Yoksa “W” tipi kriz süreci mi?
Pazartesi, 01 Haziran 2009 15:22

alt

Türkiye, yurtdışında türev ürünlerin, yüksek kaldıraç oranlarının, oluşturduğu sentetik kâğıtlarla şişirilen balon ekonomisinin sayesinde 2002-2007 yılları arasında ortalama yüzde 7 civarında bir büyümeyi gerçekleştirdi.
Ama tamamen “yurtdışı” ucuz ve bol dövizi, yüksek reel faizi tercih ederek ülkeye akıtan spekülatif ve/veya doğrudan yabancı sermayenin iştahı da, mecali de 2008 itibarı ile büyük ölçüde kesildi.
Dünyada sahtekârlık ekonomisinin, finansal cambazlıkların oluşturduğu, sahte ve sürdürülemez bolluk büyüme ve varlık fiyatlarındaki şişme, bir anda tarihi bir çöküşe ve gerilemeye döndü.
Türkiye yüzde 1’e -o da sonradan yapılan düzeltmelerle- düşen büyüme hızıyla, 2008 yılında krizin tahrip edici dalgalarıyla karşı karşıya geldi.
2009 yılı için yüzde 7 civarında bir ekonomik küçülme ihtimali herkesi endişelendiriyor.
2001 krizinden de kötü bir ekonomik küçülme ile yüz yüze gelme ihtimalimiz hiç de az görülmüyor.
Bankacılık sektörünün, bu yüksek kaldıraçlı sentetik kâğıtlardan ve türev ürünlerinden uzak kalmış olması ise tek tesellimiz.
Ancak, kriz bu kez bankacılık sektöründen değil, reel sektörden vuruyor. Ekonomik küçülmenin ve daralmanın 2009 yılı içinde aşılabilmesi oldukça zor.
Başta otomotiv olmak üzere, imalat sanayiinde ve tüm sanayi üretimindeki büyük daralma, işsizliğe şok rakamlar olarak yansıyor.
Tarihi işsizlik rekorları kırılıyor.
Dış talebin bıçak gibi kesilmesi, ihracatı da olumsuz etkiliyor.
Tekstil, otomotiv ve diğer imalat sanayinde siparişler yüzde 30-50 arasında daralmış durumda.
Türkiye, tasarruf yerine tüketimi, üretim yerine borçlanmayı ikame etmekten vazgeçmelidir.
Sıcak paraya dayalı aşırı değerli TL yerine, gerçekçi kur uygulamasına geçilmelidir.
İthalat yerine yerli üretime yönelik teşvikler ve destekler devreye girmelidir.
Kriz dönemlerinde “ekonomik korumacılık” yanlış değildir. Meseleye ideolojik değil, pragmatik bakmak lazımdır.
ABD bile “U” tipi krizin tam ortasındayken, bizim teğet geçti, yeniden büyümeye başladık diyerek, kısa sürede hayal kırıklığı yaratacak, spekülatif pembe haberler üretme gayretlerinden vazgeçmemiz gerekiyor.
Rahatsız edici de olsa gerçekçi analiz ve beklentiler içinde olmak zorundayız.
2001 krizindeki gibi, kısa sürede toparlanan “V” tipi bir kriz sürecinde değiliz.
“U” tipi ve en az 2010 yılının ilk yarısına kadar sürecek bir durgunluk ve ekonomik daralma döneminin tam ortasındayız.
Böyle genel geçer, bölük pörçük, pansuman tedbirleriyle, bu ciddi kriz sürecini aşmaya kalkışırsak, ne “V” tipi, ne de “U” tipi bir süreç yaşarız.
Bu kez “W” tipi, iniş çıkışı uzun süren, istikrarsız ve kendi kendimizi aldattığımız bir bocalama sürecine gireriz ki bu da hiç sağlıklı bir yol olmaz.
Bu “w” tipi kriz çifte kavrulmuş bir etki yapar ki, bunu hiç arzu etmeyiz.

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız