İş ve aş yaratamayan ekonomi
Pazartesi, 07 Aralık 2009 14:01


ABD, AB ülkeleri, Japonya, İsviçre gibi gelişmiş zengin ülkelerin yanı sıra Tayland’tan Rusya’ya, Çin’den Brezilya’ya, Mısır’dan Güney Afrika’ya kadar olan toplam 42 gelişmiş ve gelişmekte olan ülke arasındaki önde gelenlerin işsizlik rakamlarına bakıldığında,
Türkiye, Ağustos 2009 itibarı ile yüzde13,4’lük resmi işsizlik rakamlarıyla Avrupa’nın İspanya’dan sonra ikinci, 42 ülkenin arasında ise Güney Afrika ve İspanya’dan sonra 3. en kötü işsizlik rakamına sahip maalesef.
Pembe haberler pompalayarak, zarar eden şirketlerin hisselerini borsada tavan yaptıranlar bu ibretlik durum karşısında acaba ne düşünürler?
3,4 milyon işsiz insanımıza, 1,8 milyon iş aramaktan ümidini kesenler de ilave edildiğinde 5,2 milyon işsizle birlikte işsizlik oranı yüzde 20’yi aşıyor.
Böyle bir işsizlik oranı ve seviyesi Cumhuriyet tarihinde görülmüş bir şey değildir. Krizin faturası çalışanlara çıktı. İnsanlar işlerinden oldular, ücretleri reel olarak geriledi. İşsizlik sigortasındaki kaynaklar bütçe açığına yama yapıldı.
İnsanımıza iş ve aş sağlayamayan siyasi iktidarlar da, ekonomi programları da başarısızdırlar.
Türkiye’de gerçek işsizlik sayılarının ilan edilen bu rakamların da üzerinde olduğu acı bir gerçektir.
Sosyal bir faciaya dönüşen işsizlik rakamları karşısında, Sayın Başbakan, “İşsizliğin en az arttığı ülkeyiz” diyor.
Halbuki, gerçek durum Sayın Başbakan’ın söylediklerinden çok farklıdır.
Türkiye dünyanın gelişmiş ve belli başlı gelişmekte olan 54 ülkesiyle karşılaştırıldığında, işsizlik artışının en hızlı olduğu 11. ülke oldu.
2007 yılında yüzde 9,9 olan işsizlik oranı, 2009 Ağustos ayı itibarı ile yüzde 13,4’e çıktı. Yani 3,5 puan arttı.
Bakalım diğer bazı ülkelerde ne olmuş?
İşsizlik puan artışı
(2007 – 2009)
Euro bölgesi    2,2
Fransa    2,0
Hollanda    1,5
Yunanistan    1,5
İtalya    1,3
İngiltere    2,6
G. Afrika    1,5
Rusya    1,5
Japonya    1,4
İsrail    0,7
G. Kore    0,2
Arjantin    -0,7
Brezilya    -1,2

Yukarıda görüleceği üzere 2007 yılı sonunda kendini gösteren kriz sürecinden bu yana geçen yaklaşık 2 yıllık sürede bazı ülkelerde işsizlik artışı değil, azalışı bile söz konusu olmuş. Elbette kriz sürecindeki bu dönemde işsizlik artışı Türkiye’den yüksek olan bazı ülkeler de var.
Örneğin; Estonya ve Letonya’daki artışlar 12 puan civarında. Ama bu ülkeler bizim bir büyük şehrimizin büyüklüğünde ve bizle karşılaştırma yapılması bile doğru değil.
ABD, İzlanda gibi krizin kaynağı ve patladığı ülkelerde de işsizlik artışı 4 puanın üzerinde. Bir de etnik ayrılıkçılık ve bölgecilik çatışması yaşayan 2 AB ülkesi İspanya ve Belçika’daki artışlar yüksek ki, bu da AB üyesi de olsa, demokrasisi gelişmiş de olsa, zengin de olsa, iç çekişme, ayrışma, bölgecilik, bölücülük yaşayan ülkelerin ekonomilerinin başarılı olmasının hiç de kolay olmayacağını açık bir biçimde gösteriyor bizlere.
İşsizliğin kadın ve gençler üzerindeki tahribatı çok daha vahim boyutlarda.
Yaşları 15-24 arasında olan gençlerin işsizlik oranı yüzde 23, gençlerine işsizlik dışında bir seçenek sunamayan ekonomiye başarılı denilebilir mi?
Öte yandan tarım, işsizlikte gizli işsizlerin sığınacağı bir liman oldu. Tarım olmasa, aile dayanışması ve üretimi olmasa, açlık, yoksulluk ve işsizlik çok daha ileri boyutlarda olurdu. Bütün ekonomik programlar, rakamlar, grafikler, veriler, konferanslar, paneller, oturumlar vb. işsizliğin yüzde 20’yi bulduğu bir ülkede anlamını ve önemini kaybediyor.
İş istiyoruz, aş istiyoruz, ekmek istiyoruz, herkes için insanca bir istikbal talep ediyoruz.

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız