| Hiçbir şey eskisi gibi olamayacak! |
| Pazartesi, 17 Mayıs 2010 13:34 | |||
![]() Geçtiğimiz hafta başında avro ve kullanıldığı ülkeleri koruma amacı ile devreye sokulan 750 milyar avroluk kaynak, kararı alanların umduğu sonucu yaratamamış ve finansal piyasaları tatmin edememiş gibi görünüyor. Gelecekte yaşanacakları, Türkiye ve dünya ekonomisinde ortaya çıkacak gelişmeleri öngörebilmek için konuyu irdelemek özel bir önem taşıyor. Zira oldukça hacimli destek paketine rağmen avronun küresel düzeyde değer kaybetmeyi sürdürmesi ve Türk Lirasındaki değerlenmenin hızlanması, geri planda tutulmaya çalışılan gelişmelerin daha önemli olabileceği kanaatini güçlendiriyor. Avrupa Birliği bölgesinde ekonomi daralmaya devam ediyor, mali sektör yıpranıyor, bütçe açıkları ve kamu borç yükleri artıyor. Sorun yalnız Yunanistan, Portekiz ve İspanya ile sınırlı değil, kimse önünü göremiyor, belirsizlik ve kırılganlık tırmanıyor. Borç yapılandırması ve maliye politikalarının olabildiğince sıkılaştırılmasının yeterli olmayacağı kanaati güçleniyor; zira bu uygulamaların ekonomiyi daha da daraltabileceği ve sorunların ağırlaşmasını önlemenin mümkün olmayabileceği düşünülüyor. Yunanistan çok tartışıldı, devamında 110 milyar avroluk kurtarma paketi devreye girdi. Finansal piyasalar bu kez Portekiz ve İspanya’yı zorlamaya başladığında 750 milyar avroluk paket acilen devreye sokuldu. Asıl önemlisi Avrupa Merkez Bankası tahvil almak zorunda bırakılarak avronun itibarını çökertmek adına büyük bir yanlış yapıldı. Yukarıda saydığımız rakamlar beklentileri düzeltmek içindi, fakat Avrupa Merkez Bankası’nın zorlandığı yeni durum beklentileri iyice olumsuzlaştırdı. Para politikasının iyice gevşetilmesi, sorunlu ülke tahvillerinin Merkez Bankası portföyüne transferi, mali sektör ve kamu dengelerini kısa vadede rahatlatabilir, fakat avrodan kaçışı hızlandırır. Ortaya çıkan bu yeni durum avroyu yatırım için cazip bir para olmaktan çıkarıp borçlanmak için uygun bir para haline getiriyor, enflasyon ve faizlere ilişkin beklentileri olumsuzlaştırıyor, ekonomik daralma ve istikrarsızlık beklentilerini güçlendiriyor. Merkez Bankalarının finansal çöplük olarak kullanılmaya başlamasının orta vadeli maliyeti çok ağır olacak gibi görünüyor. Avrupa Merkez Bankası’nın tahvil alımlarına bir sınır getirip getirmeyeceği, avronun değer kaybını durdurmak adına müdahaleler yapıp yapmayacağı konuları şimdilik belirsizliğini koruyor. Fakat AB ekonomilerinin mevcut durumu faturanın büyük ölçüde AB Merkez Bankası üzerinde yoğunlaşacağını düşündürüyor. Avronun tüm diğer paralara karşı dalgalı bir şekilde değer kaybetmesi, maliyet kökenli enflasyon baskısının hızlanması olasılıkları daha belirleyici olacak gibi görünüyor. Bu koşullarda avronun değer kaybının AB pazarını daraltması ve avro cinci borçlanmanın kolaylaşmasına bağlı olarak Türk Lirasında yaşanacak değerlenme Türkiye ekonomisini sarsabilir. Zira hem en önemli pazarın daralması hem de yerli üreticilerin rekabet gücünde yaşanacak ek olumsuzluk işsizlikte daha kontrolsüz bir tırmanışın, devamında ise mali sektör ve kamu dengelerinde bozulmanın sebebi olabilir. Koşullar ekonomik daralma olasılığının birincil tehlike olacağına işaret ediyor. Ülkemizin etkili ve yetkili kesimleri beklentileri bozmamak adına, kapıyı çalmaya hazırlanan bu büyük tehlikeyi görmezden geliyorlar. Bu durum belirsizlik ve kırılganlığın devamında yaşanacak olumsuzlukların daha önce görülmemiş seviyelere çıkmasına neden olabilir. Daha önce alınmış veya alınacak kararları bir kez daha gözden geçirmek, belirsizliğin azalmasını beklemek hayati önem taşıyor olabilir!.. Ayrıca ciddi risk almış, başka bir deyişle ‘denize düşmüş’ olup pozisyonlarını korumak zorunda olanların yaptığı yorumlara fazla itibar etmeyin!.. Uğur Civelek'in Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
|

