| Kadın işsizliği artıyor! |
| Pazartesi, 16 Kasım 2009 14:12 | |||
![]() Türkiye giderek Arap-Vahabi kültürünün ve bağnaz-yobaz siyasi zihniyetin egemenliği ve etkisi altına giriyor. Kadın çağdaş giyim kuşamdan da aktif çalışma yaşamından da giderek uzaklaştırılıyor. Atatürk’ün Avrupa ülkelerinden bile yıllar önce seçme ve seçilme hakkı tanıdığı kadınlarımız, kapasitelerini, ideallerini, performanslarını ortaya koyup, kendilerini kanıtlayabilecekleri çalışma yaşamından giderek soyutlanıyorlar maalesef. OECD tarafından yayınlanan 2007 yılı istihdam raporu verileri Türkiye’de kadınların işsizliğinin arttığını, kadının çalışma yaşamından son yıllarda giderek uzaklaştırıldığını açıkça gösteriyor. TİSK tarafından bu konuda yapılan açıklamaya göre OECD ve AB ülkelerinde kadın işsizliği azalırken, Türkiye’de maalesef artıyor. Söz konusu rapora göre, Türkiye 1994 yılında yüzde 8,3 seviyesi ile 28 OECD ülke arasında 17. sırada iken, 2006 yılında yüzde 10,6 ile kadın işsizliğinin en yüksek olduğu 6. ülke konumuna gelmiş durumda. Türkiye 1994-2006 arasındaki son 12 yılda kadın işsizliği oranının en hızlı yükseldiği 2. ülke konumunda. 2006 yılında 28 OECD ülkesindeki ortalama kadın işsizliği oranı yüzde 6,6 iken Türkiye’de yüzde 10,6 olması oldukça düşündürücü. Türkiye, kadını geri bırakan ve bıraktıran yobaz-softa, gerici zihniyetin etkisi altında çağdaş yaşamdan giderek uzaklaşıyor. TİSK’in kadın işsizliği konusundaki önerileri oldukça yerinde; TİSK, “… Kadınların genel ve mesleki eğitim olanaklarından daha fazla yararlanmalarının sağlanması; kadın istihdamının işletmeler nezdinde teşvik edilmesi; İş Kanunu’nda yer alan esneklik hükümlerinin AB ülkeleri düzeyine yükseltilmesi; işgücü piyasasına girişi kolaylaştıran, özel istihdam büroları aracılığıyla geçici istihdam sisteminin yasal hale getirilmesi; kota-ceza usulüne dayalı zorunlu istihdamın teşvikli istihdama dönüştürülmesi; evlilik durumunda kıdem tazminatına hak kazanma şartının yürürlükten kaldırılarak kadınların işgücü piyasasını terk etmesinin özendirilmemesi gereklidir…” diyor. DÜNYA MERSİNE, BİZ TERSİNE Bir de dünyaya bakalım. ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu’nun Ağustos 2009 verilerine göre, ABD’de mevcut faal çalışanların yüzde 50,2’si (65 milyon 818 bin) erkek, yüzde 49,8’i (65 milyon 392 bin) kadınlardan oluşuyor (Türkiye’de ise yüzde 71,7 erkek, yüzde 28,3 kadın). Yapılan projeksiyonlara göre, ABD tarihinde ilk kez belki de bu yıl sonu itibari ile kadınlar çalışan nüfusun içinde çoğunluğa geçecekler. ABD’de bu durum sessiz devrim olarak nitelendiriliyor. Çeşitli örneklerle bu devrimci gelişmeyi somutlaştıralım; Örneğin 1972 yılında ABD Ordusu’nda görevli aktif kadın personel sayısı 45 bin 33 ile tüm personelin yüzde 2’sini teşkil ediyor. 2008 yılında bu rakam 200 bin 337’ye çıkıyor ve yüzde 14’e ulaşıyor. Başka çarpıcı bir rakam medya dünyasından. TV’lerdeki kadın haber muhabirlerin oranı 1972 yılında yüzde 5 iken, 2009 yılında bu oran yüzde 38’e çıkmış. Yine 1972 yılında üniversitedeki kız öğrencilerin oranı toplam yüzde 43 iken, bugün yüzde 57’yi aşmış durumda. Örnekleri çoğaltmak mümkün. ABD nereye, biz nereye gidiyoruz. Gerçekler gün gibi ortada. Laik Cumhuriyet Türk kadınına hak ettiği önemi, değeri ve fırsatları vermiş, ancak demokrasiyi amaçları için “tramvay” olarak gören bağnaz, softa, tutucu ve gerici zihniyetin son yıllardaki yayılmacı etkisi ve baskısı, kadını giderek çağdaş yaşamdan da, iş hayatından da uzaklaştırmıştır. İş bizzat kadınlarımıza ve genç kızlarımıza düşüyor. Bu gidişata rıza göstermemek ve itiraz etmek en doğal hakları… Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

