| Hayali varsayımlar ve gerçekler |
| Pazartesi, 22 Şubat 2010 22:00 | |||
![]() Geçtiğimiz hafta genelinde finansal piyasalarımızda yaşanan eğilimlere bakarak anormal sayılabilecek herhangi bir durum olmadığını, normalleşme sürecinin güçlenerek devam ettiğini düşünebilirsiniz. Öyle ya Türk Lirası sınırlı bir şekilde olsa da güçlenmeye devam ediyor, kısa vadeli faizler yatay bir eğilim sergiliyor ve Merkez Bankası uzunca bir süre oranların değişmeyeceği söylemini yineliyor, daha aşağı gidemeyen sermaye piyasaları ise yukarıları zorlamaya çalışıyor. Bu görüntü ile içte ve dışta yaşanan gelişmeler uyuşmuyor; sadece gerçeklerden uzaklaşmayı sürdüren varsayımlara sarılarak gün kurtarılıyor. Beklentileri bozup güvensizliği derinleştirecek gelişmeler artıyor, bunları görmezden gelerek varlığını korumaya çalışan finansal piyasalar hayal dünyasının derinliklerinde kaybolmuş gibi duruyor. Bu sahte tavrı benimseyenler ile diğerleri arasındaki uyuşmazlık büyüyor, çıkar çatışması derinleşiyor. Korkunun aklın yerini alması, sorun ve dengesizlikleri ağırlaştırıyor. Eğer serbest piyasa ve demokrasiyi savunuyor isek kayıtsız kalmamamız gereken durumlar vardır. Piyasalar görece güçlü olanların pozisyonları ve çıkarları lehine manipüle ediliyor ve gerçekçi fiyat oluşumuna izin verilmiyor ise serbest piyasa dönemi bitmiş demektir. Ülkede yürütme ile yargı arasındaki sorunlar büyüyor ve kuvvetler ayrılığı ortadan kalkıyor ise demokrasi de bitmiş demektir. Ülkenin medyası, iş dünyası ve üniversiteleri korkuları nedeniyle halktan ve adaletten yana tavır koyup, kararlı tavır sergileyemiyor, iktidar ise erken seçime giderim tehdidi ile söz konusu kesimleri kendi yanında konumlandırmaya başlıyorsa savunulacak bir değer kalmamış ve her şey tüketilmiş demektir. Kredi notu yükselmesinin, finansal piyasaları pembeye boyamanın veya gelişmekte olan ülke masalları anlatmanın söz konusu koşullarda ne anlamı olabilir?.. Eğer halktan ve adaletten yana tavır alınıyor ise gerçekler neden gizleniyor ve geniş kesimler görüntü ile uyutulmaya çalışılıyor?.. Küresel düzeydeki önemli pazarların durumu da güven vermiyor: Avrupa Birliği ağırlaşan sorunlarını nasıl çözeceğini bilemez ve çözülme sinyalleri verirken, ABD’deki durumun da göründüğü gibi olmadığı kanaati güçleniyor. Bu hafta açıklanan verilere göre ABD’de üretici fiyatları ocak ayında yüzde 1,4 oranında yükselirken tüketici fiyatlarındaki yükseliş yüzde 0,2 düzeyinde kalmış; enerji ve gıda hariç fiyat hareketleri ise üreticide yüzde 0,3 artış tüketicide ise yüzde 0,1 gerileme yönünde olmuş. Söz konusu durum ekonomiyi daraltan olumsuzlukların hala etkili olduğu fakat maliyet kökenli enflasyon baskısının da harekete geçtiğini söylüyor. Bu rakamların ardından ABD Merkez Bankası reeskont oranını çeyrek puan yükselterek yüzde 0,75’e çıkarıyor, bir anlamda her şeyin iyiye gideceğini varsayan finansal piyasaları uyarıyor!.. Sonuçta ikinci dalga şeklinde ifade ettikleri endişe büyüyor, riskten kaçınma eğilimi yeniden güçleniyor. İlkesizce büyüme ve düşük enflasyon peşinde koşup, günü kurtarma pahasına sorunların ağırlaşmasına göz yumanların hasadı, umduklarının tam aksi yönünde olacak gibi görünüyor. Merkez Bankaları hem daha fazla para basacak ve kimsenin almak istemediği riskleri almaya devam edecek hem de reaktif bir şekilde faizleri yükseltmeye başlayacak, itibarlarını tüketme yarışı içinde olabilecekler… Ülkemizde ve küresel düzeyde yaşanan gelişmeler belirsizlik ve kırılganlığın arttığını, birkaç ay sonra nelerin yaşanabileceği veya yaşanmayacağı konusunda isabetli tahmin yapılamadığını söylüyor, sistemik risk artıyor. Finansal piyasalar ise bu durumu fiyatlayamayacağı için tam aksi yöndeki varsayımlara sarılıyor. Devlet ve mali sistem, sistemi korumak adına gerçeklerden ve adaletten uzaklaşıyor, faturayı ödemek zorunda bırakılan geniş kesimler bunalıyor, ekonomi daralmaya devam edecek ve enflasyonla birlikte işsizlik artacak gibi görünüyor. Etkili ve yetkili kesimlerin korkuları nedeniyle çözümsüzlük bataklığına saplanması ve bu durumu inkar etmesi insanlığın geleceğini karartıyor… Hayali varsayımlara sarılmalarla gerçekleri yaşamak zorunda kalanlar arasındaki gerilim ve kamplaşma genişlemeye devam ediyor... Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

