| ABD’de “Stag-deflasyon” Türkiye’de “Stagflasyon”! |
| Pazartesi, 01 Aralık 2008 20:52 | |||
![]() ABD’de 1929 büyük ekonomik buhranından sonra yaşanan; en sert ve derin ekonomik, finansal, sistemik kriz, gelişmiş ülkelerin tamamını kapsamına aldı. Kriz dünya gayri safi milli hâsılasının yüzde 60’ına yakınını ihtiva eden gelişmiş ülkelerden sonra, (Japonya, AB, Kanada gibi) zayıf, kırılgan ve dışa bağımlı bizim gibi gelişmekte olan ülkeleri de potaya sokarak tüm dünyaya bulaştı. ABD’de başlayan krizin sub-prime (ikinci kalite) mortgage alacaklarından başladığı bir gerçekse de, işin aslı; bu krizin genel anlamda varlıkların ve kredi balonlarının sınırsız, ölçüsüz, kontrolsüz ve kuralsız bir biçimde şişerek, sürdürülemez bir noktaya gelmiş olmasıdır. Tüm krizlerin anası, ekonomik ve finansal sistemin kalp krizi olarak adlandırılan bu krizde, henüz dip noktaya gelinmiş, “en kötü” geride kalmış değil maalesef. Önümüzdeki aylarda ABD’de gerek finansal, gerek reel sektörde olumsuz, sürpriz gelişmeler ve spekülasyonların bekleniyor olması da bu durumu teyit ediyor. ABD’de dünyada sayıları 10 bini aşmış bulunan hedge fonlarından 300 -600 adedin batacağından endişe ediliyor. Son 50 yılın en büyük krizinin sadece ABD’deki faturasının 2 trilyon dolara çıkabileceği hesaplanıyor. ABD’de geçmişte ortalama 10 ay süren resesyonlardan farklı olarak, bu kez resesyonun, en az 24 ay süreceği de tahmin ediliyor. Kriz ABD’de büyük bir ekonomik dengesizliğe yol açtı. Konut fiyatları yüzde 30’a yakın geriledi. Düşen talep nedeniyle otomobilden, emtia piyasalarına kadar muazzam bir gerileme yaşanmaya başlandı. Kapanan ve iflas eden kuruluşlar nedeniyle işsizlik, patladı, emek piyasalarında ücretler dibe vurdu. Petrol fiyatlarındaki düşüş de buna eşlik edince, ekonomi resesyona girdi. Bu durumda düşen talep, emtia ve petrol fiyatları ile durma noktasına gelen tüketim, ABD ekonomisinin duraklamasına, büyümenin gerileyerek negatife dönüşmesine sebep olurken, durgunluk ve ekonomik gerilemenin deflasyona neden olduğu ve ABD’de ekonomik durgunluk ve resesyonla birlikte, enflasyonda gerilemenin yaşanacağı bir sürece girildi. Ekonomistlerin “stag-deflasyon” olarak adlandırdıkları bir durum bu. Türkiye’de ise, ekonominin giderek daraldığı, büyüme hızının yüzde 2’lere düştüğü, reel sektörde üretim ve ticarette satışların gerilediği, otomobilden konuta kadar, mal ve hizmet satışlarının son 5 yılın en kötü noktasına gelindiği bir süreç yaşanıyor. Ancak ABD’nin tersine, Türkiye’de enflasyonda bir düşüş görülmüyor. Aksine enflasyon yıl sonunda hedeflerinin neredeyse 3 katına çıkacak. Yüzde 4’lük enflasyon hedeflemesinin, artık bir hayal olduğu çok açık… 2008 sonunda enflasyonun yüzde 12 civarında çıkması bile belki de başarı kabul edilecek, Türkiye ekonomide durgunluk ve resesyon ihtimali ile enflasyon yükselişini bir arada yaşıyor maalesef. ABD’de kriz, ekonomide durgunluk ve kaçınılmaz küçülme ile toplam talepteki düşüş biçiminde gelişti. Emtia ve emek piyasalarındaki gerileme ve petrol fiyatlarındaki düşüş, enflasyonda gerilemeye neden olurken, Türkiye’de aynı gelişmeler, enflasyonda bırakın düşüşü artışa neden oluyor. Türk ekonomisi için de, yabancı sermaye ve döviz girişlerinde yaşanan şok-ani kesilme nedeniyle bir “stagflasyon” sürecine girilmesinden endişe ediliyor. Dış finansman yetersizliği kurları yukarı doğru itiyor. ABD’de stag-deflasyon (ekonomide düşük ve negatif büyüme ve azalan enflasyon) Türkiye’de ise stagflasyon (düşük ve eksi büyüme ve artan enflasyon) ile karşı karşıya kaldığımız bir konjonktür yaşıyoruz. “Krizi fırsata dönüştüreceğiz” diyen, IMF’nin sözcüsü ekonomistlere ve dünyadan bihaber görünen ekonomi yönetimine duyurulur. Ufuk Söylemez Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

