‘Turp’un büyüğü heybede!
Pazartesi, 29 Haziran 2009 14:33

alt

Başbakan Yardımcısı Sayın Ali Babacan’ın açıkladığı kredi kartı borçları ve borçluları ile ilgili düzenleme 24 Haziran 2009’da Meclis Genel Kurulu’ndan geçerek yasalaştı.
31 Mayıs 2009 tarihine kadar ödenmemiş ve temerrüde düşmüş kredi kartı borçlarının yeniden yapılandırılmasına yönelik olan düzenlemede, borçlulara ödeme ve taksit kolaylıkları öngörülüyor.
BDDK’ya yetki verilerek asgari ödeme tutarını yüzde 30’a kadar arttırmaya ve/veya yüzde yüzde 10’a kadar azaltmaya imkân sağlanıyor.
Sosyal bir faciaya dönüşme eğilimi gösteren kredi kartı borçları ve borçlularına yönelik çok geç kalınmış da olsa bir adım atılması kuşkusuz ki olumlu.
Ayrıca kredi kartı borçlularını suçlu ve sorumsuz olarak gören AKP zihniyetinin şimdi bu konuya çözüm üretmeye çalışması ve bir ölçüde geri adım atması da elbette önemli bir şey.
Ancak sorunun boyutları 1,3 milyon kredi kartının ve 900 bine yaklaşan kredi kartı sahiplerinin yasal takibe intikalleri ile sınırlı değil.
Çünkü 9 milyona yakın kredi kartının sadece asgari ödeme tutarı kadar ödeme yapılmak suretiyle mevcut borca “takla” attırıldığı da bir gerçek.
Yani “turbun büyüğü heybede”. Krizin halen tam ortasında olduğumuz düşünülürse, yakın gelecekte, yeni kredi kartı borçlularının da temerrüde düşmesi veya işlerini yitirme ihtimalleri hiç az görünmüyor.
Kredi kartı kullanım bedeline bir sınır getirmesi olumlu.
Ancak 3 bin 500 liranın üzerinde limite sahip kartlardaki yüzde 1’lik kart ücreti hala yüksek.
Örneğin, 5.000 TL limitli bir karta 50 TL. 10.000 TL limitli bir karta ise 100 TL. Kart kullanım ücreti ödenecek ki bu rakamlar hiç de az değil.

DOLARİZASYONA
RESMİ KABUL

Sayın Babacan’ın açıkladığı döviz geliri olmayan firmaların da döviz kredisi kullanabileceklerine ilişkin düzenleme ise Türkiye’de TL yerine doları ve yabancı paraları ikame eden, “dolarizasyon” sürecinin adeta resmen kabulü mahiyetinde.
Döviz geliri olmayanın döviz kredisi kullanması, “açık pozisyonu” teşvik anlamına gelir. Bankalara sınırladığınız açık pozisyonu, şimdi tüm firmalara açarak, kur riskini döviz geliri olmayanlara da yaymış oluyorsunuz.
Özetle, “Basra harab olduktan sonra” da olsa, kredi kartları ve borçluları ile ilgili bazı önlem adımları atılması yerinde olmuştur. Ancak hem gecikmiş hem de yetersizdir. Çünkü bunun arkası gelecektir.
O nedenle T.C. Merkez Bankası’nın ilan ettiği avans faizlerinin yüzde 40-50’lerden daha aşağı çekilmesinde yarar vardır.
Çünkü insanlar, kredi kartlarını “ödeme aracı” olarak değil, “yaşamak için son çare” olarak görüyorlar.
Yeni mağdurlar yaratılmaması için bu konuda da düzenleme gerekiyor.
Son olarak, kredi kartı sayısındaki artışa bir göz atalım: Bankalararası Kredi Kart Merkezi’nin verilerine göre yıllar itibarı ile Türkiye’de çıkarılmış kredi kartı adetleri altta görülen tablodaki gibi gerçekleşmiş.
Görüleceği üzere AKP iktidarında 2003 yılında yüzde 28, 2004 yılında yüzde 34,3, 2005 yılında yüzde 12 oranında artan, peynir-ekmek gibi dağıtılan, kaldırımlarda pazarlanan, bol keseden verilen kredi kartlarının bugün sıkıntıları ile yüz yüzeyiz.
Kontrolsüz, bilinçsiz, ölçüsüz gelir ile mütenasip olmayan kredi kartı dağıtımı da, kullanımı da bugün krizle birlikte büyük bir sorun olarak karşımızda duruyor, maalesef.
Yıl            Kredi kartı adedi
2000    13.408.477
2001    15.966.806
2002    15.512.780
2003    19.863.167
2004    26.681.128
2005    29.978.243
2006    32.433.333
2007    37.335.179
2008    43.394.025
2009/Mayıs    43.867.430

 

Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız