Hani “Hamdolsun, teğet geçecek”ti?
Pazartesi, 24 Kasım 2008 18:02

altStandart and Poors kredi derecelendirme kuruluşu Türkiye’nin kredi notunu “durağandan negatife” çevirdi.
Böylece Türkiye’yi uluslararası yatırımcılar için yatırım yapılması riskli ve sakıncalı bir ülke kategorisine soktu.
Bu tabii ki yaşanan sürecin bir bakıma ‘geliyorum’ diyen, kaçınılmaz neticesiydi.
Dünyada, ABD’de başlayıp ve gelişen ekonomilerle birlikte Türkiye’nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan ekonomileri vuracağı aşikâr olan bugünkü ekonomik kriz ve durgunluğa karşı hiçbir önlem, ekonomik paket ve/veya politika değişikliğine lüzum görmeyen ekonomi yönetiminin bizi getirdiği nokta bu oldu maalesef.
Başta Sayın Başbakan olmak üzere, AKP iktidarının ekonomi yönetimi “Hamdolsun, bize bir şey olmaz”, “Kriz bize dokunmaz, teğet geçer”, “Krizi fırsata dönüştüreceğiz” biçiminde, ekonomik hamaset edebiyatıyla, durumu idare edip, geçiştirmeye çalıştılar.
Ama Dünya Bankası Türkiye Temsilcisi Ulrich Zachau’in geçen hafta açıkladığı gibi, 130 milyar dolar dış finansmana önümüzdeki bir yıl içinde ihtiyacı olan Türkiye’nin, sıcak para-yüksek faiz kolaycılığında, imalat yerine ithalatı tercih ederek, ağustos böceği misali gününü gün etmesinin artık sonuna gelindiği ortaya çıktı.
Tekstil ve otomotivde yaprak dökümü başladı.
Bursa’da, Denizli’de, İstanbul’da; Sönmez Filament, Edip İplik, Dempa gibi köklü tekstil fabrikaları ardı ardına kapanmaya, Ford Otosan da olduğu gibi otomobil fabrikalarında üretime ara verilmeye başlandı.
Eylülde sanayi üretimi yüzde 5,5 ile son 6 yılın en hızlı düşüşünü gerçekleştirdi. Ekim ayında kapasite kullanımı da 6,4 puan azalarak yüzde 76,7 düzeyine indi. Ağustos 2008 itibarı ile resmi işsizlik oranı yüzde 9,8’e yükseldi.
Bir yandan doğalgaza yaklaşık yüzde 75’e yaklaşan zam, bir yandan artan işsizlik ve kapanan işyerleri… Alışveriş merkezlerinde kepenk kapatan, kirasını bile ödeyemeyen esnafın yanında, ekonomik kriz giderek toplumun tüm kesimlerinde ağır bir biçimde hissedilmeye başladı.
Tabi; her zaman olduğu gibi, en büyük zararı kriz karşısında çaresiz ve savunmasız olan geniş tüketici halk kesimleri görmeye başladı.
Eylül 2008 itibarı ile bankalardan bireysel kredi, otomobil veya konut kredisi kullananlardan borcunu ya da taksidini zamanında ödeyemeyerek, takibe intikal eden borçluların birikimli sayısı 236 bin 788’e, kredi kartı borcunu ödeyemeyerek takibe intikal eden borçluların sayısı da 766 bin 871’e ulaştı.
Böylece 1 milyon 3 bin 670 kişi, kredi kartı ve/veya bireysel kredi borçları nedeniyle icralık-takiplik oldu ve temerrüde düştü.
Yine son bir yılda, yani Ekim 2007-Ekim 2008 arasında, ödenemeyerek karşılıksız kalan çeklerin sayısı 156 bin 888 oldu. Birikimli toplam karşılıksız çek sayısı ise bir milyon 241 bin 317 adede ulaştı.
Bir milyonu aşan takipteki kredi kartı ve tüketici kredi borçlusu ve yine 1,2 milyonu aşan karşılıksız çek sayısı, ülke ekonomisinin fiilen bir krize, resesyona ve küçülmeye doğru sürüklendiğinin somut ve açık bir kanıtıdır.
Mali tsunami dalgaları henüz bizim kıyılarımıza yeni yeni ulaşıyor.
Krizin her değeri yeniden fiyatlandıracağı kaçınılmaz bir gerçektir.
Derli toplu, uygun, kararlı ve sistematik bir ekonomik politika tedbirleri paketi veya önerisi maalesef hala ortada görünmüyor.
Sadece bu yazımızda değindiğimiz hususlar ve somut rakamlar dahi, ekonomide olağanüstü hal ilan edilmesini gerektirir cinsten.
Ama bizim, kaderci, sıcak paracı, taklitçi, kendi üretim dinamiklerinden habersiz, yetersiz ve etkisiz ekonomi yönetimimiz, işin vahametinin hala farkına varmış görünmüyor maalesef.
Onların bu duyarsızlığı, tavırsızlığı ve yetersizliğinin hepimize daha ağır faturalar çıkaracağından da ciddi endişe duyuyoruz.

Ufuk Söylemez
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız