Pozitif ayrımcılık istiyoruz
Cumartesi, 22 Mayıs 2010 14:53
Seyit Örsöz
Ulusal Kalıp Üreticileri Birliği (UKUB) Başkanı Şamil Özoğul, kalıpçılık sektörünün kalbinin attığı Bursa’dan olumlu mesajlar verdi. Ekonomik PUSULA’ya, sektörün son dönemde kat ettiği büyük mesafeyi anlatan Özoğul, “Türkiye’de kalıpçılık sektörü ile ilgili bir altyapı var ve kalıba talep çok fazla. Hem yurt içinden hem yurt dışından böylesine önemli kalıp talebi varken bunu iyi değerlendirmek lazım. Türkiye’deki kalıp firmalarında otomotiv sanayinin ihtiyaç duyacağı, kullanacağı kalıpları yapabilecek teknik birikim var. Ancak iyileştirme yapılması lazım. Sektöre pozitif ayrımcılık yapılmalı. Otomotivin yoğun olduğu Bursa ve Gebze’de ‘Kalıpçılar Vadisi’nin oluşturulması için destek verilmeli” dedi.
- Krizin etkileri ortadan kalkıyor mu?
- Uzun süren durgunluğun ardından 2009 yılının son aylarından itibaren başlayarak devam eden bir yükseliş sürecine girdik. Talep daralması neticesinde beklemeye alınan ve durdurulan projeler, piyasaların güncel şartlara göre normalleşmesi ile yeniden başlatıldı. Bu projeler ile ilgili yeni kalıp yatırımları da 2009 yılının son çeyreğinden başlayarak sektörümüze önümüzdeki 2-3 yıl devam edeceğini düşündüğümüz bir hareket kazandırdı.

"Önümüzde iki yol var. Ya bekleyeceğiz fasancu olacağız, ya da kalıpta merkez olacağız..."

- Bu harekete kalıpçılar cevap verebilecek mi?
- Krizde beklemeye alınan projelerin hepsi devreye girecek. Bu sefer iş yetiştirememe sorunu ortaya çıkacak. Şu anda otomotivde devreye girmiş 4 tane büyük proje var, başkaları da gelecek. Koreli kalıpçılar da ülkemizdeki bu pazardan pay kapmak istiyor. Devletleri de destekliyor. Bizim ülkemizdeki çelişkili duruma gerçekten üzülüyorum. Şu an o kadar büyük kalıp talebi var ki, yerli kalıpçıyı desteklersek yurt dışından niye kalıp alalım? Stratejik planlama yapmak gerekiyor.
- Peki bu noktada rakiplerin son durumu ne?
- Kriz sürecinde ciddi talep daralması yaşayan ve milli gelirlerinin kayda değer miktarını başta kalıpçılık olmak üzere imalat sanayinden elde eden Portekiz, İtalya ve Almanya gibi ülkelerin firmaları yeni arayışlara girdi. Yükselen maliyetleri ve gittikçe düşen kar oranları, mevcut pazarlarını koruma çabalarının yanı sıra Türkiye imalat sanayinin ihtiyaç duyduğu kalıplara da gözünü diken yabancı firmaların ülkemize ilgisi arttı. Bu ilgide düşük maliyeti en alt sıraya yazabiliriz. Türkiye artık “lider rekabetçi ülke” olarak değerlendirilmeli. Çünkü, gelişmiş yan sanayilerimiz var, piyasa şartlarına hızlı tepki verebilen çok sayıda KOBİ’miz mevcut, teknolojik donanıma sahip güçlü bir altyapımız var. Mesafe ve zaman kaynaklı ulaşım ve iletişim sorunumuz yok. Yüksek girdi maliyetlerimize rağmen fiyatlarımız rekabetçi düzeyde… Önümüzde iki yol var. Ya durup bekleyeceğiz ve yabancı kalıpçıların fasoncusu olacağız, ya da know-how eksiklerimizi derhal giderip dünyanın kalıp imalat merkezi haline geleceğiz.

"Dünyada 65 milyar dolarlık kalıpçılık pastası var. Ülkemizde altyapı, dünyada talep hazır..."

- Avrupalı kalıpçıların da, parça imalatçılarının da gözü kulağı Türkiye’de, demiştiniz. Bunu biraz açar mısınız?
- Türkiye’de çok ciddi bir otomotiv ana ve yan sanayi var. Avrupalılar, kendi ülkelerinde kalıp satamıyor ve otomotiv sektörünün güçlü olduğu ülkelere yöneliyor. Dünyada bu alanda marka olmuş Portekiz’in Kalıpçılar Birliği İstanbul’da ofis açtı. Sebebi, Türkiye’ye kalıp satmak. Avrupa’daki kalıp üreticileri tek tek kapanıyor. Onlar için kalıpçılığın katma değeri diğer sektörlere göre artık alt seviyede.
- Sektörde Bursa’nın ağırlığı nedir?
- Türkiye kalıpçılık sektörünün büyüklüğü 300 milyon Euro civarında. Bursa da bu pazarın en az yüzde 30’unu alıyor. Büyük ebatlı kalıpların büyük kısmı burada yapılıyor. Haliyle cironun büyük kısmı Bursa’da…
- Kalıpçılık sektörü ağırlıkla otomotive çalışıyor…
- Türkiye’nin lokomotif sektörü, otomotivdir. Dünyada yapılan kalıpların yüzde 70’i de otomotiv sektörüne yönelik yapılıyor. Bizde ana ve yan sanayinin eleştirdiği bir nokta var, diyorlar ki “otomotiv sanayinin ihtiyacı olan kalıplar Türkiye’de üretilmiyor.” Bu şöyle doğru değil, otomotivin ihtiyaç duyduğu kalıpların tamamı istenilen miktarda ve zamanda yapılamıyor. Teknik açıdan yapabilme ile istenilen kalite, miktar ve zamanında yapabilme ayrı şeyler. Bizim yapamadığımız ikinci kısım. Otomotivin ihtiyaç duyduğu plastik kalıpları yapacak firma sayısı az. Yapabiliyorlar ama yeterli miktarda yapamadıkları için ilgi yurt dışına kayıyor. Otomotivde esas olan bandı durdurmamaktır. Yan sanayi parça üretip ana sanayinin bandına yetiştirmek zorunda.

"Otomotivde devreye girmiş 4 büyük proje var, yenileri de gelecek. Koreliler, Portekizliler pay alma yarışında..."

- Aksaklık olmaması için ne gibi tedbirler alınıyor?
- Firmalar genel olarak yurt dışından tedarik yolunu kullanıyor. Kalıp satın almak, kalıp yapmak kadar bilgi gerektiren bir olay. Yanlış kalıp tedarik eden teknik ekip, satın alma birimi, hem ana sanayinin bandını durdurur. Otomotiv sektörünün son 10 yıllık ortalamalarına baktığınızda sektörün sadece plastik enjeksiyon kalıbı olarak, 70 milyon Euro’luk ithalatı var. Diğer sektörlerde ithal edilen kalıpları da buna ilave ettiğinizde ki, hayatımızın her alanında kalıp var, çok ciddi döviz kaybı demektir.

Bursa ve Gebze’de Kalıpçılar Vadisi kurulmalı

- Sektördeki gelişim ‘Kalıpçılar Vadisi’ ile daha mı hızlanacak?
- Kalıpçılar Vadisi ile anlatılmak istenen tamamen bir ihtisas sanayi bölgesi. Gebze civarında ve Bursa’da ciddi bir otomotiv sanayi var. Sanayi nerede yoğunlaşmış ise oraya bir kalıpçılar vadisi lazım. Yatırım maliyeti çok yüksek, işleme kapasitesi büyük olan makineler veya pahalı özel analiz programları var. Siz buna, yaptığınız her kalıp için 20-30 saat ihtiyaç duyuyorsunuz. Bu programı tek başınıza aldığınızda bu sizin işletme maliyetinize ekstra yük getirecek. Arada sırada büyük tezgaha ihtiyaç duyuyorsunuz. Bunun için de yüzbinlerce Euro harcayıp bir tezgah almak yerine Kalıpçılar Vadisinde 20-30 firma bir araya gelecek, ortak kullanıma yönelik gerekli makineler ortak bir merkeze konulacak. Esas mantık, yurtdışındaki örneklerinde olduğu gibi bu.
- Devletten bu konuda nasıl bir destek talebiniz var?
- Yurt dışındaki örneklerinde devlet diyor ki, “Şu bölgeler sanayinin geliştiği ve yan sanayinin yoğunlaştığı bölgeler, burada kalıpçılara ait bir ihtisas sanayi bölgesi kurulması lazım. Proje getirin, birlikte iş yapmak isteyen, bir araya gelip, kümeleşip de böyle bir bölge kurmak isteyen kalıp firmaları, size ucuz vadeli kredi ile arazi tahsis edeceğim. Sen yatırımını yap, ben sana kalıp yaptın diye vergi muafiyeti sağlayacağım, ihracat yaparsan o zaman sana daha büyük imkanlar sunarım, eğer yerli kalıp kullanırsanız vergi almayacağım.” Temel mantık bu olmalı. Biz otomotivi referans alıyoruz, nerede yoğun ise orada kalıpçılar vadisi kurulabilir.
Dünya kalıp piyasasının büyüklüğü 65 milyar dolar. Türkiye’de kalıpçılık sektörü ile ilgili bir altyapı var ve işin güzel tarafı kalıba talep çok fazla. Kısa sürede pazardan 1 milyar dolarlık payı rahatça alabiliriz. Sektöre pozitif ayrımcılık verilmeli diyoruz.
Sektörün belli başlı 10 firması ile kabaca bir tahmin yaptık. Kurulu kapasitemiz ile yılda firma başına 5 milyon Euro ciro yapsak 50 milyon Euro yapar. Senede zaten 70 milyon Euro’luk plastik enjeksiyon kalıbı yurt dışından tedarik ediyoruz. Potansiyeli düşünün. Bunun üzerine bir de yarıştan çekilen yurt dışı, firmalarını Türkiye’deki otomotiv sanayinin gelişimini koyuyoruz. Bizde altyapı hazır, kapasitelerin artması için yatırım maliyeti yükünü almak gerekiyor.
Burada devletin burada sırtına binecek yükün kat be kat fazlası, bu sanayinin gelişmesi ile vergi ile geri dönecek. Uyuyan bir dev gibiyiz. Bu devi ayağa kaldırmak gerekiyor, bunu da biz tek başımıza yapamayız. Türkiye’nin, dünyanın kalıp merkezi olmak için bir numaralı aday olmasını gerektiren şartlar var.

Şamil Özoğul kimdir?

Ulusal Kalıp Üreticileri Birliği Başkanı
1973 İstanbul doğumlu. Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü mezunu. 1994’ten beri aile şirketi, TAYSAD OSB’de kurulu olan Tekiş Teknik Erozyon Kalıp San. ve Tic. AŞ’de çalışıyor. Halen firmanın pazarlamadan sorumlu genel müdür yardımcısı. 2008 yılında seçildiği UKUB Başkanlığı’nda ikinci dönemi.