Ekonomik “darbeye” “asimetrik” gündem!
Pazartesi, 13 Temmuz 2009 09:19

alt

Türkiye 2009 yılının ilk ayı itibarıyla dünyada ekonomisi en kötü küçülen 3’ncü ülke oldu.
OECD ve The Economist dergisinde yayınlanan 2009 I. Çeyrek ekonomik büyüme rakamlarına bakıldığında bizden kötü durumda olan Letonya ve Estonya var. Onlar da bizim Bursa-Adana nüfusuna sahip adeta “şehir devlet” denecek boyutta ülkeler.
200’e yakın ülke arasındaki perişan halimiz hepimizi üzüyor.
AKP iktidarı ise milletten bu “tarihsel ekonomik başarısızlık” nedeniyle özür dileyip, krize-işsizliğe çözüm üreteceğine ha bire gerilim ve kutuplaşma üretiyor.
Ekonomide millete vurduğu, darbeyi, tartışmalı-şaibeli “belge ve darbe senaryolarıyla” aklı sıra perdelemeye, kamufle etmeye çalışıyor.
Bu suretle gündemi değiştirip, kendince yönlendiriyor.
Üstelik bunları yaparken, kurumlar arası çatışma olmuş, toplum kutuplaşmış, gerilim zirveye çıkmış hiç de umurlarında değil görünüyor.
“Polis rejimin teminatıdır” diyerek, Anayasal rejimin, tüm yurttaşların ve Anayasal kurumların teminatı altında olduğunu adeta inkâr ediyor.
Adım adım, tek parti despotizmine yönelme işaretleri veriyor, devleti sanki parti devletine dönüştürmek istercesine kadrolaşıyor.
Çok sesliliği bastırıp, demokrasi yerine tek sesliliğe meylediyor.
Bu arada, demokratik geleceğimizden, ülkenin bekasından ve nasıl bir kırılma noktasına sürüklendiğimizden ciddi biçimde kaygı duyanların sayısı giderek artıyor.
Gerçek demokrasilerde gerçek sorunlar manşete çıkar.
Ama AKP yanlısı medyaya bakıldığında “tarihsel ekonomik başarısızlık” neredeyse yokmuş gibi yayınlar yapılıyor.

EKONOMİ KÜÇÜLDÜKÇE SANKİ  İKTİDAR DA KÜÇÜLÜYOR
AKP iktidarı, siyasi rakiplerine, ekonomik eleştirilere cevap vereceğine kurumlarla çatışmayı, gerginliği, kutuplaşmayı adeta kışkırtıyor, tahrik ediyor, provokasyon yapıyor.
Ekonomik yıkıma, siyasi senaryoyla perdeleme yapmaya çalışıyor. Ama nafile uğraşıyor, boşa kürek çekiyor.
Bürokrasinin hemen her kesimindeki partizan kadrolarıyla ülkemizi, demokrasimizi ve geleceğimizi, tehlikeli ve vahim sonuçları olacağı aşikâr gözü kara bir maceraya sürüklüyor.
Bu koşullarda işsizliği, yoksulluğu, borçlanmayı, bütçe açığını, karşılıksız çekleri, protestolu senetleri, ödenemeyen kredi kartlarını, icraları, hacizleri, krizden çıkış çarelerini konuşmak-tartışmak da neredeyse imkânsızlaşıyor.

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız