| Enflasyon rakamları iyi şeyler söylemiyor!.. |
| Salı, 09 Mart 2010 12:19 | |||
![]() Geçtiğimiz hafta başında açıklanan enflasyon verileri, Türkiye ekonomisi açısından kırılganlığın arttığına işaret ediyor. Gerek finansal piyasalar gerekse ekonomi açısından sorunların ağırlaştığı ve günü kurtarmanın zorlaştığı kanaati güçleniyor. Talep yetersizliğinden şikayetin ön planda olduğu bir ortamda maliyet kökenli baskıların devreye girmesi sıkıntı yaratıyor. Şubat ayında tüketici fiyatları yüzde 1,45 oranında artmış ve son 12 aylık yükseliş ise yüzde 10 düzeyini aşmış. Zorunlu ihtiyaç maddesi grubuna giren ürünlerdeki fiyat artışlarının ortalamanın çok üzerinde olması 2010 yılına ilişkin hesapların tutmayacağına işaret ediyor. İç talebin öngörülen seviyelerin çok gerisinde kalması, bütçe gelirlerinin hedeflenen düzeylere ulaşamaması, mali sektörde sorunlu kredilerde ciddi artışlar yaşanması, Türkiye’ye yönelik yabancı yatırımcı ilgisinin azalması ihtimalleri ön plana çıkıyor. Ayrıca Merkez Bankası’nın da mali sektör ve kamu kesimini desteklemek adına yapabileceği fazla bir şey kalmadığı, cephanesini tükettiği gerçeğini de hesaba katmak gerekiyor. Merkez Bankası ve piyasaların 2010 yılı enflasyonuna ilişkin daha önceki beklentileri farklıydı: 2010 yılı Mayıs ayına kadar baz etkisi nedeniyle enflasyonun yüzde 8-9 düzeylerini zorlayabileceği, fakat yılın ikinci yarısında bu oranın gerileyeceği öngörülüyordu. Yüzde 6,5 düzeyine kadar düşürülmüş olan kısa vadeli faizlerin ise dördüncü çeyrek döneme kadar değişmeyeceği varsayılıyordu. Bu hesapta ekonominin en az yüzde 3,5 oranında büyüyeceği, bütçe açığı küçülürken cari açığın büyüyeceği öngörülmüştü. Mevcut koşullarda açıkça itiraf edilmemiş olsa bile beklentilerin olumsuz yönde değişmeye başladığını kabul etmek gerekiyor. Daha mayıs ayı gelmeden, şubat ayında yıllık tüketici enflasyonu yüzde 10 düzeyini aştı, konuşulmasa bile yükselişin devam edeceği tahmin ediliyor ve yılın ikinci yarısında bu oranın nasıl gerileyeceği bilinmiyor! Günü kurtarmak adına enflasyonun gerilemesi dördüncü çeyrek veya 2011 yılına öteleniyor. Ekonominin dile getirilen ölçüde hareketlenmeyeceği netleşiyor. Mevcut koşullarda yabancı sermaye ilgisi ve döviz kurunda yaşanacak gelişmelerin önemi artıyor. Orta vadede risk artarken, tüm yatırım araçlarının negatif reel getiri sunuyor olması olumlu düşünmeye izin vermiyor, belirsizlik ve kırılganlık artıyor. Zira enflasyon yukarı yönde öngörülen düzeylerden uzaklaştıkça ekonominin daralacağı, bütçe açığı ve kamu finansman ihtiyacı artarken sorunlu kredilerin hızlanan bir şekilde büyüyeceği ve günlük ihtiyaçları karşılamanın zorlaşacağı biliniyor. Enflasyon arttıkça veya bu artış Türk Lirasını değerlendirerek baskılandıkça hem yerli üretimin rekabet gücü azalacak, hem de tüketicinin satın alma gücü erimeye başlayacak ve ekonomi daralacak. Mevcut politikalar değişmediği takdirde sıkıntı kademeli olarak büyüyecek, arz ve talep cephesindeki olumsuzluklar mali sektör ve kamu kesimini de aynı yönde etkileyecek. Bu gidişi görmezden gelenler bir aşamadan sonra yanlış yaptıklarını kabullenip aşırı tepkiler vermeye başlayacaklar ve ortalık karışacak. Geçen hafta dile getirmiştik. Yabancı yatırımcılar Türkiye riskini azaltmaya çalışıyor. Bu durum döviz kuru yoluyla ekonomimize ilişkin başta enflasyon olmak üzere tüm beklentileri olumsuzlaştırıyor. Merkez Bankası öngörülenden çok daha erken kısa vadeli faizleri yükseltmek zorunda kalabilir, fakat bu saatten sonra bir şeylerin düzelmesi kolay değil. Mali sektör ve kamu kesimini olduğundan daha iyi göstererek günü kurtarma döneminin sonu yaklaşıyor. Önce enflasyon diyerek üretim cephesindeki sorunları görmezden gelenlerin de ne ektilerse onu biçecekleri günler yaklaşıyor!.. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

