Buy American
Pazartesi, 16 Şubat 2009 15:41

alt

ABD’de başlayıp, önce gelişmiş ülkeleri ardından da tüm dünyayı etkisi altına alan son 70 yılın en derin ve en uzun süreli ekonomik krizi bütün ezberleri de bozuyor.
Serbest piyasa tapınmacılığı iflas etti. Finansal serbestleşmenin, sınırsız yabancılaşmanın ve deregülasyon heveslerinin nasıl da birer canavara dönüştüğünü tüm dünya gördü.
Kapalı, devletçi, kolektivist bir ekonomik anlayışın da bugünün dünyasında anlamı ve yaşama şansı yok.
Ama açık pazar haline gelmiş, dışarıdan gelecek sıcak paraya istikbalini bağlamış, kendi üretim dinamikleri üzerinde duramayan ekonomiler için de, kolay ve ucuz bir çıkış yolu da kalmadı.
O halde, akılcı, orta yolcu ülkenin stratejik önceliklerini ve ulusal yararlarını gözeterek, yeni bir ekonomik düzen ve uygulamanın hayata geçirilmesi gerekiyor.
Devlet kapitalizmi uygulayan, demokrasiden yoksun Çin gibi olmak da doğru değil.
Finansal sermayenin en karlı, stratejik sektörlerine, borsasından bankasına kadar tüm ekonomik alanlarına egemen olduğu, bir aciz sömürge ekonomisi olmak da doğru değil.
Bizim aylardan beri yazdığımız ve konuştuğumuz “ekonomide korumacılık” önlemleri bugün kapitalizmin “mabedi” sayılan ABD başta olmak üzere birçok ülkede gündeme geliyor.
ABD’de geçtiğimiz günlerde “Buy American” adıyla bir kampanya başlatıldı. Bu kampanyayla ABD hükümetinin bütçeden, borçlanarak ya da para basarak yürürlüğe koyduğu kurtarma paketinin, ABD mallarının satın alınmasında kullanılması isteniyor.
Pennsylvania Kongre üyesi Tim Murphy’nin başını çektiği bu görüşe 53 imza daha destek veriyor.
ABD’li parlamenterler serbest piyasa, globalleşme gibi kavramları ve ezberlerini unutarak, ABD’nin kurtarma paketiyle yapılması öngörülen altyapı hizmetlerinde ABD’li firmaların demir-çelik ürünlerinin kullanılmasını istiyorlar.
Bununla da yetinmeyip, ABD’li kamu görevlilerinin üniformalarının dahi ABD’li tekstil üreticilerinden satın alınmasını istiyorlar.
Öte yandan İspanya’da muhalefet liderleri, İspanya Hükümetinin mal alımları için İspanyol mallarını tercih etmesini isteyen bildiri yayınladılar.
Almanya, petrol zengini devlet fonlarının, düşen borsa değerleri üzerinden kıymetli ve stratejik Alman şirketlerini almalarına göz yumamayacağını açıklıyor. Fransa’da da benzer sesler çıkıyor.
Bunun adına ekonomi dilinde açıkça “korumacılık” denir.
Her ülke krizin derinleştiği ve belirsizliğin hüküm sürdüğü böyle dönemlerde, kendi üretimini, istihdamını ve çıkarlarını doğal olarak korur, korumalıdır.
Bunun tek istisnası maalesef güzel ülkemiz Türkiye’dir.
Bizim aklı evvel TÜSİAD tayfası ve IMF sözcüleri piyasayı canlandırmak için ithal otolarda KDV indirimi isteyecek kadar kendi ulusal çıkarlarına karşı gaflet hatta hıyanet içindeler maalesef.
Rusya ithal otolar için ilave yüzde 20 gümrük vergisi koyarken, bizim işbirlikçi tayfa, KDV indirimi talep edebiliyor. Pes doğrusu.
Yüksek reel faiz ödeyerek, ülkeyi sıcak para cennetine çevirip, ithal mallarla kurulan saadet zinciri artık koptu.
Ucuz, kolay dış kaynaklı parayla yaşanan lale devri artık bitti.
Türkiye tüketim yerine, tasarrufu teşvik etmeli.
Yerli üretimi ve istihdamı desteklemek ve teşvik etmekten vazgeçmemeli. Gerçekçi kur uygulayarak, sektörel ve bireysel teşvikler vererek, sermayeyi tabana yayan bir üretim anlayışını hayata geçirmeli, sıcak paraya kontrol ve vergi getirmeli, aşırı, hesapsız, kontrolsüz yabancılaşma ve finansal serbestleşmeye mutlaka sınır koymalı ve “yerli malını” kullanmayı yeniden hatırlamalıdır. 

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız