Asıl amaç kısa vadeli!..
Pazartesi, 28 Eylül 2009 12:09


Siyasi irade tarafından açıklanan Orta Vadeli Plan, ekonomi gündeminin üst sıralarına ipotek koydu. Hemen ardından önemli kredi derecelendirme kurumlarından biri olan Standart&Poor’s Türkiye’nin notuna ilişkin görünümü negatiften durağana çevirdi. Merkez Bankası Para Kurulu da kısa vadeli faiz oranlarını bir kez daha yüzde 0,50 oranında gerileterek, yüzde 7,25 düzeyine indirdi. Hal böyle olunca sormak gerekiyor, açıklanan plan öncesi ile sonrası arasında büyük bir farklılaşma mı olacak?
Baştan söyleyelim ve kafayı karıştırmayalım. Pek bir şey değişmeyecek. Fakat bazı kesimler beklentileri yönlendirerek günü kurtarma adına tersini iddia edecek, başka birileri ise istediğini alabilmek için eleştiriyormuş gibi görünebilecek…
Açıklanan planda her zaman olduğu gibi geçmişe ilişkin itiraf niteliğinde ve daha gerçekçi değerlendirmeler yapılıyor. Zira böyle yapmazlar ise inandırıcı olamayacaklarını ve beklentileri yönlendiremeyeceklerini biliyorlar.
Geleceğe ilişkin hedefler ise iyimser varsayımlara bağımlı görünüyor: Dış piyasaların normalleşmesi ve içeride özel sektör yatırımları sayesinde olumsuzluklar olumluya dönüşecek ve bu süreçte yapısal sorunlar da çözülecekmiş! Ekonomi yavaş da olsa büyümeye başlayacak, enflasyon sıkıntı yaratmayacak, fakat işsizlik konusundaki sıkıntı büyük oranda ciddiyetini koruyacakmış!.. Salt anlatılanları dinleyince genel yaklaşım kendi içinde tutarlıymış gibi görünüyor, varsayımlar ve hiç hesaba katılmayan sorunların dikkate alınmayışı algılama sorunu yaratabiliyor.
Şahsen küresel düzeyde birkaç yıl önceki aşırı iyimser koşulların geri geleceğine ve Türkiye’nin özel sektör yatırımları ile yeniden büyüyeceğine ve pek çok şeyin düzeleceğine inanmıyorum. Gelir dağılımında bozukluk, rekabet koşullarında olumsuzluk, faaliyet gelirlerinde erime, fiyat hadlerinin zorunlu ihtiyaç maddeleri lehine ve diğerleri aleyhine yükselmesi gibi yapısal sorunları ağırlaştıran temel eğilimlerde bir değişiklik olmayacak.
Olumsuz eğilimler, ciddi bir politika değişikliği olmadan yön değiştiremezler!
Yukarıda saydığımız dört temel eğilim hem ülkemiz hem de küresel yapı için geçerlidir ve belirsizlik ve kırılganlığı artıran sistemik riskin temel değişkenleri durumundadır. Yukarıda saydığımız temel eğilimler orta-uzun vadede dalgalı bir şekilde ekonomiyi daraltır ve işsizliği artırır; bir süre için varlık değerinde balonların oluşması kısa vadeli spekülasyon ve beklenti yönetiminin ön plana çıkması nedeniyle unutulabilirler, ama bir süre sonra hatırlanmak zorunda kalırlar.
Açıklanan orta vadeli planın hedefleri kısa vadeli ve spekülatiftir; sermaye kesimini rahatlatmak ve bir süre daha beklentileri yönlendirerek günü kurtarmak ön plandadır. Yapısal sorunları ağırlaştıran yapısal olumsuzluklara dokunmak ve düzeltmek amacı yoktur.
Gelir dağılımı nasıl düzelecek de iç talep artacak? Rekabet koşullarını düzeltmek için bir şey yapmıyorsanız nasıl olup da faaliyet gelirlerindeki erime duracak ve alınan borçlar geri ödenebilecek? Tasarruf açığı nasıl fazlaya dönüşebilecek?
Plan bu ve benzeri sorulara herhangi bir yanıt vermiyor, hatta hiç hesaba katmadığı için spekülatif amaçlara hizmet etmek dışında bir işe yaramayacak gibi görünüyor. Gerçekçi gibi görünen ama olmayan benzer planların sayısını unuttuk…

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız