| Teröre karşı sosyo-ekonomik önlemler |
| Pazartesi, 12 Temmuz 2010 10:30 | |||
![]() Geçmiş yazılarımızda, ayrılıkçı-ırkçı-yayılmacı-bölücü Kürtçülük yapan terör örgütü ile anlayacağı dilden kararlı bir askeri mücadelenin etkin bir biçimde sürdürülmesinin şart olduğundan bahsetmiştik. Eşzamanlı olarak terörün mağduru ve kurbanı durumunda olan bölge halkının sosyo-ekonomik yaşam koşullarının iyileştirilmesi için adımlar atılmasının da son derece gerekli olduğunu vurgulamıştık. Bizim “2. Nesil Kamu İktisadi Kuruluşları” olarak isimlendirdiğimiz devlet-millet işbirliği ile yapılacak sanayi ve üretim yatırımları ile işsiz ve yoksulların dertlerine derman olacak “Derman Kart” önerimizi tekrarlamıştık. Şimdi Sayın Dr. Ercan Çitlioğlu ve geniş bir akademik ekip tarafından bu konuda hazırlanan en kapsamlı ve nitelikli rapor olarak gördüğüm bir rapordan, alınabilecek önlemlerle ilgili bazı önerileri sizlerle paylaşacağım: Dr. Çitlioğlu’nun koordinatörlüğünde yapılan 573 sayfalık bu geniş raporun ismi; “Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri Sosyo-Ekonomik ve Sosyo-Politik Yapı Araştırması ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinden En Fazla Göç Almış olan İllerin Sosyo-Ekonomik ve Sosyo-Politik Yapı Araştırması Sorunlar, Beklentiler ve Çözüm Önerileri.” Bahçeşehir Üniversitesi Stratejik Araştırma merkezi tarafından Aralık 2009 tarihinde yayınlanan bir proje. İşte projenin sonuç ve önerilerinden bazıları: Sorunun “Kürt sorunu” olarak tanımlanması yanlıştır. Kürt ve Zaza olarak etnik aidiyetlerini tanımlayan vatandaşların, tekil özellikli etnik bir sorun çerçevesinde, marjinal kimlikli bir sorunun etnik temelde gerçekleşmesine izin verilmemelidir. Bölge insanının bireyselleşmesinin sağlanması yönünde uygulamalar devreye alınmalıdır. Yaşatarak öğretme ve algılatma yöntemi yaşama geçirilmelidir. Bölgede iş ve istihdam olanaklarının yaratılması, devlet hizmetlerinden eşit ölçülerde pay almalarının sağlanması, söylemlerle değil, eylemlerle ortaya konulmalıdır. Anadilde eğitim ya da Kürtçe’nin seçmeli ders olmasının -ikinci bir milli kimlik inşası anlamına geleceği için- ülke kamuoyundan tepki göreceği aşikardır. Bu yola kesinlikle girilmemelidir. Eğitim ve öğretim kalitesinin yükseltilmesi, eğitimsizliğin sonucu olan ön yargıların aşılması için oldukça önemlidir. İç göçlere yol açan ekonomik koşulların hızla iyileştirilmesi gerekmektedir. Bölgede pilot uygulamalarla, iş ve gelir sağlayıcı yönde projeler hayata geçirilmelidir. Çocukları sokaktan kurtarmak, ilgi ve sevgi gereksinimlerini karşılamak amacıyla “çocuk evleri” yapılması düşünülmelidir. Kadınların eğitim ile üretici durumuna getirilerek özgüvenlerini kazanmaları sağlanmalıdır. Kooperatifçilik uygulamaları paylaşım duygularını arttırılabilir desteklenmelidir. Bölgeye uzun yıllar “şark hizmeti” adı altında mecburi hizmete dayalı atamaların psikolojik olarak olumsuz etkileri giderilmeli, mahrumiyet bölgesi anlayışı aşılmalıdır. Bölgeye yapılan atamaların “doğu illerine sürgüne gönderilmek” gibi yanlış tanımlamalarla adlandırılmasının önüne geçilmelidir. Bölgeye yapılacak atamalarda, özellikle yönetici bazında olanların meslek dallarında başarılı ve deneyimli kişilerden olması sağlanmalı. Bunların olumlu birer rol modeli işlevi üstlenmeleri sağlanmalıdır. Bölgede görevli devlet memurlarının ve özellikle öğretmenler ile sağlık personelinin mahallinden atanmaları yerine, bölge dışından atanmalarına öncelik verilmelidir. Hasat zamanında diğer bölgelere çalışmaya giden geçici göçerlerin daha insanca koşullar altında çalışmaları için önlemler alınmalıdır. Terörün sonlandırılması ve PKK’nın tamamıyla tasfiyesini müteakiben geçici köy korucularının (aileleriyle birlikte 500 bin kişi) geleceklerine ilişkin sosyal güvence ve yaşam gelecekleri öncelikle planlanmalıdır. Raporda yer alan önlemler ve önerilerin bazılarını kısaltarak yukarıda özetlemeye çalıştım. Aklın yolu bir. Önemli olan niyet ve kararlılıktır. Türk milletinin kardeşliğini, birliğini, bütünlüğünü, korumak, milli bir devlet olarak, üniter yapısını her koşulda sahiplenmektir. Ufuk Söylemez'in Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
|

