| Muhasebenin tarihsel gelişimi ve önemi |
| Pazartesi, 01 Şubat 2010 22:00 | |||
![]() Literatüre bakıldığında “muhasebe”nin, kökü Arapça olan hesap sözcüğünden türetildiği anlaşılmaktadır. Bu kökten hareketle, muhasebede hesabın, çağdaş anlamı ile üzerine aynı değer ölçü birimiyle işlem yapılan, denetlemeye elverişli, çift yanlı bir hesaplaşma çizelgesinden ibaret olduğunu görmekteyiz. 15. yüzyıl sonlarında İtalyan Luca Pacioli’nin çift yanlı hesaplaşma yöntemi olarak ortaya koyduğu çalışma ve eseri ile çift yanlı kayıt usulü, muhasebede ön plana çıkmış ve genel kabul görmüştür. Ancak, bu usulün çok daha öncesinde eski Mısır medeniyetinde papirus üzerine yazılı kayıtlarda, bir ambar çıkış kaydının yapılabilmesi için belgenin iki nüsha halinde düzenlendiği, belge üzerine malın adının ve miktarının ve bir de teslim edilen kişinin adının yazıldığı bilinmektedir. Luca Pacioli’nin eseri ise dönem sonucunun çıkarılmasında izlenecek yolu göstermesi bakımından önemlidir. Basit anlamı ile muhasebe “Hesaplaşma, karşılıklı hesap görme” şeklinde tanımlanabilir. Bugün ise bilimsel yaklaşım ile “Tamamen veya kısmen mali özellikte ve para ile ifade edilebilen işlemlere ait anlamlı ve güvenilir bilgileri sağlayacak biçimde verilerin ilgili kaynaklardan toplanmasına, doğruluklarının saptanmasına, kaydedilmesine, tasnif edilmesine, rapor biçiminde sunulmasına, analiz ve yorumlanmasına” muhasebe adı verilmektedir. Geniş ve kapsamlı olarak verilen bu tanım, günümüzde işletme kavramını da ortaya koymaktadır. İşletme kavramının gelişmesi ile muhasebenin asıl uygulama ve gelişme alanı ortaya çıkmış ve muhasebe, tüccara, başka bir deyişle tek kişiye özgü olmaktan çıkıp, işletmeye ait olma niteliğine kavuşmuştur. Bu nedenle işletmeciliğin geçirdiği evreler ve bu evrelerle ilgili bilgi ve belgeler muhasebe tarihçisinin inceleme alanına girmektedir. Bunun yanında, işletmeciliğin çeşitli alanlarda gelişme göstermesi, muhasebenin, salt kayıt fonksiyonundan ibaret olmadığı, işletmelerin tüm bölümlerine bilgi verecek ve uzmanlık gerektirecek şekilde yapılanması sonucunu da beraberinde getirmiştir. Muhasebenin, kişiler ve işletmeler açısından önemi ne kadar büyük ise devlet ve üçüncü kişiler açısından da önemi o kadar büyüktür. Muhasebe devlet açısından da vergi yükünün hesaplanmasında son derece önemli bir sistemdir. Kişiler ve işletmeler devlete ne kadar vergi vereceğini muhasebe yardımı ile hesaplarlar. Her kuruluş bir dönemdeki faaliyetlerine ve bu faaliyetlerden ne kadar kar, ne kadar zarar yaptığına göre devlete vergi vermektedir. Gerçek kişiler ve tüzel kişilerin ne kadar kar veya zarar yaptıklarını hesaplamak muhasebe sisteminin görevidir. Çıkan sonuçlara göre devlete verilecek vergiler de muhasebe sayesinde hesaplanarak ve beyan edilerek vergi borcu yerine getirilmiş olur. Üçüncü kişiler de muhasebe sonuçlarına göre, özellikle şirketlerin durumları hakkında bilgi sahibi olurlar ve ona göre şirketlerle iş ortaklığında bulunup bulunmayacaklarına karar verirler. Kişiler de şirketlerin durumlarını inceleyerek şirket ile alışveriş yapmak, şirketin hisse senedini almak gibi işlemleri yönelebilirler. Bu sonuçlara ulaşmak için en önemli unsur iyi bir muhasebe sistemidir. Muhasebe sistemi olmayan bir kuruluş hakkında ne işletme sahipleri, ne işletme ortakları, ne işletme çalışanları, ne devlet ne de üçüncü kişiler bilgi sahibi olabilirler ve kuruluşun geleceği hakkında yön verebilirler. Bugün, ülkemizde uygulanan Tek Düzen Hesap Planı, SPK Tebliğ ve Sirkülerleri, Muhasebe Standartları, Türk Ticaret Kanunu’nda yapılan değişiklikler vb. işletmelerin hesap ve işlemlerinin açık ve anlaşılabilir olmasının sağlanmasına yöneliktir. Kaynak: Prof. Dr. Oktay Güvemli - Muhasebe Tarihi Yazarın Diğer Yazıları İçin Tıklayınız
|

