| Dolarla ithalat, avro ile ihracat! |
| Pazartesi, 24 Mayıs 2010 14:38 | |||
![]() Nerede, ne zaman bir ekonomik finansal kriz çıksa, dalgalanma olsa, faturası ne hikmetse bize çıkıyor. Kendi üretim dinamiklerine güvenmeyen, stratejik önceliklerini ihmal eden, haklı rekabeti tesis edemeyen, sıcak paranın tasallutundan kurtulamayan ekonomimiz, savunmasız ve amaçsız bir şekilde dalgalanıyor. Her türlü dışsal şoktan zarar görüyor. AB’nin kağıttan kaplan olduğunu gösteren, son Yunanistan krizindeki gelişmeler de bizi olumsuz etkiliyor. Bu olumsuz etkilerden ilki, AB ülkelerinin banka ve fonlarının Yunanistan ve onu takip etmesi beklenen diğer AB ülkelerinin riskleri nedeniyle oluşan panik ortamında daralma riski. AB kendi bankalarını kurtarıyor. Bankaların alacaklarını devletin ve AB’nin alacakları haline getiriyor. Böylece finansal borçlar ve riskler kamulaştırılıyor. Öte yandan, parite etkisi nedeniyle hesapta olmayan kayıplarla karşı karşıyayız. Türkiye, finansal olarak ithalatının yaklaşık yüzde 60’ını dolar cinsinden yapıyor. İhracatının yüzde 50’sini ise avro cinsinden gerçekleştiriyor. Dolayısıyla avro bölgesini sarsan kriz ve güven kaybı, dolar-avro paritesini de alt-üst etti. Dolar-avro paritesi, 2007 yılında 1,47 idi. 2009 Kasım-Aralık aylarında 1,51’i gördü. 2009 yılsonunu 1,43’le kapattı. Ancak geçen hafta 1,26’ya kadar geldi. Halen de 1,29 civarında seyrediyor. Bu durumda 3-4 ay içinde parite yüzde 15’i aşan bir değişim göstermiş durumda. Bunun anlamı, bir yılda, örneğin; 100 milyar avroluk ihracatta - parite böyle sürerse - dolar bazında yaklaşık 20 milyar dolarlık bir azalış demektir. Parite etkisi dışında, Yunanistan’dan başlayarak İspanya, Portekiz, İrlanda gibi diğer Avrupa ülkelerinin de ekonomilerinin daralacağı, küçüleceği, durgunluğa gireceği bekleniyor. Bu ülkelerin kemer sıkmak zorunda kalacakları aşikar. Bu da tabii dış ticaretimiz ve özellikle ihracatımız açısından olumsuz sonuçlar doğurabilir. Durduğumuz yerde, sağlı sollu darbe yiyoruz. Bu ekonomik kriz de yine bizi teğet geçmeyecek maalesef. Ufuk Söylemez'in Tüm Yazıları İçin Tıklayınız
|

