zorunlu ihtiyaç malları ile diğerleri arasındaki fiyat hadlerinin ilki lehine değişecek olması, sorunların daha da ağırlaşmasına katkı yapacak. Gelişmeler zorunlu ihtiyaç mallarını ithal etmek ve net dış borçlanma ihtiyacı olan ekonomileri daha olumsuz etkileyecek; finansal piyasaların bu gerçeği görmezden gelmesi de pek mümkün olamayacak.
Bugün ciddi sıkıntılar yaşıyoruz ve mevcut politikalarla sorunları çözemiyor, belirsizlik ve kırılganlığın artmasını önleyemiyoruz. Kısa vadeli bakış açısı ve sürdürülebilir olmayan eğilimlere bağımlı kalınması bu nedenle sürpriz sayılamaz. Fakat devamında oldukça sancılı olmaya aday büyük bir değişim ve dönüşüme hazırlıklı olmamız gerekiyor. Yıl sonunda veya 2010 yılında her şeyin düzeleceğini iddia edenler ya hayal görüyordur ya da kendi paçasını kurtarmak veya biraz daha idare etmek derdindedir…

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız