| Fiyat hadleri iyi şeyler söylemiyor! |
| Pazartesi, 25 Ocak 2010 10:35 | |||
![]() Küresel düzeyde değişik ürünlerin fiyatlarında yaşanan orta-uzun vadeli eğilimler, finansal piyasalardaki eğilimleri teyit etmiyor. Ekonominin durumuna göre farklılaşmakla birlikte hizmet sektörü fiyatlarının yatay bir eğilim sergilediği, nihai kullanım amaçlı sınai ürün fiyatlarının olumsuz rekabet koşulları nedeniyle gerilediği, zorunlu ihtiyaç ve hammadde konusunda ise genel bir yükseliş yaşandığı dikkat çekiyor. Bu tablo gelişmiş ekonomilerin güç kaybedeceğini, iç pazarların daralacağını ve küresel düzeydeki sorunların ise daha da ağırlaşacağını söylüyor. Finansal piyasalar ve mali sektör ise bu gerçeği ısrarla görmezden geliyor: Bir yandan kısa vadeli ve spekülatif eğilimleri destekleyerek faaliyet dışı gelir yaratmaya çalışırken, diğer yandan yeni bir dünya düzeni arayışlarına destek vermeye çalışıyor. Sürdürülebilir olmayan mevcut koşullar küresel ekonomiyi daralmaya mahkum ediyor. Para ve maliye politikaları hesapsızca gevşetiliyor, bütçe açıkları büyürken, risk alma ve yatırım yapma isteği köreliyor, sorunlu krediler artarken istikrarsızlığın etki alanı dalgalı bir şekilde genişliyor. Makro ekonomik göstergeler gerçeği yansıtmaktan uzaklaşıyor. 1945-1970 döneminde hammadde ve zorunlu ihtiyaç maddesi fiyatları yatay bir eğilim sergilerken, sınai ürün fiyatları yükselmiş, hizmet sektörü ise daha düşük bir oranla bu eğilime eşlik etmişti. Bugünün gelişmiş ekonomileri söz konusu dönemde zenginleşmiş, kişi başına gelir 30-40 bin dolar aralığına yükselmişti. Söz konusu dönemde doların satın alma gücü ise bugüne göre çok yüksekti. Zorunlu ihtiyaç maddesi ve hammadde ihraç eden, fakat sınai ürünleri ithal etmek durumunda olan ekonomilerdeki kalkınma çabası ise pek başarılı olamamıştı. Dünya ekonomisi büyüyordu ve gelişmiş ekonomilerdeki talebin toplam içindeki payı hızla artarken diğerlerininki geriliyor ve ilk gruba olan bağımlılık kademeli olarak artıyordu. 1970-1996 döneminde ise pek çok şey değişmişti. Küreselleşme lehine eğilimlerin etki alanını genişlettiği bu dönemde, doların kademeli olarak rezerv para olmaktan uzaklaşması ve satın alma gücünün dalgalı bir şekilde erimesi gündeme geldi, sorunlar oluşur ve ağırlaşırken ekonomik dengesizlikler büyüdü. Sınai üretimin yaygınlaşması, gümrük duvarlarının incelmesi, hammadde talebinin artması ve küresel nüfusta ciddi artışlar yaşanması, bakış açılarının değişmesinde etkili oldu. Tüm ürün fiyatları oldukça geniş bir bant içinde dalgalandı, ulusal ekonomilerin kendi iç dengeleri bozuldu. 1995 yılı sonrasında ise geçici bir sakinlik sonrasında tüm fiyat eğilimleri değişti: Zorunlu ihtiyaç ve hammadde fiyatları çılgınca yükselirken, sınai ürünlerin değeri geriledi, satın alma gücündeki erime hizmet sektörlerini de olumsuz yönde etkiledi. Menkul ve gayrimenkul piyasalarında Merkez Bankalarının desteği ile oluşturulan balonlar temel fiyatlardaki eğilimlerin ikinci plana düşmesinde etkili oldu, fakat güç dengelerinin farklılaşmasını önleyemedi. Gelişmiş ekonomilerle birlikte mali sektör de hatırı sayılır bir şekilde yıprandı ve sistemik risk ciddi bir şekilde artmaya başladı. Vasıflı emeğin bol ve ucuz olduğu bölgeler ile zorunlu ihtiyaç maddesi ve hammaddeleri ihraç eden ekonomiler güçlenirken, gelişmiş ekonomiler tam aksi yönde baskılar altında bunaldı. Fiyat eğilimleri güçlendikçe sorunlar ağırlaştı ve potansiyel istikrarsızlık büyüdü. Fiyat hadlerinin zorunlu ihtiyaç maddeleri lehine ve sınai ürünler ile hizmet sektörü aleyhine gelişmesi engellenemedi, küresel ekonomi daralmaya başladı. Azalan faaliyet gelirleri ve yükselen zorunlu ihtiyaç maddesi fiyatları belirsizlik ve kırılganlığı dalgalı bir şekilde artırdı. 2010 yılının nasıl geçeceğini merak edenlerin finansal piyasalardaki kısa vadeli ve spekülatif eğilimler yerine orta-uzun vadeli fiyat eğilimlerini yakından izlemesinde ve tercihlerini buna göre belirlemesinde yarar var: Fiyat hadleri muhtemelen son 10 yıldaki genel eğilimini korumaya devam edecek ve sorunlar ağırlaşacak… Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

