Türk olmak
Pazartesi, 26 Ocak 2009 14:17

alt

Son yıllarda Türk milletine, ulus devletimize, üniter bütünlüğümüze, laik demokratik sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm değerlerine yönelik, sistemli -organize-büyük bir fesat kampanyasının yürütüldüğünü ibretle ve üzülerek izliyoruz.
Artık bir kampanyadan da öte, Türk milletine ve onun varlığına yönelik açık bir psikolojik harekâta dönüşen bu tür gayretlerin, nafile olduğuna, bizi bölmeye -yok etmeye- sömürmeye ya da kukla bir devlete çevirmeye hiçbir zaman imkân ve fırsat vermeyeceğimize olan inancımız tamdır.
Böyle içten ve dıştan fitne-fesat hareketleriyle tehdit edildiğimiz dönemlerde, ulusal bilincimiz, milli refleksimiz, demokrasimize ve Cumhuriyet değerlerine bağlılığımız ve Atatürk’e olan inancımız daha da artmakta, daha da kenetlenmekteyiz.
İşte aşağıda bugün size sunacağımız yazı da, bu milli bilincin, Türk olmanın haysiyetli ve güzel yönlerinin, çok yalın ama o derece de anlamlı bir şekilde kaleme alındığı bir metin.
İnternette kolektif paylaşım sitelerinde hızla elden ele, dilden dile yayılan bu metnin,  ABD’de yaşayan Seattle Fahri Konsolosu olan Sayın J. Ufuk Gökçen tarafından yazıldığı bildiriliyor.
İşte bu yazıyı, yazarını gönül dolusu tebrik ederek ve aynı duyguları paylaştığımı ifade ederek -bir miktar kısaltarak da olsa-  yayınlıyorum. Bakalım, “Türk olmak” nasıl bir duyguymuş.

TÜRK OLMAK NASIL BİR DUYGUDUR?
“Aslında çok şeydir, Türk olmak. Türk olmak, Osmanlı’nın borcunu ödemektir. Hovarda babanın borçla yaşayan evladı gibi.
Kosova’da ve Bosna’da, Batı Trakya’da ve Makedonya’da bilmem kaç asır geçmişte kalan meselelerin hesabını vermektir.  Türk olmak Kıbrıs’ta, Hocalı’da, Anadolu’da ve Balkanlar’da soykırıma uğrayıp karşılığında yapmadığın soykırımla suçlanmaktır.
Avrupa’da hor görülmek Türk olmaktır, ataların birçok asır önce Viyana’yı kuşattığı için ve hoş görülmemektir tabii ki sadece kuşatıp; Napolyon gibi bütün Viyana’yı yakmadığın için.
Türk olmak Selanik’te Pontus Anıtı’nın, Viyana’da çiğnenen yeniçeri minberinin ve Malta’da papazın üzerine bastığı Türk bayrağı heykelinin önünden geçmektir.
Arabaya koşulan ilk atın vatanında, ilk yazılı antlaşmanın imzalandığı yurtta, yazının bulunduğu, paranın icat edildiği her metrekaresinden bereket fışkıran bu yurtta, kalkınmak için yabancı sermaye beklemektir.
Doğu Roma’yı da Batı Roma’yı da yıkıp, yeni Roma olan AB’ye girmeye çalışmaktır Türk olmak.
Türk olmak Çanakkale’de ölmektir. Çanakkale’de ölmeden önce düşmana su vermektir, onun yaralısını sırtında kendi hastanesine taşımaktır.
Düşmanın ardından rahmet okumak, kanlısından helallik almaktır.
Türk olmak, harap bir ülkede, zengin ülkelerin müstemlekesini reddedip, tahtadan kılıç ve ipten üzengi ile paylaşacak ve sahiplenecek tek varlığı fakirlik olmasına rağmen, yedi düvele meydan okumaktır.
Türk olmak askere davul-zurna ile uğurlanmaktır, belki de dönmeyeceğini bilerek. Türk olmak, annenin şehit oğlunun ardından ‘Bir oğlum daha olsun, onu da vatan için göndereceğim.’ demesidir. Babanın gözyaşlarını tutarak, tabutuna son kez dokunurken ‘Vatan sağ olsun!’ demesidir Türk olmak. Evindeki bir kap aşın yarısını tanrı misafirine vermektir. Kendi yerde, misafiri döşekte yatırmaktır Türk olmak. Türk olmak, milli maçta ağlamaktır. Ayhan Işık’a, Belgin Doruk’a aşık olmaktır.
Türk olmak Yunus’u bilmektir, Aşık Veysel’i sevmektir. Mevlana’yı, Hacı Bektaş-ı Veli’yi ve Hoca Yesevi’yi -tek bir satırını okumasa da yüreğinde taşımaktır.
Türk olmak, Asya’da batılı, Avrupa’da doğulu diye tepki görmektir.
Irk sözünü bilmeden yaşamak, yaradılanı Yaradan’an ötürü sevmektir.
Türk olmak, buhran zamanında Arjantin’de de mağazalar yağmalanırken, daha ağır buhranda sıraya girerek, sorumlusuna en ağır cezayı tek bir cam kırmadan sandıkta kesmektir.
Zor iştir Türk olmak. Türk olmak Anadolu’da her düşen yağmur damlasına hamdetmek, her çıkan başak için şükretmektir.
Türk olmak, medeniyetler mezarlığı Anadolu’da dik durabilmektir.”

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız