| Tekstilden umudunu kesen Cinoğlu, ‘fast-food’a yöneldi |
| Pazartesi, 07 Haziran 2010 15:04 | |||
|
Seyit ERSÖZ Tekstilin duayen isimlerinden, Marteks’in patronu Remzi Cinoğlu, 32 yıldır faaliyet gösterdiği sektörü ikinci plana itti ve yeni iş alanını “fast-food” olarak belirledi. Cinoğlu, “İnegöl OSB’deki tesislerimizde perde üretimi yapıyoruz. 273 tane dokuma, 100 tane büküm makinemiz vardı. 50 bin metrekarelik alanda çalışıyorduk, şimdi 19 bin metrekareye indi. Şu anda benim fabrikalarımda 37 tane dokuma, 2 tane de büküm makinesi kaldı. Ben 273 makineyi 1000 makine yapacağım derken 37’ye kadar indik” dedi. Marteks’in Yönetim Kurulu Başkanı Remzi Cinoğlu, Ekonomik PUSULA’nın sorularını yanıtladı. - Tekstil sektörünün mevcut durumunu değerlendirir misiniz? - Tekstilde artık ‘dünyanın fabrikaları’ olarak Çin ve Hindistan kabul ediliyor. Dünyanın fabrikalarında insanlar çok ucuza çalışıyor. Dünya Çalışma Örgütü verilerine göre, Pakistan’da asgari ücret 118 dolar, Hindistan’da 113, Endonezya’da 142, Çin’de 204, Kamboçya’da 156, Bangladeş’te 69 ve Vietnam’da ise 120 dolar. Bugün onlar, buraların yaptığı her işi yaparken buralar, yaptıkları malın üstüne ne koyacaklar da bu işlere devam edecek? Kalite olarak da iyiler. Blue jean işi tamamen Pakistan’ın eline geçmiş durumda. Perde işi Çin ve Hindistan’ın elinde. Diğer ev tekstili işlerinde Pakistan ve Hindistan çok etkili… Ülkemizde insanlara “piyasaların açıldığı”, “her şeyin daha güzel olacağı” yönünde gereksiz umutlar vermek yerine, onları bu ülkelerin ürettiği malların dışında mallar üretmeye, akıl dolu, daha içerikli mallar üretmeye yöneltmek lazım. Bu işler iyi dileklerle olmuyor. - Sizin firmanız açısından durum nedir? - İnegöl OSB’de dört ayrı fabrikada perde üretimi yapan tesislerimde 273 tane dokuma makinesi, 100 tane de büküm makinesi vardı. 50 bin metrekarelik alanda çalışıyorduk, şimdi 19 bin metrekareye indi. Şu anda benim fabrikalarımda 37 tane dokuma, 2 tane de büküm makinesi kaldı. Makinelerimin çoğunu sattım. 100 metreden 5 milyon metreye kadar mal alan dünyanın her yerindeki tekstil alıcıları benim fabrikamı, markamı bilir. Ben “273 makineyi 1000 makine yapacağım” derken 37’ye kadar indik. -Neden böyle oldu? - Büyümek için planlar yaparken 2005 yılında kotaların kaldırılması ve başta Çin olmak üzere Uzakdoğu ülkelerinin dünya pazarlarına girmesiyle bizlerde düşüş başladı. Sürekli düşüş halindeyiz. Elimizdeki makine parkını onda bir seviyesine indirmek zorunda kaldık. Bu kadar küçülmeye rağmen fabrikamda kapasiteyi dolduracak iş yok. Pazarlarımızı büyük çapta kaybettik. Şu anda küçük ancak çok üst düzey ürünlerle köşe tutmuş vaziyetteyiz, buralarda kalmaya çalışıyoruz. Tekstilde bunun dışında, yani özellikli ve markalı üretimin dışında bir gelecek göremiyorum. - Size ve Türkiye’ye gelmeyen alıcıların hepsi Uzakdoğu’ya mı gitti? - Bana gelmeyen bu alıcılar başkasına da gitmedi. Bunların hepsi Çin’e gitti. Oradan çok ucuza mal alıyorlar. Amerika kıtasında bizi tanımayan yoktur. Artık hiçbiri bize gelmiyor. - Tekstil, Türkiye için vazgeçilemeyecek önemde bir sektör. Durumun bu şekilde devam etmesi herhalde düşünülemez değil mi? - Türkiye’nin krizden önce şu gerçeği kabul etmesi lazım. Türkiye sanayi üretiminde çok şeyini kaybetti. Çin ve Hindistan gibi dünyanın fabrikası ülkeler ortaya çıktı. Türkiye bu ülkelerde yapılan üretimden bir boşluk bulursa o zaman mal satabilir. Sorunlar iyi dileklerle halledilemez. Türkiye’nin doğru dürüst tespitler yapıp nasıl gideceğini bulması lazım. Bana göre tekstil sektörü için kurtuluş yok. Çok özellikli mallar yapılarak belki küçük bir miktar iş ayakta kalabilir Türkiye’de. Bunları kurtarmaya çalışmak gerek. Türkiye artık çok büyük üretimler yapamaz. Küçük ve özellikli işler yapmak lazım. - Tekstilde ne zamandır varsınız? Bu alanda yurt dışında, maliyetlerin ucuz olduğu ülkelerde yatırımı düşünmüyor musunuz? - 1978’de girdik tekstil işine. Fakat gelinen noktada artık kulvar değiştirmek için çaba sarf ediyoruz. Tekstilde artık büyünemez. Yurt dışı için de iyi hesap yapmak lazım. Bu iş çok sıcak ülkelerde, insanlar yeteri kadar çalışkan olmadığı için bence rantabl değil. Yapılırsa bu iş Çin, Vietnam, belki Hindistan, orada bile insanlar pek gayretli değil, Bangladeş, Pakistan ve Endonezya’da yapılır. Türkiye’nin tekstildeki zorluğunu şöyle hesaplayalım. Çin’in 1.5 milyar, Hindistan’ın 1 milyar 200 milyon, Endonezya’nın 240 milyon nüfusu var. Pakistan ve Bangladeş’in nüfusu 140, Vietnam’ın ise 105 milyon… Ortaya yaklaşık 3.5 milyarlık nüfus çıkıyor. Buralarda insanlar çok ucuza çalışıyor. Dünyada her bir kişi, başka bir kişi için çok ucuza üretim yapar durumda. Bunun için Türkiye’nin sanayi ve üretim ile ilgili işinin oldukça zor olduğunu söyleyebilirim. Üretimde büyümek yerine ticari faaliyetlere yönelmenin doğru olduğunu düşünüyorum. Durumu iyi analiz etmek lazım. Karşınızdaki güçler, rakipler belli. Kalite olarak da iyiler. Hindistan üst düzey tekstilde çok iyi bir duruma geldi. - Üretim giderek zorlaşıyor. Bursa ekonomisi ile ilgili nasıl bir öngörünüz var? - Bursa üretici bir şehir, fakat üretim büyük zorluklarla gidiyor. 3.5 milyar nüfusun tüm dünya nüfusu içinde nasıl bir iş yapacağını hesaplayabilirseniz Bursa’nın da, Türkiye’nin de, o bölgelerin dışında iş yapanların da durumu ortada… Buna bir de dünya ekonomisindeki gerilemeyi eklersek ne kadar zorluk olacağı belli… Dünyayı taşıyan, tüketimi yapan ülkelerden Amerika, Avrupa ve Japonya’nın şimdi akıl almaz borçları var. Anlaşılıyor ki dünya, bu ülkelerin yaptığı borçlarla büyümüş. Borçla büyüyen dünya yeni borç yapamayacağına göre, demek ki dünya ekonomisinde bundan sonra hep geriye gidiş olacak. Çıkış yerine aşağı gidiş… İstanbul’dan Türkiye’ye yayılacağız- Tekstil dışı sektörlere girme niyetiniz var mı?- Tekstil işimiz küçük çaplı olarak kalacak. Onun dışında çalışmalarımız fast-food üzerine yoğunlaştı. İçecek ve soğuk yiyeceklerle alakalı... Dondurma, meyve suyu, kahve gibi… İtalya’da çok ünlü bir markanın Türkiye genel distribütörlüğünü almaya çalışıyoruz. Yine sandviç ile alakalı İspanya’da bir firmanın -ki cirosu yıllık yaklaşık 2 milyar dolar- Türkiye genel distribütörlüğünü almak için de görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Zannederim bir ay içinde görüşmelerimizden bir tanesini sonuçlandırırız. Beyoğlu civarında dükkanlar satın aldık. Genel distribütörlüğün ilk ayağını İstanbul’da kurduktan sonra Türkiye’ye dağıtmaya başlayacağız. Memleketimiz Bursa’ya da birer tane şık dükkan yapacağız. Piyasa açılırsa yeni
- İnşaat sektöründe de faaliyet gösteriyorsunuz. Burada büyüme planınız var mı? |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

- Tekstilde artık ‘dünyanın fabrikaları’ olarak Çin ve Hindistan kabul ediliyor. Dünyanın fabrikalarında insanlar çok ucuza çalışıyor. Dünya Çalışma Örgütü verilerine göre, Pakistan’da asgari ücret 118 dolar, Hindistan’da 113, Endonezya’da 142, Çin’de 204, Kamboçya’da 156, Bangladeş’te 69 ve Vietnam’da ise 120 dolar. Bugün onlar, buraların yaptığı her işi yaparken buralar, yaptıkları malın üstüne ne koyacaklar da bu işlere devam edecek? Kalite olarak da iyiler. Blue jean işi tamamen Pakistan’ın eline geçmiş durumda. Perde işi Çin ve Hindistan’ın elinde. Diğer ev tekstili işlerinde Pakistan ve Hindistan çok etkili… Ülkemizde insanlara “piyasaların açıldığı”, “her şeyin daha güzel olacağı” yönünde gereksiz umutlar vermek yerine, onları bu ülkelerin ürettiği malların dışında mallar üretmeye, akıl dolu, daha içerikli mallar üretmeye yöneltmek lazım. Bu işler iyi dileklerle olmuyor.