|

Kimsenin kaçamayacağı ve saklanacak yerinin olmadığı derin ve uzun süreli krizde, en kötü henüz geride kalmadı. Gelen haber ve yaşanan gelişmeler, krizin derinleşerek uzayacağını ve daha da sancılı bir hal alacağını gösteriyor. Özellikle ABD kaynaklı “sahtekârlık ekonomisi” adını verdiğim, sentetik kâğıtlardan oluşturulan inanılmaz balonun patlamasıyla gözümüzde büyüttüğümüz ABD’nin bankacılık denetleme, gözetim, derecelendirme ve sigorta garanti sistemlerinin, ne kadar da kof ve ciddiyetten uzak oldukları ortaya çıktı. Türkiye’ye 2001 krizinde, serbest piyasa dersleri veren IMF ve ABD şimdi kendi bankalarını kurtarmak için, tam bir “ekonomik devletçilik ve korumacılık” yapıyorlar. Batık, sahtekârlık ekonomisinin odağı olan bankalarına, milyarlarca dolar likidite desteği verdiler, yetmedi. Sermayelerine ortak oldular yetmedi. Batık kredilerine garanti verdiler, yetmedi. Beş para etmeyen “junk bond” tabir edilen sözde hisse ve bonolarını teminata kabul ettiler, yine yetmedi. Rezalet, üçkâğıtçılık, sahte-kârlık, aç gözlülük, sentetik göz boyamacılık o kadar ileri boyutlara gitmiş ki, hiçbir tedbir finansal krizin aşılmasına yardımcı olamıyor. Olay artık finansman ve reel sektörü birlikte kapsayan, dünya çapında senkronize ve komplike bir noktaya sürükleniyor. Son 60-70 yılın en kötü koşulları yaşanıyor. ABD’de dünya devi olan Citibank ve Bank of America’ın tüm kurtarma desteklerine rağmen sıkıntılarının giderek arttığı ve devletleştirilmelerinin bile gündeme geldiğini hayretle ve ibretle görüyoruz. Kapitalizmin mabedi sayılan ABD, özel sektörün zararlarını, hatalarını, kayıplarını halkın bütçesinden kapatarak, devletçi müdahalelerde bulunuyor. Hiç sıkılmadan da bunun dünya kapitalizmini korumak adına yapıldığını söylüyorlar. Karlar özel sektörün, zararlar ise halkın diyerek, dünyayla adeta dalga geçiyorlar. Bizim gibi ülkelere ise, sakın ekonominizi korumayın, sıcak paraya engel olmayın, sınırsız-ölçüsüz yabancılaşmaya mani olmayın, karlı kuruluşlarınızı yabancılara satmaktan vazgeçmeyin, açık pazar olun, finansal piyasaların sizi dilediğince istismarına sakın önlem almayın diyorlar!
BANKALAR KAMULAŞTIRILACAK MI? Tüm bu çifte standarda rağmen, ABD’de de birçok banka ya batacak ya da aynı eski Sovyetler Birliği’nde olduğu gibi devletleştirilecek. Başka kurtuluş yolları kalmadı gözüküyor. Citibank ve Bank of America’ın devletleştirilmesi dünyanın en büyük mali fiyaskosu olacaktır. ABD’nin sentetik kâğıt-lardan oluşturduğu sahte-kârlık ekonomisine yakasını kaptıran Alman Hypobank’ın da bazı Fransız bankalarıyla beraber batmamak için devletleştirilmek zorunda kalınacağı artık alenen tartışılmaya başladı. Sırada Doğu Avrupa ülkeleri var. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra, piyasa ekonomisine geçen bu ülkeler, Türkiye’ye ezberletilen, sınırsız finansal serbestleşme ve ölçüsüz yabancılaşmanın tuzağına düştüler. Doğu Avrupa ülkelerinin sadece bu yılki borçlarını çevirebilmeleri için 200 milyar dolara ihtiyaçları var. Bankalarının zararlarını karşılamak ve sermayelerini yeniden yapılandırabilmek için gerekli meblağ ise 150 milyar doları buluyor. Avusturya bankalarının (ErsteBank, Bank Austria vb) 277 milyar dolar, İtalyan bankalarının (UniCredit, Intesa Saopaolo vb) 220 milyar dolar, Fransa, Hollanda, Belçika ve İsveç bankalarının 100’er milyar dolardan daha fazla riskleri ve kredileri batma tehlikesiyle karşı karşıya. Bugün bankacılık sektörlerinin yüzde 60-90’ını yabancılara satmış, kredilerde de onlara bağımlı hale gelmiş, birer batık ekonomiye dönüştürülen Macaristan, Polonya, Letonya, Ukrayna ve Bulgaristan’ın hali perişan. Bankalarına Avrupa Birliği, IMF destek vermez ise toptan batabilirler. Çözüm olarak devletin, halkın parasıyla bunları kurtarmasını öneriyorlar. Ne dramatik bir durum değil mi?
NORDİC MODELİ 1990’lı yıllarda İsveç’te 3 büyük bankanın devletleştirilerek krizden çıkıldığını hatırlatanlar, yine İsveç, Norveç ve Danimarka’nın “Nordic Modeli” olarak adlandırılan bu uygulamalarına bel bağlamış durumdalar. Bankaları devlet alacak, zararını millet ödeyecek, sonra yine aynı sahtekârlıkları yapabilsin diye özel sektöre devredilecek. Ne güzel bir piyasa ekonomisi çözümü değil mi? Serbest piyasa tapınıcılığı sona erdi. Yeni bir ekonomik düzen artık kaçınılmaz görünüyor. İçimizdeki fundemantalist -ezberci- tercüme ekonomistleri bu durumda eski serbest piyasacılık söylemlerini artık unutsunlar. Ekonomik korumacılık, ulusal çıkarların, sektörel ve stratejik önceliklerin esas alındığı, daha kontrollü, daha denetimli, gerçek üretim ve istihdamı esas alan bir yeni ekonomik düzene ihtiyaç var. Ne kapalı-devletçi bir ekonomik model, ne de bugünkü serbest piyasa tapınmacılığının artık uygulanma ve başarı şansı yok. TOBB ve TÜSİAD’ın, ABD’deki tedbirleri Türk-çe’ye tercüme eden danışmalarının, IMF’ci tercüme ekonomistlerinin, hatalı yönlendirmelerinden kendilerini kurtarmaları ve bu yeni realiteye odaklanmaları herhalde daha hayırlı olacaktır. Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|