|

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Sayın İlker Başbuğ’un 14 Nisan 2009 Salı günü İstanbul, Harp Akademileri Komutanlığında yaptığı “yıllık değerlendirme toplantısını” Sayın Mehmet Şehirli ve Sayın Vural Savaş’ın da katılımıyla birlikte izledik. Toplantı organizasyonu her yönü ile ince detaylandırılmış, duyarlı, düzenli ve çok başarılıydı. Her fırsatta çalakalem kendi milli ordularını eleştiren, hakaretamiz ifadelerle yıpratmaya kalkışan bir bölümü dış odakların işbirlikçisi, azgın azınlık olarak tanımlanabilecek sözde yazar ve gazetecilerin bile davet edilmiş olması, TSK’nın demokrat ve hoşgörülü tavrının yeri geldiğinde ne denli engin olduğunu da gösterdi. Kuşkusuz ki, Sayın Başbuğ’un çok iyi hazırlanmış, nazik, ama kararlı üslubu ile yaptığı, akademik içerikli, geniş vizyonlu konuşmasının kapasite sorunu olan bu “sözde” gazeteci tayfası tarafından anlaşılmadığını, bir kısmı tarafından da kasten çarpıtıldığını bilahare görmek beni üzdü, ama hiç şaşırtmadı. Öyle ki Genelkurmay Başkanlığı, Türkiyelilik kelimesini çarpıtarak adeta etnik - ayrımcılık bayramı yapan bu sığ ve şark kurnazı kalemleri, toplantıdan 3 gün sonra açıklama yayınlayarak, tekzip etmek ve uyarmak zorunda kaldı. Her ne olursa olsun, TSK’nın milletin milli ordusu olması, Atatürk Cumhuriyeti ilkelerine, ulus devlet ve üniter yapımıza hassasiyet ve kararlılıkla sahip çıkışı, vakur ve dirayetli duruşu, laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına büyük bir güven ve itimat duygusu vermektedir. Bir davetli, konuşma sonrası yemek sırasında, TSK’nın varlığını, gücünü, kalitesini, kapasitesini, disiplinini ve duruşunu överken, şöyle dedi: “…TSK’nın gölgesi bile Cumhuriyetimizi, demokrasimizi ve değerlerimizi korumaya yeter…” Evet, gerçekten belki de söylenecek en iyi cümle budur. TSK’nın varlığının ötesinde, gölgesi bile yeter. İç ve dış bölücü, terörist, yobaz, işbirlikçi, gafil ve hainlerin şerrinden, milletimizi, dirliğimizi ve birliğimizi korumak ve kollamak için Allah, TSK’nın gölgesini bile ülkemizin üstünden eksik etmesin. Bu etkili, muhtevalı ve başarılı konuşmaya yönelik içerik analizi yapmak yerine yukarıdaki somut ve öz tesbiti yapmamız herhalde anlayışla karşılanacaktır. Çünkü malum güruh bu konuşmayı orasından burasından deforme etmeye, çarpıtmaya kalkışan, küçümseyen, beğenmemeye koşullanmış marazalı yaklaşımları ile hepimizi yeterince usandırdı. Öte yandan Sayın Org. Başbuğ’un, kamuoyunun büyük bir merak ve duyarlılıkla takip ettiği güncel konularda, 29 Nisan 2009 tarihinde bir basın toplantısı yapacağını açıklaması, doğrusu herkes tarafından ilgiyle bekleniyor. İzleyip, hep birlikte göreceğiz…
Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|