Geniş açıdan AB görüntüsü
Pazartesi, 03 Mayıs 2010 13:39


Avrupa Birliği bölgesine ilişkin olumsuz gelişmelerin dozu arttıkça avro değer kaybediyor ve bu durum söz konusu pazara bağımlı olan ihracatımıza yönelik belirsizliği tırmandırıyor. Belki düzelir umudu ile sabırla bekleyenler de ne beklediğini bilmiyor, önünü göremiyor. Durumu daha iyi anlamak açısından konuya daha geniş bir açı ile ve orta vadeli bir perspektifle yaklaşmak özel bir önem taşıyor.
Evet, Yunanistan’ın ardından Portekiz ve İspanya’nın da kredi notu düşürüldü. Almanya Meclisi, Yunanistan’a yardımı bu hafta içinde onaylamaz ise kısa vadede ortalık karışabilir, onaylar ise sorunlar biçim değiştirerek büyümeye devam edebilir. AB bankacılık sistemi Berlin Duvarının yıkılması sonrasında aşırı risk aldı: 1990’ların sonuna kadar küresel düzeyde menkul kıymet ve kredi portföyünü büyüttü; Asya ve Rusya krizleri sonrasında ise Doğu ve Güney Avrupa bölgelerine yönelik risklerini her yıl rekor kıracak şekilde artırdı. 11 Eylül sonrasında ise alınmış pozisyonlar sistemi yönetmeye başladı ve yapılmaması gereken her şey yapıldı, temel ilkeler tüketildi. AB ekonomisi de ancak bu sayede yavaş da olsa durgunluktan çıkıyormuş görüntüsü verdi, fakat yine de bütçe açıkları Maastricht kriterlerine uygun hale gelemedi. Mali sistemin aktifleri balon gibi şişti, kalitesi çöktü.
Bugün Yunanistan’ın 200 milyar avroluk borcu tek sorun değil: AB mali sistemi Doğu Avrupa ülkelerine 3,3 trilyon avro düzeyinde kaynak kullandırmış! Sorunlu kredilerin düzenli olarak yapılandırılması, başta proje finansmanı olmak üzere yeni kredilerin açılması mali sistemdeki sorunların büyümesi ve değerlerinin gözlenmesinde belirleyici olmuş. Yaşanan benzer deneyimlerden ders alınmamış! Bir gün koşullar değişir de borç yapılandırmasında ve yeni kaynak kullandırmada herhangi bir sebeple isteksiz olunur ise veya güçlü birileri “kral çıplak” derse ortalık karışacak ve hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Sonuçta koşullar değişti, Atlantik’in ötesinden birileri durumu ifşa etti, kredi değerlendirme kurumları harekete geçti ve AB sıkıştı! En kırılgan olduğu dönemde birikmiş sorunları ile yüzleşmek zorunda kaldı, asıl önemlisi göründüğü gibi olmadığı açığa çıktı…
Benimsenen tercih ne olursa olsun, orta vadede AB pazarı dalgalı bir şekilde daralacak ve bu durum maliye politikası önlemlerinin de etkili olmasını engelleyecek, istikrarsızlık büyüyecek. Söz konusu bölge ekonomilerini birbirine bağlayan ilişkiler zayıflayacak ve genel tercihler farklılaşacak. Genel refah düzeyinde yaşanacak gerileme bu süreçte belirleyici olacak. Avro değer kaybedecek, enflasyon ve işsizlik artacak, bankalara kefil olan kamunun açıkları tüm önlemlere rağmen büyüyecek. Yaklaşık 400 milyon nüfuslu ve dünyanın en önemli pazarlarından biri durumundaki bölgenin geleceği küresel eğilimleri de etkileyecek, yaşların yanında kurular da yanacak!..
Küresel düzeyde rekabet koşulları daha da olumsuzlaşacak ve böyle bir şey olmayacağı varsayımına göre verilen kredilerin geri dönüşü zora girecek. Özel sektörle birlikte serbest piyasanın aşırı liberal yorumunun da etkisi azalacak; kamulaştırma, aşırıya kaçan ölçüde parasal genişleme ve korumacılık bir şekilde ön plana çıkmaya başlayacak. Küçülen pastayı paylaşmak zorlaştıkça tüm tanımlar değişecek: Görece güçlü olanlar ile bağımlı olanlar arasındaki dengesizlik büyüyecek, uluslararası hukuk yerini keyfiyete bırakacak. Kötü seçenekler arasında daha az kötü olanı seçme mecburiyeti demokrasi ve medeniyet gibi kavramların özünü tüketecek.
AB pazarında yaşanacaklar yalnız bu pazara bağımlı olan ihracatçımızı değil, tüm ekonomimizi etkileyecek; türdeş sıkıntılara katlanmak durumunda olacağız. Tarih kendini bir kez daha tekrarlayacak…

Uğur Civelek'in Tüm Yazıları İçin Tıklayınız