Enflasyon artıyor ama kurlar artmıyor
Pazartesi, 15 Şubat 2010 18:00


Türkiye, şapkadan tavşan çıkaran sihirbazlar gibi ekonominin temel kurallarıyla, hayatın doğal akışı ile ters düşen hatalı bir para ve ekonomi politikasında ısrar ediyor.
Ülkeyi sıcak para cennetine çeviren, her şeyi ithal eden, ama üretmeyen, yatırım yapmayan bağımlı bir ekonomik anlayışla geldiğimiz nokta ortada halbuki.
Her şeyi fiyat istikrarına, enflasyonu düşürmeye odaklayan, ama bunu sıcak para girişleriyle, TL’Yİ aşırı değerlendirerek yapmaya çalışan, sürdürülemez zoraki yanlış bir enflasyonla mücadele politikası ile karşı karşıyayız. Makroekonomik istikrar ise ikinci plana itilmiş durumda.
Geçtiğimiz hafta açıklanan Ocak 2010 ayına ait enflasyon verilerine göre, enflasyon TÜFE’de yıllık yüzde 8,12, ÜFE’de yüzde 6,30 olarak gerçekleşti. Hem bir önceki aya hem de 12 aylık ortalamalara göre yükseldi.
Kurlara baktığımızda örneğin, dolar kuru 1,48 civarında adeta sabitlenmiş durumda.
Yıllar itibarıyla enflasyonu artan Türkiye’de, kurlar artmıyor, yerinde sayıyor, hatta geriliyor.
Toplam döviz gelirleri, toplam döviz harcamalarından daima az olan Türkiye’nin yüksek reel faiz karşılığında gelen, kısa vadeli spekülatif yabancı para girişleriyle kurları aşağıya çekmesi ne kadar sağlıklıdır, ne denli sürdürülebilir?
Emekliye, memura, çiftçiye, esnafa ve yatırımlara esirgenen milyonlarca liranın, işte bu sıcak paracı ve tefecilere faiz olarak ödenmesi daha ne kadar devam ettirilebilir?
3 Kasım 2002 seçimleriyle hükümet olan AKP’nin 7 yıllık tek parti iktidarı döneminde gerçekleşen enflasyon (TÜFE) rakamları aşağıdaki gibidir:

TÜFE (%)
2003    18,36
2004    9,32
2005    7,72
2006    9,65
2007    8,39
2008    10,06
2009    6,53

7 yılda kümülatif olarak enflasyon artışı yüzde 70,03 olmuş.
Döviz kurlarına baktığımızda aynı dönemde örneğin dolar kurunun gelişimi ise şöyle olmuş:

ABD DOLARI
2003    1,39
2004    1,34
2005    1,34
2006    1,41
2007    1,16
2008    1,51
2009    1,48

7 yılda döviz kuru artışı dolarda 2003 yılından 2009 yılına gelindiğinde sadece yüzde 6,4 olmuş. Yani neredeyse hiç artmamış.
Enflasyon 7 yılda yüzde 70 artarken, dolar kuru 7 yılda yüzde 6,4 oranında artmış. Yani yerinde saymış.
Böyle bir manzara karşısında şimdi bütçeden ödenen yıllık faizlere bakalım:

BÜTÇE FAİZ GİDERLERİ (Milyon TL)
2003    58,5
2004    56,5
2005    45,7
2006    45,9
2007    48,7
2008    50,7
2009    53,2
 
Dolar kuruna böldüğümüzde yıllık bütçe faiz giderleri ise şöyle gerçekleşmiş:

BÜTÇE FAİZ GİDERLERİ (Milyon Dolar)
2003    42
2004    42,1
2005    34,1
2006    32,5
2007    41,9
2008    33,5
2009    35,9
 
Ödenen bu faizlerle okul, fabrika, yol, hastane yapılabilir; emekliye, memura, esnafa, çiftçiye insanca yaşamaları için imkanlar sağlanabilir; ülkenin bu faiz ödemelerini karşılamak için iç ve dış borcunu bu denli arttırmasına mani olunabilirdi.
Sıcak para ve ithalatla büyüme sürdürülebilir bir model olamaz, olmamalıdır.
Türkiye’nin gençlerine, insanlarına iş ve aş yaratması, yatırımlarını arttırması ve sürdürülebilir bir büyümeyi yakalaması gerekiyor.
Bu politikalarla, döviz açığı olan, sürekli cari açık veren ülkemizde, enflasyon arttığı halde, yerinde sayan kurlarla, uluslararası para tacirlerine hizmet eder ve ithalatçılara destek veririz. Üretimi ve istihdamı ise unutmak zorunda kalırız.

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız