“Ninja” Krediler, “Zombi” Bankalar!
Pazartesi, 11 Mayıs 2009 16:17

alt

ABD kaynaklı sahte-kârlık ekonomisinin, sentetik kâğıtlardan oluşturulan saadet zincirinin ve emlak başta olmak üzere bütün varlıkların değerlerindeki aşırı yükselmenin çöküşü ile başlayan krizin tam ortasındayız.
ABD “U” tipi krizin tam ortasında, tabii onu diğer gelişmiş ülkeler ve onların ekonomik uydusu haline gelen bizim gibi “az gelişmiş” ekonomiler izliyor.
ABD’de 19 büyük bankanın bir habere göre 16’sının, bir diğerine göre 6’sının, stres testi denilen, dayanıklılık testini geçemediğine dair haberler yoğunlaştı.
Sonuçların açıklanması ise adeta bu söylentileri doğrularcasına, ertelendi.
Bank of America, Citibank gibi hem ABD’nin, hem Dünyanın en büyük bankalarının aktif yapılarının da sermaye yeterliliklerinin de sorunlu kredilerinin de sağlıklı olmadığına dair haberler olumsuz beklentileri artırıyor.
Bu tür toksit kâğıtları, junk bond denilen beş para etmeyen kâğıtları bilânçolarında tutan, bunların karşılığında kredi ya da taahhüde giren bankalar, bu gözü kara, aşırı kazanç hırslarının ve sınır tanımaz finansal serbestleşmenin sonunda bugün perişan haldeler.
Bunların alacak hanesinde gözüken kredilerinin de batık olduğunu, taahhütlerini karşılamakta zorlanacak bir tablonun mevcut olduğunu deneyimli, bağımsız iktisatçılar aylardır söylüyor, yazıyorlar.
Bu tür bankalardaki kredilere “NINJA Loans” yani “NINJA Kredileri” deniliyor.
Açılımı ise no income, no jobs, no equity, yani gelir yok – iş yok – varlık yok demektir.
Bu Ninja kredilerini veren dev bankalara da korku filmlerinde gördüğümüz, yaşayan ölülerin adı veriliyor! “Zombie banks” yani “Zombi bankalar.”
İşte bu Zombi bankaların devletleştirilmeden, yani halkın parasıyla kurtarılmadan, ayakta kalmalarının çok zor olduğu iddia ediliyor.
Bu konu açıklığa kavuşmadan, yani ABD, kapitalizmin mabedi olarak, sosyalist müdahale ile devlet kanalıyla, batık bankaları kurtarmadan, ekonomisinde istikrar sağlayabilecek gibi gözükmüyor.
Bugün, ABD krizin tam ortasında. Büyümeye yeniden başlasa bile bunun işsizliğe müspet yansıması 10–24 aydan önce gerçekleşemiyor.
O nedenle, bizde ekonomi bakanlarının ve yönetiminin değişmesinin önemli ve pozitif gelişmelere yol açacağına dair yaratılan beklentilerin hiçbir rasyonalitesi yok.
En aklı başında gözüken ve konuşan, iktisat bilgisine vakıf laflar eden, ciddi ve dengeli bir görüntü veren, Prof. Dr. Nazım Ekren’in ekonominin koordinasyonundan ve bakanlıktan alınması son derecede düşündürücüdür.
Sayın Ali Babacan’ın ve Sayın Mehmet Şimşek’in iyi niyetli olsalar bile böylesi bir devasa ekonomik çalkantının içinde, Türk ekonomisini istikrarlı ve basiretli bir biçimde çekip çevirecek tecrübe ve performanslarının olmadığına dair kaygılar da son Bakanlar Kurulu değişiklikleriyle ilgili iyimser olmamızı maalesef engelliyor.
Ne diyelim, bekleyip göreceğiz!

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız