IMF’ye hala 8 milyar dolar borçluyuz!
Pazartesi, 22 Mart 2010 22:00


IMF konusunda, ekonomi yönetimi ve Sayın Başbakan’ın yarattığı kafa karışıklığı ve çelişkili beyanlar, beklentileri alt üst etti.
Sayın Başbakan IMF’yi sanki ucuz (tüketici) kredi dağıtan bir ticari banka gibi gören açıklamalarıyla hepimizi gülümsetti.
Fakat gelin görün ki “ucuz kredi veriyorsa, niye almayalım” diye IMF ile stand-by yapılmasını haklı ve mazur göstermek isteyen Sayın Başbakan, bu fikrinden vazgeçmiş olacak ki görüşmelerin sonlandırıldığı açıklandı geçen hafta.
Dünyada 200’e yakın ülkenin üyesi olduğu IMF ile Türkiye’nin üyelik ilişkisi 1947 yılında başladı.
O tarihten bugüne 19 kere stand-by imzalandı. 1984 yılında IMF ile iptal mi, yenileme mi olsun diye anlaşamadığımız stand-by’ı da sayarsak bu sayı 20 olur. IMF’nin zaman içinde giderek ABD başta olmak üzere G-7 ülkelerinin siyasi mülahazalarına açık bir kurum haline gelmesi, son finansal krizde aşırı serbestleşen, kontrolden çıkan ve birer canavara dönüşen finanslaşmaya karşı bir tedbir ve öngörüde bulunmaması prestijini oldukça sarstı.
Gelin görün ki “yangını çıkarana itfaiyeci görevi” verilerek krizden çıkış için IMF’nin öncülüğünde ve organizasyonunda tedbirlerin alınması yolunda G-20 ülkeleri kararlar aldılar.
Ama ciddi hiçbir önlem alınmadan ve düzenlemeler yapılmadan, krizden çıkışın beklendiği ve krizin sebepleri ve yinelenmesi ihtimalinin ortadan kalkması için hiçbir regülasyonun hayata geçirilemediğini hayretle izliyoruz.
Türkiye IMF ile 1999 yılından bugüne kadar kesintisiz 10 yılı aşkın süreyle stand-by ilişkisini yürütmüş ülkedir.
Türkiye, IMF’ye muhtaç olmuş, onun önerdiği tedbir ve talepleri uygulamış, ama işsizliğini, borçlarını, kayıt dışı ekonomisini, vergi adaletsizliğini iyileştirmek bir yana bu sürede daha da kötüleştirmiştir maalesef.
Türkiye 1961 yılında ilk stand-by anlaşmasından bugüne kadar geçen 49 yıl içinde IMF’den 19 stand-by anlaşmasıyla toplam 52,3 milyar dolar borçlanmış.
Son borç AKP iktidarı tarafından -hiç gereği yokken- 2005 yılında alındı. AKP iktidarı 6,6 milyar SDR’lik, yani yaklaşık 10 milyar dolarlık bir stand-by anlaşması ile ülkeyi borçlandırdı.
Halen bu IMF borcunun 8 milyar dolara yakın bir kısmı geri ödenmemiş vaziyette. Vadesi 2013 yılında sona erecek.
Yani AKP gelecek iktidara faizli IMF borcunu miras bırakacak. Türkiye’nin IMF’ye en çok borçlandığı dönem Sayın Ecevit’in ve Kemal Derviş’in bugün iyice anlaşılan rolüyle görev yaptığı dönem.
Ardından en büyük IMF borçlanmasını AKP iktidarı ve Sayın Erdoğan yaptı.
Sayın Süleyman Demirel’in döneminde yapılan 6 stand-by’la yapılan borçlanma 1,2 milyar dolar, Sayın Çiller’in yaptığı tek anlaşmasında ise miktar 866 milyon dolar.
Kemal Derviş’li Anasol-M hükümetinin aldığı borç 40 milyar dolar, son olarak da Sayın Erdoğan döneminde 2005 yılında alınan borç 10 milyar dolar maalesef.
Herkes borç aldı, stand-by yaptı diye geçmişi bilip bilmeden eleştirmek doğru değil.
Tek seferde 10 milyar dolar faizli ve kısa vadeli IMF borcu alan AKP’nin “başkalarının, öncekilerin borcunu ödüyoruz” demesi de haklı değil elbette.
Aklımızı başımıza alalım. Ancak kendi üretim dinamiklerine güvenen, gerçekçi kur rejimi uygulayan, rekabet gücünü koruyan, sermayeyi tabana yayan, haklı rekabetin önünü açan, arz yanlısı ihracat odaklı, üretimi esas alan bir ekonomi politikası bizi IMF’ye muhtaç etmeyecektir.

Ufuk Söylemez'in Tüm Yazıları İçin Tıklayınız