100 zengin Türk’ün becerisini, 70 milyon fakir Türk gösteremiyor!
Salı, 06 Nisan 2010 10:35


Forbes dergisi, mart sayısında en zengin 100 Türk listesini yayınladı.
Her yıl “zenginin malı züğürdün çenesini yorarmış” misali, bu listedeki isimlerin servetleri kamuoyunun gündemini uzun süre işgal ediyor.
Meşru ve etik olmak kaydıyla zenginleşmenin, zengin sayısının artmasının olumlu bir şey olduğu aşikar.
Biz genel ekonomi açısından bu listenin üzerinden bir değerlendirme yapmak istiyoruz.
2007 yılında en zengin 100 Türk’ün toplam serveti 111 milyar dolarmış.
2008 yılında dünyadaki ekonomik krizle birlikte bu rakam 56 milyar dolara gerilemiş.
Türkiye, son yılların en büyük ekonomik daralmasını yaşamasına, yüzde 6’ya yakın küçülmesine ve işsizliğin Cumhuriyet tarihinin en büyük seviyesine çıkmasına rağmen 2009 yılında, 100 zengin Türk’ün serveti 87 milyar dolara çıkmış.
Yani Türkiye yüzde 6 gibi ağır bir ekonomik küçülme yaşarken, kişi başına düşen milli gelir 10 bin dolardan 8 bin dolara gerilirken, 100 zengin Türk’ün servetleri dolar bazında yüzde 55 gibi rekor bir oranda artmış.
Böylece Sayın Başbakan’ın “kriz bizi teğet geçti” söyleminin de ne kadar yerinde olduğu ortaya çıktı.
Biz protestolu senetlerin, karşılıksız çeklerin rekor artışına bakarak hata yapmışız. Kredi kartı ve tüketici kredisini ödeyemeyen 2 milyon insanın icralık olmasını fazla ciddiye almışız.
İşsizlik intiharlarında, aile içi şiddet olaylarında, ahlak erozyonunda gasp, hırsızlık, yolsuzluk olaylarındaki patlamanın, ekonomik kriz ve yoksulluktan kaynaklandığını düşünmekle yanlış yapmışız.
Baksanıza, “gemisini yürüten kaptan” misali, koca ülke fakirleşirken işsizlik, yoksulluk ve krizin doğurduğu tüm olumsuz sonuçlarla toplum kıvranırken, başarılı, becerikli, işini bilen zenginlerimiz adeta nispet yaparcasına nasıl da zenginleşmişler.
İşte ekonomi dediğimiz böyle olmalı. Altta kalanın canı çıkmalı. Sermaye tabana yayılmamalı, az sayıda, iktidara yandaş ya da iyi geçinen akıllı, becerikli, üstün vasıflı 100, hadi bilemediniz birkaç yüz kişi ve ailenin elinde toplanmalı.
Böylece kalkınır, nurlu ufuklara, mutlu ve müreffeh bir ekonomik düzene daha çabuk kavuşuruz.
Biz de uğraşıp duruyoruz.
Neymiş, ekonomi de demokratikleşmeliymiş,
Neymiş, sermaye tabana yayılmalıymış,
Neymiş, gelir dağılımı adil olmalıymış,
Neymiş, kayıt dışı ekonomi kayda alınmalıymış,
Neymiş, tekelleşme-kartelleşme önlenmeliymiş,
Neymiş, piyasaya giriş engelleri kaldırılmalıymış,
Neymiş, tarıma ve üretime destek verilmeliymiş,
Neymiş, esnaf ve sanatkarlara sahip çıkılmalıymış,
Neymiş, KOBİ’lerin ve ihracatın rekabet gücü artırılmalıymış,
Neymiş, işsizlere iş ve aş sağlanmalıymış…
Bunların hepsinin boş olduğunu, Forbes’in 100 zengin Türk listesindekilerin servetlerini 56 milyar dolardan 87 milyar dolara çıkarması bize gösterdi.
Yapmamız gereken bir yandan bu dünya çapında servete kavuşmuş 100 büyük Türk zengininin izinden gitmek, öte yandan mevcut iktidarı ve ekonomi politikalarını desteklemek, ver-kurtul, sat-kurtul anlayışını övmek, hepsi bu. Çok basit değil mi?

Ufuk Söylemez'in Tüm Yazıları İçin Tıklayınız