|

Ekim-Kasım 2008 aylarına ait ödemeler dengesi istatistiklerinde yer alan “net hata ve noksan” kalemiyle ilgili olarak TC Merkez Bankası 12 Ocak 2009 tarihinde bir açıklama yayımladı. Ekim 2008 ayında bankacılık sistemi dışında tutulan efektif şeklindeki tasarrufların önemli ölçüde bankalara Yeni TL karşılığında satıldığının görüldüğünü açıkladı. Ancak bu açıklama beni ve birçok bağımsız ve tarafsız ekonomisti tatmin etmedi. Yastık altı denilen dövizlerin bozdurulması ile açıklanamayacak kadar büyük bir hatanın ortada olduğu çok aşikâr. Varlık Barışı Yasası’ndan yararlanmak için Ekim 2008 ayında bir para girişinin söz konusu olmadığı da ortada. O halde, ödemeler dengesi istatistiklerinde bilerek ve/veya bilmeyerek çok ciddi ve geniş boyutlarda bir yanlışlık ya da manipülasyon olduğu kuşkusu giderek artıyor. Bu hesaplardaki afakî rakamların açıklaması teknik ve mantıki olarak yapılmaz ise, ekonomik gösterge, veri ve tablolara duyulan güvenin de sorgulanması gündeme gerekebilir ki, bunun kredibilite açısından büyük sakıncaları olur düşüncesindeyiz. TC Merkez Bankasından makul ve mantıklı rasyonel bir izahatı hala bekliyoruz.
IMF İSTİKRAR GETİRMİYOR! IMF ile anlaşan İzlanda ve Macaristan’da işler daha da kötüye gidiyor. İzlanda bu yıl yüzde 10 gibi inanılmaz bir oranda ekonomisinin küçüleceğini açıkladı. IMF ile anlaşmasına rağmen ülkeye kimse para yatırmıyor. Hükümet büyük ekonomik çöküşü IMF ile aşamayınca mecburen erken seçime gitmeye karar vermek zorunda kaldı. Macaristan’da da durum oldukça vahim. IMF ile anlaşmasına rağmen, Macaristan’da ekonomi felaket halde. Kimse kimseye kredi vermiyor. Macaristan Ekonomi Bakanı büyük çoğunluğu yabancıların eline geçmiş olan bankalara yalvararak kredi kullandırmalarını istiyor. Ama değişen pek bir şey yok. Macar Hava Yolları Malev, uçakları için jet yakıtını ancak nakit ve peşin öderse temin edebiliyor. Diğer IMF bağımlısı Latvia, Pakistan gibi ülkelerde ise hem siyasal hem ekonomik kaos artarak büyüyor. IMF ile anlaşan hiçbir ülkeye yeni ve bol yabancı sermaye girişi sağlanamadığı gibi, istikrarlı ve güvenli bir kredi ortamı da tesis edilebilmiş değil. Türkiye’de TÜSİAD ve holding medyası IMF’yi büyük bir hevesle ve aşağılık duygusu içinde kurtarıcı olarak görüyorlar. Hâlbuki IMF onların beklentilerinin tersine, Türkiye’de yatırımları azaltıcı, harcamaları kısıcı, kontrol edici, politikaların uygulanmasını talep ediyor. Yani, AKP iktidarı durumu 29 Mart 2009 yerel seçimlerine kadar idare edip, IMF ile anlaştığında, piyasalar için de tüketiciler için de, KOBİ, esnaf ve çiftçiler için de acı reçete ve frene basan, durgunluğu artıran politikalar yürürlüğe sokulacak. IMF batıda vergi indirimleri, harcama teşvikleri, kredi garantileri verirken, bizde tam tersi politikaları istiyor. Yatırımları kısın, çiftçileri desteklemeyi azaltın, emeklinin ilaç giderlerinden kesinti yapın diyor. Yine-yeniden ‘IMF’ diyen aklı evvel çevreler, bu konuyu bir daha düşünseler iyi olur. Yoksa korkarım ki 29 Mart seçimleri sonrasında çok daha sert ve sancılı bir ekonomik daralma ve durgunluğa sürükleneceğiz. Bizden uyarması… Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|