|
Pazartesi, 06 Nisan 2009 16:10 |
|

G-20 zirvesinden çıkan sonuç bildirgesine baktığımızda, küresel krizin temelindeki gerçek sebeplere hiç dokunulmadığı, sadece psikolojik sonuçların yönlendirilmeye çalışıldığı dikkat çekiyor. Hal böyle olunca da dağ fare doğurdu deyimi hatırlanıyor. Zira sebep niteliğindeki yapısal sorunlar ağırlaştıkça güven bunalımının kalıcı olarak aşılmasının mümkün olamayacağını söylemek için kahin olmak gerekmiyor. Bol sıfırlı rakamları sıkça telaffuz etmek bu çifte standardı ve ikiyüzlülüğü gizleyemiyor. Gelir dağılımındaki aşırı bozukluk ve rekabet koşullarındaki dayanılmaz olumsuzluğu, serbest piyasa koşullarında çözemeyeceklerini ve devamında yaşanacakları engelleyemeyeceklerini bildikleri için bu konulara hiç girmiyor, krizin temel sebebi olarak da göremiyorlar. Bu sorunlar ve büyük dengesizlikleri speküle ederek ve kral çıplak diyerek kolay para kazanan hedge fonları suçlayabiliyorlar! Çaresizleşen büyük çoğunluğu sakinleştirmek adına güçlü azınlık da fatura ödeyecek, tüm fatura size çıkmayacak mesajı veriyorlar: Prim ve ödemelerde yeni kurallar gelecek, vergi cennetleri eskisi gibi çalışamayacakmış! Ayrıca IMF, Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü gibi kurumların finansal gücü artırılarak daha etkin olmaları sağlanacakmış!.. Kendi uyguladıkları korumacı eğilimlerin yaygınlaşmaması ve sorunları ağırlaştırmaması için çaba harcayacaklar ve yoksul ülkelere gereken destek ve yardımı yapacaklarmış!.. Gelir dağılımı ve rekabet koşullarındaki devasa boyutlara ulaşan olumsuzluklar, serbest piyasa koşullarında terse çevrilemiyor ise veya bu saatten sonra etkili düzenlemelerin gelmesi ve küresel kurumların güçlenmesi işe yaramıyorsa sistem çökmüş demektir. İşsizlik artmaya, faaliyet gelirleri azalmaya devam edecek; yapay olarak varlık fiyatlarının yüksek tutulması ve bilançoların iyiymiş gibi gösterilmesi kendimizi aldatmaya çalışmaktan başka bir işe yaramayacak. Zira talep daraldıkça, borç-alacak zinciri kırılacak, sorunlu kredilerdeki artış bilançoları yıpratacak ve güven bunalımı derinleşecek. Satılamayacak mal üretilmeyecek, uluslararası ticaret hacmi ve sermaye hareketleri daralacak. Gerçeği kabullenmeden çırpınmak, sorunları ağırlaştırmaktan başka bir işe yaramayacak. IMF ve Dünya Bankası kullandırdıkları kredileri geri alamayacak, çünkü sermaye hareketlerinin eski hesapsızlığına geri dönmesi söz konusu olmayacak. Çaresizlik serbest piyasa anlayışına güveni sarstıkça kamulaştırma ve korumacı eğilimler artacak, Dünya Ticaret Örgütü başta olmak üzere küresel kurumlar işlevsiz kalacak ve itibarlarını tüketmiş olacak. Aldıkları yardım ve finansal desteğin çok üstünde kayıplara katlanmak zorunluluğu gelişmekte olan ekonomilerde radikal değişimleri tetikleyebilecek. Bu aşamada sormak gerekiyor: Sonuç alamayacaklarını bile bilve neden böyle davranıyorlar? Mantıklı bir sebepleri var: İlk olarak küresel sorunların küresel çözüm gerektirdiğini biliyor ve mevcut koşullarda bunun mümkün olamayacağını görüyorlar. Güçlü azınlığın muhafazakarlığı ve geniş kesimlere olan güvensizlik, çözüm yollarını tıkıyor. Durum böyle olunca herkes başkalarını sakinleştirip oyalayarak kendi paçasını kurtarmaya çalışıyor; söylem ve eylem kaçınılmaz olarak farklılaşıyor. Benzeri bir mantık ülkemiz için de geçerli: IMF ile anlaşılmasını ve Kredi Garanti Fonu’nun kurulmasını talep edenler sadece zaman kazanmaya ve bu fırsattan yararlanarak kendisini kurtarmaya çalışıyor. Zira küresel sorunlar çözülmeden söz konusu tercihlerin yeterli olmayacağı biliniyor ve işin bu tarafı konuşulmuyor. Herkes piyasaya çıkacak yeni kaynaktan yararlanma peşinde ve kendi yaptığı hataları başkalarına ödetmenin başka bir yolunu bilmiyor… Unutmayın, işsizlik arttığı ve faaliyet gelirleri azaldığı sürece kriz derinleşecek; durum tam aksiymiş gibi kanaat yaratacak şekilde varlık fiyatlarının yapay bir şekilde yönlendirilmesi bu gerçeği değiştirmeyecek. Asıl önemlisi serbest piyasa kuralları çerçevesinde rekabet koşulları ve gelir dağılımı iyice bozulmuşken, işsizliğin azalması ve faaliyet gelirlerinin arttığı bir dönem hiç yaşanmadı… Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|