| Ekonomide ilk 12 adım |
| Pazartesi, 08 Mart 2010 15:33 | |||
![]() Okurlarımızdan zaman zaman yazılı ve sözlü mesajlar alıyorum. Bana, bugün ekonomi yönetimine gelseniz acilen alacağınız tedbirler neler olurdu, diye soruyorlar. Tabii böyle bir soruya yanıt vermek kolay değil. Çünkü kişisel olarak yapmak istediklerimizin partinin ve/veya koalisyonun programına uygun olması lazım. Sayın Cindoruk’un geçen gün bir TV konuşmasında söylediği gibi, Meclis’e ilk seçimlerde dördüncü bir partinin girmesi halinde, büyük olasılıkla bir koalisyon gerçekleşebilir gibi görünüyor. Ama mevcut durumun ekonomide de siyasette de aynen süremeyeceği de aşikar. Kişisel olarak parti veya hükümet programından bağımsız olarak, ne yapmak isterdiniz, diye soranlara işte cevabım: Bana kalsa, kapsamlı, ayrıntılı ve bütünlüğü olan bir ekonomik programı önce milletle açıkça paylaşır, sonra dikkatle, özenle ve kararlılıkla yürürlüğe koyarım. Önceliğim neler olur, diye düşündüğümde, bunlardan ilk 12 adımı aşağıdaki gibi sıralayabilirim: 1. Enflasyon hedeflemesi politikasından derhal vazgeçerim. Bizim gibi ülkelerde yüzde 5’in altında ve yüzde 15’in üzerindeki enflasyonun büyümeye, istikrar ve istihdama olumsuz etkileri oluyor. IMF’in başekonomisti Oliver Blanchad bile 12 Şubat 2009 tarihindeki yazısında gelişmiş ülkeler için yüzde 2’lik enflasyon hedeflemesinin yanlış olduğunu itiraf ve kabul etmek zorunda kaldı. Türkiye için makul enflasyon oranının bugünün koşullarında yüzde 8-10 aralığında olmasının mantıklı olacağını düşünüyorum. 2. Aşırı değerli TL ile ithalata dayalı, sıcak para temelli bir ekonomi politikasının sürdürülemez olduğu düşüncesindeyim. O nedenle, gerçekçi kur (reel kur) uygulamasına geçilerek, düşük kur-yüksek faiz kısır döngüsüne son verilmesi gerekiyor. İhracatın rekabet gücüne kavuşması, üretime dayalı bir büyümenin başlatılabilmesi için geçmişte de başarı ile uyguladığımız gerçekçi kur politikası öncelikli adımlardan birisi olmalıdır. 3. İstihdamın, büyümenin yarattığı ağır işsizliğe karşı, makroekonomik dengeler yeniden kurulana kadar, işsizlere de sosyal devlet olarak yardım elini uzatmamızın şart olduğunu düşünüyorum. 2000’li yıllarda yüzde 6-7 olan resmi işsizlik bugün yüzde 14’lere fırladı. Yüzde 100 arttı maalesef. AKP iktidarı sosyal yardımları politize ediyor, partizanca dağıtıyor. İnsanlara torbayla kömür, paketle makarna vererek onları rencide ediyor, yardıma bağımlı insanlara dönüştürüyor. Valiler bile partizanca yardım dağıtıyorlar. Buna bir son vermek, her işsize adil olarak, temel tüketim harcamalarını karşılayabilecek bir sosyal yardım enstrümanın devreye sokulması gerekiyor. Adına “Derman Kart” dediğim bir plastik kart ile 21-55 yaş arasındaki iş arayan ve işsiz olan tüm insanlarımıza, aylık 150 TL’lik bir mali yardım hayata geçirilebilir. Bunun kaynağı, işsizlik fonunda yapılacak küçük ilave ve değişikliklerle sağlanabilir. 4. Sınırsız ve kontrolsüz bir yabancılaşmanın, tüm sektörlerde önünü açan, “bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” şeklindeki, finansal deregülasyon politikalarına yeni bir ayar vermek gerekiyor. Belli sektörlerde yabancı payının belli oranları aşmaması için tarife dışı önlemler de dahil olmak üzere kontrol ve sınırlar getirilmesi düşünülmelidir. 5. Ekonomiyi sıcak para cennetine dönüştüren, üretimi ve istihdamı da yok eden kontrolsüz, denetimsiz kısa vadeli spekülatif yabancı sermayeye ”Tobin vergisi” benzeri bir vergi getirilmesi gerekiyor. Ülkemizde kaldığı süre ve miktarına göre değişen oranlarda bir sıcak para vergisi kaçınılmaz görünüyor. 6. Borsasının yüzde 67’si, bankalarının yüzde 42’si yabancıların elinde olan bir ekonomi, halkına refah ve insanlara zenginlik sağlayamaz. Bu nedenle milli banka sayısının artmasına çalışılması gerekiyor. Aşırı büyük ve yoğunlaşmış bir bankacılık yapısına ise mani olunmalı ve uluslararası dev bankaların ülkemizde sınırsız sorunsuz büyümelerine bir ölçü ve kota getirilmelidir. 7. TMSF’yle ilgili 5020 sayılı kanun bir tepki kanunudur. Geçmişe yönelik, antidemokratik bir içeriğe sahiptir. 5020 sayılı kanunun temel insan haklarına ve ekonomi mantığına aykırı olan bölümleri derhal değiştirilmelidir. Haksız yere banka ve varlıklarına el konulan insanların mağduriyetleri giderilmelidir. Bankalarına haksız el konulanların hakları iade edilmelidir. 8. Özelleştirmede karlı ve tekel konumundaki kuruluşların, haraç mezat yabancılara blok olarak satılmaları durdurulmalıdır. 4/C kapsamındaki 19 bin işçi, sözleşmeli işçi statüsüne geçirilmek suretiyle 4/C uygulamasının derhal kaldırılarak sosyal barışı ve iş barışını bozan bu haksız uygulamaya son verilmesi gerekiyor. 9. Ekonomik krizin yoksullaştırdığı, işlerini bozduğu, borçlandırdığı, ödeme güçlüğüne giren Türk esnaf ve sanatkarlarının ve KOBİ’lerimizin birikmiş ve ödenemez hale gelmiş, vergi ve SSK/Bağ-Kur prim borçlarına çok özel ödeme kolaylıkları getirilerek, kara listeden ve icra takibinden kurtulmalarına öncelik verilmesi gerekiyor. 10. Emekli, dar gelirli ve asgari ücretlilerinin yaşam pahalılığı ile varlıklı kesimlerin enflasyonu aynı değildir. Bu kesimlerin temel tüketim ihtiyaçlarına, barınma, ısınma, sağlık ve geçim şartlarına yönelik ayrı bir enflasyon endeksi oluşturmak gerekiyor. Bu şekilde bunlara yönelik maaş ve sosyal haklar da bu yeni endekse göre belirlenmelidir. 11. Doğu ve Güneydoğuda teröre ve işsizliğe karşı en etkin ekonomik tedbir ve yöntem, bu bölgelerde devletin ekonomik öncülüğünde ve sermaye koyarak başlattığı, bölge insanını da ortak edeceğimiz, 2. Nesil Kamu İktisadi Kuruluşlarının devreye sokulmasıdır. Devlet-millet işbirliği ile yapılacak olan bu 2. Nesil KİK’lerde ziraat, esnaf ve ticaret odaları da yönetimlerde görev almalıdırlar. 12. Tarım Birliklerinin ürün bazında yeniden organize olmalarını, amaçları dışındaki ticari faaliyetlerden uzaklaşmalarını, regülasyon-rekabet ve denetimde etkin olmalarını sağlamak zorundayız. Tarımda, ürün borsaları, lisanslı depoculuk gibi uygulamalarının yanı sıra tarımsal sanayinin teşvik ve finansmanının öncelikli olarak düşünülmesi gerekiyor. Kayıt dışı ekonomiden, adil bir vergi reformuna kadar birçok alanda alınabilecek ekonomik tedbir ve önlemler gerekiyor. Ama bunlardan sadece benim için öncelikli olan ve kısa sürede hayata geçirilebilecek ilk 12 tanesini açıklamaya çalıştım. Yukarıdaki ekonomik tedbirler, esasında ciddi bir revizyona, reforma hatta ekonomik bir zihniyet devrimine yönelik ilk adımlar olabilir. Ne kapalı devletçi bir ekonomik anlayışın ne de bugünkü gibi altta kalanın canının çıktığı vahşi kapitalizmin egemen olduğu bir kumarhane kapitalizmi anlayışının artık geçerliliği yoktur. Ekonomide 3. yol, makul ve orta yol her zaman mümkündür, mümkün olmalıdır. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

