| AB İlerleme Raporu |
| Pazartesi, 26 Ekim 2009 13:44 | |||
![]() Kıbrıs’ta (Rumlara) VER-KURTUL; Güneydoğu’da ( Ülkeyi) BÖL-KURTUL; Ermeni (sınırını) AÇ-KURTUL; Ekonomide (her şeyi) SAT-KURTUL; Ergenekon’la (muhalifleri) HAPSET – KURTUL!.. Yukarıdaki karikatürize ederek özetlediğimiz talepler, bir biçimde AB ilerleme raporlarında yer alıyor. AB’ye tam ve eşit üye olma isteğimiz böylece giderek bir seraba dönüşüyor. AB’nin iki temel taşıyıcı ve kurucu unsuru olan Almanya ve Fransa’nın alenen Türkiye’ye “imtiyazlı ortaklık” adı altında “ne deve ne de kuş” olan bir garip statü önermeleri artık adeta kanıksanmış vaziyette. AB’nin diğer üye ve aday ülkelerden talep ettiği siyasi-Kopenhag ve ekonomik-Maastricth kriterleri dışında, Türkiye’den ekstra ve aykırı taleplerde bulunması ciddi rahatsızlık yaratıyor. AB’nin çifte standartçı, Türkiye’yi rencide eden talep ve raporları kamuoyunda giderek sıkıntı yaratıyor. Bu nedenle geçmişte AB’ye girmeye müspet bakan ve destekleyen kamuoyu, son yıllardaki araştırmalarda açıkça görüleceği üzere bu konuya artık mesafeli bakmaya başlıyor. AB’nin son ilerleme raporları, Türkiye’de AKP yandaşı bir kalem tarafından yazılsa ya da Türkiye’nin tüm milli çıkarlarına karşı özel husumeti olan birisi tarafından kaleme alınsa ancak bu kadar olur, dedirtecek cinsten maalesef. TRAJİKOMİK ÇELİŞKİ Böyle bir raporun “ilerleme” raporu olması ise trajikomik bir çelişki. Bu raporlardaki zihniyetle ilişkilerde “ilerleme” değil, ancak “gerileme” olabilir. Türkiye’yi AB’ye tam ve eşit, onurlu bir üye olarak almamak için, kırk dereden su getiren AB, herhalde bu tür raporları özellikle yayınlıyor. Her yönüyle siyasallaşan, yürütmenin bizzat Başbakan’ın söylemiyle yargıya müdahil olduğu, bir toplama kampı zihniyeti ile cezaevinde mahkeme kurulduğu, birkaç bilinen mafyatik sabıkalı isimle Prof. Dr. Türkan Saylan, Prof. Dr. Mehmet Haberal gibi saygın, demokrat, Atatürkçü ve Cumhuriyetçi isimlerin aynı kefeye konulmak istendiği, Ergenekon ismi verilen davada taraf olan son rapor da herhalde bu amaca yönelik olmalı. Evrensel hukuka ve ilkelerine aykırı yürütüldüğü ve hukukun kafasına çuval geçirildiği yolunda kamuoyunda geniş mutabakat oluşan bu soruşturmada, AB’nin taraf olması ve AKP ağzıyla rapor yayınlaması, AB’nin niyetini de demokrasi ve hukuk anlayışını da ağır biçimde zedelemiş, AB’nin hukukun üstünlüğüne olan söylemine duyulan güveni sarsmıştır. AB bu tutum ve politikalarını gözden geçirmez ise ticari-sosyal-siyasi bakımdan güvenilir, dinamik ve büyük bir ülke olan Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının ortaklığını da güvenini de giderek daha fazla erozyona uğratacaktır. Bizden söylemesi ve uyarması... Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

