Pamuk fiyatlarında son aylarda görülen tarihi yükselişler, pamuk ipliği ve diğer iplik türlerinde de fiyatları tırmandırdı. Tekstilciler, hammadde ve türev ürünlerdeki fiyat hareketlerinden endişeli. Dalgalı seyir pamuk piyasalarında baskın rol oynamaya devam ediyor. New York vadeli işlemler borsasında Ağustos ayından beri görülen 75 cent/lb’lik işlem aralığı 1995/96 hasat yılı itibarıyla her yılın ortalama fiyatını aştı. Hammaddedeki bu artışlar iplik fiyatlarını da yükseltti. Türkiye dünya pamuk üretiminde 8., tüketimde ise Çin, Hindistan ve Pakistan’dan sonra 4.ülke durumunda. Türkiye, 2009 ve 2010 yılları itibariyle üretiminin iki katından fazla pamuk tüketiyor. Aradaki farkı ithalat yoluyla kapatıyor. Bu nedenle ABD ve Çin’in baş aktör olduğu dünya piyasalarındaki gelişmeler Türk tekstilcisini yakından ilgilendiriyor, etkiliyor.
ÜÇ AYDAKİ FİYAT GELİŞMELERİ
Üç aydır katlanarak artıp dünya çapındaki pamuk fiyatlarında tüm zamanların en yüksek fiyat serilerini oluşturan yükseliş Kasım ayının ikinci haftasında önemli bir düzeltme gördü. Ağustos ayından beri fiyatını ikiye katlayarak 75 cent/lb’den 150 cent/lb’ye ulaşan New York Mart vadeli kontratı Kasım ayı başında, sadece iki hafta içinde, %25 düşerek 112 cent/lb seviyesinin altına geriledi. Takip eden işlemlerde Mart fiyatları toparlandı ve 38 cent/lb’lik düşüşünün yarıdan fazlasını geri kazandı. A Endeksi tarafından ölçülen fiziksel fiyatlar da dalgalı seyretti. A Endeks değerlerleri Kasım ayının ikinci haftasında bildirilen 172 cent/lb’lik tepe fiyatlardan ayın sonlarına doğru 145 cent/lb altındaki seviyelere düştü. Önemli olmakla birlikte A Endeksindeki 27 cent/lb’lik düşüşün New York vadeli işlemlerdeki düşüşten göreceli olarak küçük gerçekleşmesi fiziksel fiyatların dar tedarik durumu tarafından desteklendiğine işaret ediyor.
ÜRETİM CEPHESİNDE YAŞANANLAR
Güney yarımküredeki ülkelerde daha büyük hasatların beklenmesi sebebi ile dünya üretim tahmini 280.000 balya artarak 115,5 milyona ulaştı. Bu artışlar kısmen kuzey yarımküre ülkelerindeki düşük üretim tahminleri ile dengelendi. Üretimlerinde düşüş beklenen ülkeler Pakistan (-300.000), Özbekistan (-200.000), Yunanistan (-150.000) ve ABD (-100.000 balya) oldu. Dünya tüketim beklentisi 575.000 balya azalırken Hindistan (-500.000) ve Pakistan (-200.000) beklenen işletme talebi düşüşleri ABD (+100.000) ve Arjantin (+25.000 balya) artışlarına baskın geldi. Dünya üretim beklentilerinin artması ve dünya tüketim tahminlerinin azalması ile son dünya kapanış stokları geçen aya göre 1,2 milyon balya artarken stok/kullanım oranı marjinal şekilde %36,1’den %37,3’e gevşedi.
ÇİN VE ABD’NİN POZİSYONLARI ÖNEMLİ
Her şeye rağmen dünya arz ve talep durumu modern küresel çağdaki en dar durumunu koruyor. Dünya çapındaki darlığın büyük kısmı Çin’e bağlanabilir. 2009/10 ve 2010/11 yıllarındaki ortalama 17,5 milyon balyalık üretim/tüketim açığı ile Çin ithalatlarını artırmak zorunda. Çin’in güçlü ithalat talebi prensip olarak küresel arzın daralmasında öncü rol oynadı. Dünyada en fazla ihraç edilebilir üretim fazlalığı veren ülke olan ABD’nde 2010/11’de teslim edilmek üzere hasat yılının ilk dört ayında yapılan satışlar rekor seviye olan toplamda 13,9 milyon balyaya ulaştı. Bir önceki hasat yılında ABD, diğer ülkelerin müsait olmadığı durumlarda güvenilir pamuk kaynağı olmuş ve dünyaya rezerv tedarikçisi olarak hizmet vermişti. Ancak, mevcut hasat yılının bu denli erken döneminde böylesine yüksek taahhütle ABD 2010/11’deki geleneksel rezerv tedarikçisi rolünü, hasadının 2009/10’dakinden %50 daha yüksek üretime rağmen (12,2 milyona karşılık 18,3 milyon balya), yerine getiremeyebilir.
DOSAB Başkan Yardımcısı ve Sunteks Dokuma Boya Apre AŞ Yönetim Kurulu Başkanvekili Ferudun Kahraman:
FİYATLAR BİR YIL NORMALLEŞMEZ
DOSAB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Sunteks Dokuma Boya Apre AŞ Yönetim Kurulu Başkanvekili Ferudun Kahraman, pamuk ve iplik fiyatlarındaki son gelişmeleri ve tekstil sektörünün gelecek vizyonunu anlattı. Kahraman, tekstil sektörünün Türkiye’de 2010 yılına göre 2011 yılında daha iyi bir noktada olacağını söyledi. Buna dayanak olarak da Türkiye’nin katma değeri yüksek üretim ve lojistik anlamda rekabet edilmesi zor bir ülke olduğunu gösterdi.
Kahraman şunları söyledi: 2010 yılında tekstil sektöründeki tek olumsuzluk, dünya iplik piyasalarındaki ani yükselişler oldu. Öncelikle tekstildeki temel girdilerin başında gelen pamuk ile başlayan yükselme, sektörü hayli tedirgin etti. Bu yükselişe baktığımızda öncelikle, ekonomik krizden çıkan piyasaların pamuğa beklenin çok üstünde rağbet göstermesi, buna karşın dünya pamuk üretimde yüzde 9’lara varabilecek bir daralmanın yaşanması fitili ateşleyen başlıca neden olmuştur.
Pamuk fiyatlarını tetikleyen sebepler incelendiğinde ise; Dünyadaki en büyük pamuk üreticisi konumundaki (dünya üretiminin 1/3’ni gerçekleştirmektedir) Çin’in pamuk üretiminin, ABD Tarım Bakanlığı kaynaklarına göre miktar olarak yüzde 18 civarında gerilemesi, ayrıca ciddi kalite problemlerinden dolayı kayıplara uğraması vardır. Buna karşın Çin’de halkın kişisel pamuk tüketiminin (giysi ve ev tekstili) Çin yerel kaynaklarına göre 8 kg/yıl ortalamasından 14 kg/yıl yükselmiştir. Bu durumda Çin artan pamuk ihtiyacını ithalatını artırarak karşılamaktadır. Nüfusu ile birlikte düşünüldüğünde büyük bir tüketim artışı var, talep yükseliyor. İkincisi, kardeş ülke Pakistan pamuk piyasasını etkiledi. Sel felaketi ve kaliteli ürün çıkmayışının olumsuz yansımaları oldu. Çünkü Pakistan’ın Dünya pamuk üretiminde yüzde 10’a varan payı bulunuyor.
Üçüncü olarak, Hindistan’ın ülkeden pamuk elyaf çıkışını yaklaşık bir yıldır, pamuk iplik çıkışını da yaklaşık bir aydır yasaklamasını gösterebiliriz.
Bu üç olayın pamuk piyasasında fiyatları yukarı taşımada yüzde 50 etkisi olduğunu kabul edersek, ben diğer yüzde 50’nin de spekülatif olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bu spekülatif hareketler pamukla da sınırlı kalmamış polyester, viskon, floş (suni ipek) ipliklerine de yansımıştır. Dünyada önemli ölçüde sermayenin emtia piyasalarına yöneldiğini biliyoruz. Sadece pamukta değil diğer emtiada da önemli artışlar yaşandı. Pamuk fiyatlarındaki yükselişler, doğal olarak ipliğe de yansıdı. 85-87 USD cent/lb olan fiyatlar 150’yi geçti ve Aralık ayının 14’ü itibariyle 142-144 arasında seyrediyordu. Tabii çok büyük oranlı bir artışla karşı karşıyayız.
Pamuk fiyatlarında ocak ve şubat aylarında da artışın olacağını düşünüyorum. Yeni ürün piyasaya girene kadar bu artışlar sürebilir de... Yeni ürün çıktığında durum biraz frenlenir veya yeni bir fiyat dengesi kurulur. Ancak eski fiyatları asla göremeyeceğimiz kanaatindeyim. Yani bir yıl önceki fiyatları artık göremeyeceğiz. Bu fiyatların normal seviyelerine inmesi, pamuk ipliği açısından kısa dönemde beklenmemelidir. Çünkü önümüzdeki yılın pamuğu şimdiden uluslararası vadeli işlem borsalarında işlem görmeye başladı. Bu durumdan, fiyat seyrinin 2012 yılı başlarına kadar düşüş anlamında bir değişime uğramayacağı anlamı çıkarılmalıdır. Diğer elyaflarda daha çok spekülasyon kaynaklı fiyat artışları yaşandığından, bu elyaflarda gelecek yılın yarsından sonra fiyatlar normal seyrine oturacaktır. Türkçemizde güzel bir deyim vardır, “elle gelen, düğün bayram”. Bu fiyat artışları sadece, ülkemize özgü olmadığından, tüm dünya piyasaları da maliyetlerini bu fiyatlar üzerinden oluşturmak zorundadırlar. Bir başka anlatım ile fiyat artışlarının sipariş bazında etkisi olabileceği düşünülse bile, rekabet bazında ülkemiz tekstil sektörünü etkileyecek bir unsur olmayacaktır.
FİRMALARA ETKİSİ NE OLUR?
En başta firmalar açısından bir finansman sıkıntısı ortaya çıkacak. Tekstil sektöründe işletme sermayeleri azalacak. Çünkü girdinizdeki fiyat artışı demek maliyetinizin artması dolayısıyla finansman ihtiyacınız demek. Bu ihtiyacı karşılamanın da bir maliyeti var. Ya öz kaynaklardan karşılayacaksınız ya da yeni finans kaynakları kullanarak. Bu açıdan bakıldığında Türk tekstili için tabii olumlu gibi görünmüyor. Ancak buna rağmen ben gelecek yıl sektörümüz açısından her şeyin 2010’a göre daha iyi olacağını düşünüyorum. Sanıyorum sanayicilerimizin çoğu 2010 yılından memnun olduklarını söyleyeceklerdir. Bunun sağlanmasındaki en önemli etkenlerin başında, ülkemiz yönetimindeki siyasi istikrar ve uygulanan kararlı ekonomik politikalardır. Artık sanayicimiz, ülke ekonomisinin birkaç grup tarafından ve kendi çıkarları doğrultusunda istedikleri gibi, akşamdan-sabaha yönlendirilemeyeceği güvencesini yakalamıştır. Artık geleceğine güvenle bakarak üretimini artırmanın yolunu aramaktadır. Hatta ülkemiz batıdan kaçan yabancı yatırımcıların sığındığı bir liman olmaya başlamıştır.
TEKSTİL 2011'DE DAHA İYİ OLACAK
Tekstil sektörü özelinde ise bu genel havanın yanı sıra, ülkemizin Uzakdoğu’ya göre lojistik avantajları ihracatımızda yükselmelere kaynak oluşturmuştur. Artık modanın, batı pazarlarında daha da öne çıkan/çıkarılan bir kavram olması, büyük mağaza zincirlerinin ticari rekabeti de moda üzerine kurması nedeniyle, batılı firmalar mevsimde en az iki defa koleksiyon yapar duruma gelmişlerdir. Düşüşe neden olsa da; bu durum sipariş miktarlarında parça başına Uzakdoğu’nun düşük siparişleri yapmaması veya yapamaması, teslim zamanındaki süre kısalığı, Türkiye tekstiline büyük avantajlar sağlamıştır.
Bu avantaj kaliteli üretim yapan firmalar için bir fırsatlar zincirine dönüşmüştür. Bu noktada övünerek söylemek isterim ki, firmamız Sunteks bunu başaran firmaların içinde yer almaktadır. Tabi ki bu başarı temelsiz değildir, büyük dededen 1940’lardan gelen dört kuşaklık bir birikimin temelleri üzerinden yükseldik, kısaca tanımlarsam “Sunteks dört kuşağın tecrübesi ve de geleceğin teknolojisi” ile bugünlerdedir. Bu tecrübe en çok 2008 yılı sonunda patlayan ekonomik kriz sırasında, bize iyi bir yol gösterici oldu, ben bu ani krizi “gün içinde hazırlıksızken yakalanılan ani güneş tutulmasına” benzetiyorum. Bu sert ekonomik tablo ile başlayan 2009, dünyada ekonomik krizin sert dalgaları ile geçti. Bizler Türk sanayicileri, bu dalgalanmaları fazla yara-bere almadan atlattık, atlatmaya çalıştık.
Sonuçta ben 2011 yılının tekstil sektörünün en parlak yılı olacağı kanaatindeyim. Az önce de söylediğim gibi başta Avrupalı ihtiyacını Türkiye’den karşılayacak. Katma değeri yüksek ürünlerde, Çin gibi ülkeler bizimle rekabet edemez. Bunu gördük. Üretim kalitesi anlamında ciddi artımız var. Kalite yanında müşteri taleplerini, müşterinin istediği zamanda karşılama kabiliyetimiz çok gelişti. Artık dış ticarette kaliteyi öğrendik. Bu ölçüdeki müşteriyi yakaladık. Müşteri odaklı satışı yapıyoruz. Her gün müşteri ile karşı karşıyayız.
Ancak şunu belirtmekte de yarar var; tekstil sektörü olarak daha fazla yaşamak ve gelişmek istiyorsak bizim başta Avrupa gibi ülkeler yanında Çin, Hindistan gibi ülkelere de mal satıyor olmamız lazım. Çünkü oradaki büyük nüfus içinde de gelir seviyesi Avrupa ölçeğinde olan milyonlarca insan var. Onları da yakalamalıyız.
Fistaş Fantazi İplik AŞ Yönetim Kurulu Başkanı İlhan Sarı:
Spekülatif hareketler fiyatları arttırdı
Fistaş Fantazi İplik AŞ Yönetim Kurulu Başkanı İlhan Sarı, son dönemde pamuk ve iplik fiyatlarındaki anormal yükselişleri, bunun tekstil sektörüne yansımalarını ve sanayicilerin neler yapması gerektiğini anlattı. Sarı, şunları söyledi: Pamuk fiyatları 2008 kriziyle birlikte dip yapmıştı. Dünya genelinde faizlerin düşüşü ile birlikte büyük paralara hükmedenler, artık faiz geliri elde edememeye başladı. Bunun sonucunda da emtiaya hücum ettiler. Tarım ürünleri, bakır gibi metaller, petrol ve pamuğa yönelme oldu. Ciddi miktarda pamuk satın aldılar ve bunları yüksek fiyatlarla satıp, faiz ya da finansal araçlarla elde edemedikleri gelirleri kazanmaya başladılar.
ÜRETİM ARTIYOR AMA FİYATLAR YUKARIDA NEDEN?
Pamuk ve iplik fiyatları artışında ikinci bir neden Çin’in pozisyonu oldu. Çin’de büyük bir nüfus var. Ayrıca nüfus planlaması nedeniyle nüfus cüzdanı olmayan milyonlarca kişi var. Bunlar yarı yarıya ücretle çalışıyorlar. Kimine göre 1,5 milyarı geçen nüfusuyla Çin’de gelir arttıkça tüketim de artıyor. Çinli üreticiler, artık eskisi gibi ürünlerini ihraç etmeyip iç piyasaya sürüyorlar. Üstelik iç piyasa fiyatları daha yüksek, daha çok kazanç var. Çin’den dünyaya mal çıkışı gerileyince, hammadde ihtiyaçları için Hindistan gibi ülkelere yönelme oldu. Dünya oraya yüklenince Hindistan ihracata bazı kısıtlamalar getirdi, çünkü kendi ihtiyacı var. Tüm bunlar ve Çin’in bu pozisyonunun az da olsa pamuk ve iplik fiyatlarında yukarı yönlü etkisi oldu. Sonuçta 2009 yılı ekim ayında 3,20 TL/KG olan pamuk fiyatları 2010 ekim sonunda 8,20 TL/KG seviyesini gördü. Bu çok büyük bir artıştı.
2011 yılında pamuk üretiminin yüzde 18 oranında artması bekleniyor. Tüketim ise yüzde 1 gibi daha düşük oranda artış gösterecek. Son veriler bunu gösteriyor. Fiyat artışlarının arz-talep dengesinde olmadığı da buradan belli. Az önce söylediğim gibi artışlar önemli ölçüde spekülatif. Üretim artıyor, talepte o kadar artış yok ama fiyat çok yüksek. Bu spekülatif harekettir. Öte yandan şunu unutmamak gerekir; pamuk her geçen gün tekstilin vazgeçilmez hammaddesi oluyor. İnsan giyiminde pamuk kullanımı artıyor, ev tekstilinde kullanılıyor.
Pamuk arttıysa, onun yerine koyabileceğiniz viskon var, o da anında artıyor. Birbirine çok duyarlı, doğal olarak. Alternatif ipliklerin fiyatlarında da artış var. Çünkü onlara talep artıyor. Talep artınca fiyat da yükseliyor. Pamuk fiyatları geri gelecek. Çünkü üretim artışı gelecek yıl için yüzde 18 gibi öngörülüyor. Bu üretim artışı yanında eldeki stoklar da değişecek. Benim öngörüm 2011 yılı altıncı ayından sonra fiyatlarda ciddi oranlı bir gerileme olacak. Bu görülüyor. Ancak bu geri geliş eski fiyat seviyelerine olmaz, bu bilinmeli.
Hammadde fiyatı yükselince maliyetler de değişiyor elbette. Biz ne yapıyoruz, müşterimizle masaya oturuyoruz. O görüşmede, ürünlerde kullanılan malzeme oranları değişebiliyor. Örneğin bir üründe yüzde 70 oranında pamuk kullanıldıysa bu oran geri çekiliyor. Tabii her üründe bunu yapamazsanız ama yapılan da çok. Sonuçta ürünün raftaki fiyatı değişmiyor. Böylece hammadde fiyat artışlarını absorve edebiliyorsun, çok etkilenmiyorsun. Şu an yaşanan bu. Ancak bu hareket için pazara çok yakın olman gerekir. Müşteriyi yakından takip etmen şarttır. Eğer fasoncuysan iş daha zor.
Şu an için görünen hammadde fiyatlarındaki artışlar nihai tüketiciyi çok ilgilendirmiyor. Çünkü üretici, müşteri, mağaza; maliyetleri ile oynayarak, hammadde oranını değiştirerek, karlarından belki biraz geri gelerek raf fiyatını değiştirmiyor. Tabii bu kısa dönemli bir fiyat hareketi olduğu için böyle. Uzun dönemde devam ederse hammadde artışları rafa da yansır.
Bir başka nokta, kar marjı düşük olan büyük mağazalar hammadde artışlarını raflara yansıttılar. Çünkü onların kar marjları zaten düşüktü. Artışları absorve edecek marjları yoktu.
MÜŞTERİYİ SIKI TAKİP ŞART
Sanayicimizin yapması gereken kriz ortamlarında, olağanüstü dönemlerde istihbaratını güçlendirmektir. Dünyada ne oluyor, rakiplerin durumu ne bunları gözlemek gerekir. Müşterini sıkı takip etmek çok önemli. Bunları yapan firmalardan ben devamlı büyüme bekliyorum. Biz de firma olarak gücü buradan alıyoruz. Üretici olarak müşterimizle yakın ilişkiyi önemsiyoruz. Günümüzde bir üretici, tıpkı banka müdürlerinin yaptığı gibi yapmalı. Nasıl banka müdürü kredi vereceği firmaları ziyaret eder, yakından ilgilenir, mali durumu başta her şeyi takip eder, bizler de üretici olarak kendi müşterilerimizi ölçmemiz lazım. Kriz dönemlerinde ve genel olarak gelir seviyesi yüksek, parası olan müşteriler önemli. Ödemeleri sorunlu, parası olmayanlar zaman içinde temizlenmeli. Avrupa ve Amerika kıtası gibi yüksek gelir seviyesindeki müşteriler, daha kaliteli ürün ve daha iyi fiyat nedeniyle biz üreticileri de krize karşı daha dayanıklı, uzun vadede büyüten yapıdadırlar. Çünkü ticaret ve üretimde amaç para kazanmaktır.
Polyteks Tekstil Sanayi Araştırma ve Eğitim A.Ş. Genel Koordinatörü Ersan Özsoy:
Polyester iplikte yüzde 30-40 artış gördük
Polyteks Tekstil Sanayi Araştırma ve Eğitim A.Ş. Genel Koordinatörü Ersan Özsoy, pamuk fiyatlarındaki yükselişin petrol türevi olmasına rağmen polyester iplik fiyatlarına da yansıdığını söyledi. Son iki ay içinde ciddi dalgalanmalar gördüklerini belirten Özsoy gelinen noktayı şöyle özetledi; “Polyesterde kilogramda 50-60 cent bir başka deyişle yüzde 30-40 aralığında yükselişler oldu. Polyesterde fiyatlar petrol fiyatları ile paralellik gösterirdi ancak ilk kez bu yıl bu ilişki koptu. Sebebi de pamuk fiyatlarındaki artış talebi alternatif ürünlere kaydırdı. Talep artışı fiyat artışını da getirdi.”
Yeni fiyat seviyesinin önümüzdeki dönemde de süreceğini beklediklerini belirten Özsoy, “2011 temmuz ayından itibaren yeni pamuk piyasaya çıkana kadar bu seviye devam eder. Eğer talep aynı kalırsa fiyatlar gerileyebilir. Ancak Çin ve Hindistan’da büyük talep söz konusu. Bu artarak devam ederse fiyatların geri gelmesi zorlaşacaktır” şeklinde konuştu.
Yeni fiyat düzeyinin nihai ürünlere yansımaya başladığını mağazalarda fiyatların arttığını söyleyen Özsoy, “Şu anda piyasada depolar boş durumda. Boşluk uzun süre dolmazsa uzun vadede fiyatlarda bir gerileme de zor olur. Şu anda üreticiler olarak bizler de fiyat artışlarını satışlara yansıtmaya başladık. Fakat şu noktada zor durumda kalıp sıkışanlar kumaş yapanlar oldu. Henüz onlar yeni fiyat düzeyini yansıtamadılar. Ancak önümüzdeki dönemde onların fiyatlarına da yansımalar olacak ve o zaman rahatlayacaklar” dedi.
|