Türk Telekom’un satışı iptal edilebilir mi?
Pazartesi, 28 Haziran 2010 10:43


Türkiye’de özelleştirme rayından, mantığından uzaklaştırıldı. Özelleştirmeyi sat kurtul basitliğine indirgeyen bir anlayış egemen oldu maalesef.
Kar eden, sektöründe tekel konumunda bulunan kuruluşların, blok olarak yabancılara satışı, elden çıkarılması özelleştirme diye takdim ediliyor.
Halbuki özelleştirme zarar eden, sermaye ve teknoloji yetersizliği çeken, rekabet gücünü yitirmiş kuruluşların özel sektör eliyle ekonomiye yeniden kazandırılmasını ve kamu zararlarının azaltılmasını amaçlamalıdır.
Çok sayıda okurumdan ve vatandaşımızdan AKP iktidarı döneminde yapılan ihaleler, satışlar, devirler, özelleştirmeler, kiralamalar vb. hakkında çeşitli yazı ve mesajlar aldım, alıyorum.
Bunlardan önemli bir kısmı Türk Telekom’un özelleştirmesine yönelik çeşitli iddiaları içeriyor.
Okurlarımız bu tür iddialarla birlikte Türk Telekom satışının iptal edilip edilemeyeceğini, ilgililer hakkında yasal işlem yapılıp yapılamayacağını, kamu zararının tazmin ya da telafi edip edilemeyeceğini soruyorlar.
Kuşkusuz ki usul, yasa, vicdan ve etiğe aykırı fiil ve işlemler mevzubahis ise kamuya ait her türlü satış, devir, kiralama, ihale ve özelleştirme ile ilgili yasal denetim süreci başlatılabilir, davalar açılabilir, bundan sonra da gerekli görülen işlemlerin iptaline kadar gidebilir.
Milli bir iletişim şirketimiz olan Türk Telekom özelleştirmesine yönelik, bir bölümü geçmişte medyaya da yansıyan şikayet ve iddialar, gelecekte yeni bir iktidar döneminde ciddiyetle araştırmaya muhtaç görünüyor.

İDDİALAR OLDUKÇA ÖNEMLİ
Özellikle özelleştirme yönteminin tartışmalı olması, Saudi Oger gibi sabit haberleşme tecrübesi olmayan ve belki de dünyada başka Telekom özelleştirmelerinde – o güne kadar – yeterlilik alması dahi mümkün olmayacak bir firmaya yeterlilik verilmesi, Saudi Oger’in sahibi olan Hariri ailesiyle Başbakan dahil üst düzeyde çok sayıda görüşme yapılması, aslında Saudi Oger’i taşeron olarak kullanan Saudi Telekom’un 3 sene bekleyip 3 sene önceki değerden hisse transferi yapılması, Özelleştirme İdaresi üzerinden ihale tarihinin değiştirilerek ihaleye katılmak isteyen Etisalat gibi tecrübeli bir firmanın zora sokulması, ihaleden bir gece önce CDMA frekanslarının bedelsiz olarak Türk Telekom’a tahsis edilmesi, teklif zarflarının verildiği gece yani zarflar açılmadan bir hafta önce başka bir potansiyel katılımcı olan Çalık’ın ofisine hırsızların girerek ihale ile ilgili laptop’un çalınması, ihaleden sonra dönemim Dışişleri Bakanı Abdulla Gül’ün ihale sonuçlarıyla ilgili çok dikkat çekici yorumlar yapması ve adeta Saudi Oger’i savunması, ihaleye girecek Etisalat firmasının CEO’sunun ihaleden hemen önce kovulması, ama daha sonra Özelleştirme İdaresi danışmanı olan Kebe Keinde ile birlikte Dubai’de Millenium fonunu kurması, Çalık’ın ihaleden vazgeçirilmesi, Türk Telekom’un en büyük vergi ödeyen olarak, ihaleden birkaç ay sonra vergi oranlarının üçte bir (1/3) oranında azaltılması, kablo TV alt yapısının Türk Telekom’a rakip çıkmasının 5 yılı aşkın süreyle engellenmesi, gibi iddialar küçümsenmemesi, aksine mercek altına alınarak incelenmesi ve gerekli görülürse soruşturulması gereken iddialar olarak orta yerde duruyor.
Tabii Türk Telekom ihalesine girmeye hevesli ve istekli olduğu iddia edilen ve ne hikmetse ihaleye katılmayan OYAK’ın niye böyle davrandığının da ciddi merak uyandırdığı bir vaka.
Türk Telekom’un satışı, kamuya yarar-zarar iddialarının kanıtlanıp kanıtlanmayacağı, gelecekte önemli ve öncelikli gündem maddesi olacaktır.
Biz de bu konuyu yakından takibe ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edeceğiz.

Ufuk Söylemez'in Tüm Yazıları İçin Tıklayınız