İşsizlikte yüzde 15’lere doğru…
Cumartesi, 23 Ocak 2010 20:27


Cumhuriyet tarihinin resmi verilerine dayanarak, yaşanılan en yüksek işsizlik oranlarıyla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz.
Geçmişte de defalarca vurguladığımız gibi iş ve aş yaratamayan, ekonomik programlar da kadrolar da iktidarlar da yönetimler de başarısızdırlar.
Hele hele 90’lı yıllarda koalisyon şartlarına rağmen yüzde 6,5-7’yi geçmeyen işsizlik oranlarının, 7 yıllık tek parti iktidarı döneminde yüzde 100 artışının izah ve kabul edilebilir bir yönü yoktur. Ekim 2009 ayına ait istihdam verileri TÜİK tarafından açıklandı.
Buna göre “resmi” işsizlik oranı yüzde 13 olarak gerçekleşmiş durumda.
Ekim 2006’da yüzde 9,6, Ekim 2007’de yüzde 9,7 ve Ekim 2008’de yüzde 11,2 olan işsizlik oranı her yıl kötüye gidiyor.
Kentlerde işsizlik oranı yüzde 15,5 olarak görünüyor. Tarımsal kesimde ise yüzde 8,2 civarında. Tarımda aynı tencereye kaşık sallayan, aile dayanışması içinde yokluğu paylaşan, gizli işsiz sayılabilecek bir sosyo-ekonomik yapımız var. O nedenle fiili-gerçek işsizlik rakamları ilan edilenin çok çok üzerinde.
Eylül 2009 ayında 25 milyon 416 bin olan iş gücü sayısının, Ekim 2009 ayında, yani bir ay sonra 25 milyon 319 bine indiği görülüyor.
Nüfusumuz bir ayda azalmadığına, hatta arttığına göre, bu düşüşü nasıl izah edeceğiz?
Ortada dramatik bir gerçek var. Eylül ayında işgücüne katılmak isteyen, iş arayan, çalışmaya hazır nüfusun, yani 25 milyon 416 bin kişinin, 97 bini umudunu kesmiş. Böylece Ekim ayı işgücü sayısı 25 milyon 319 bine inmiş.
Eylül 2009 ayında yüzde 13,4 olan işsizlik oranının Ekim 2009 ayında yüzde 13,0 olarak gerçekleşmesinin temel sebebi de budur. Ancak bizim “tercüme” ekonomistleri ve “yanlı-yandaş” medya bunu bile tespit etmekten aciz oldukları için, ekim ayındaki işsizlik oranını, eylüle göre inmiş zannedip, öyle göstermeye çalışıyorlar.
Ne hazin ve nafile bir çaba.
Halbuki iş aramaktan umudunu kesenlerle birlikte işsizlik oranı yüzde 20’yi bile aşıyor maalesef.
2009 yılı sonu itibarı ile resmi işsizliğin yüzde 15’e çıkması kimseyi şaşırtmasın. Bu rakam İspanya’dan sonra Avrupa’daki en kötü işsizlik oranı.

SESSİZ ÇIĞLIĞI DUYMALIYIZ
Evine, çoluk-çocuğuna ekmek götüremeyen işsiz anne-babaların sessiz çığlığı, herkesi, hepimizi harekete geçirmelidir, rahatsız etmelidir.
Sosyal dramlar, aile içi şiddet, asayiş olaylarındaki patlama, ekonomik suçlardaki artış, ahlak erozyonu gibi bütün moral değerlerimizi çökerten başlıca sebep, işsizlik ve yoksullaşmadır. Hala, IMF’ye el açıp, sıcak parayla ithalat yapıp, tüketici kredileriyle gününü gün etmeye çalışan ekonomik anlayışın iflas ettiği artık görülmelidir.
AKP borsa oyunlarıyla, döviz-faiz kombinasyonlarıyla, sınırsız finanslaşmayla ve yabancılaşmayla, vahşi kapitalizm inadını sürdürürse, zamanında veya erken yapılacak ilk genel seçimlerde, yarattığı işsizler ordusunun sandıktaki tepkisiyle iktidarını kaybedecektir.
Yandaş ve yanlı sermaye yaratan, eş-dost kayırmacılığı yapan, türedi zenginler çıkaran bu dönem, Türk ekonomi tarihinin en ağır ve yüksek işsizliğinin yaşandığı ibret verici bir acı dönem olarak hatırlanacaktır.
Ekonomi politikaları kökten değiştirilmez ise bizim her fırsatta önerdiğimiz gerçekçi politika ve çarelere yönelinmez ise sosyal ve toplumsal barışın, iş barışıyla birlikte giderek daha da kötüleşeceğinden endişe duyuyorum.
Bunu önlemek ve gereğini yapmak öncelikle ve asli olarak ekonomi yönetiminin ve iktidarın görevidir, diye düşünüyorum.

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız