| Otomotivde yeni yatırım, ‘düşük maliyet’e değil, ‘iç pazar’a gelir |
| Pazartesi, 21 Haziran 2010 14:32 | |||
Seyit ERSÖZ Otomotiv sektöründe adını son dönemde, yaptığı uluslararası satın almalarla, “global firmalar ligi”ne adını yazdıran Bursa merkezli Orhan Holding, yıl sonuna doğru Güney Kore’de yakıt hortumları üretimine başlayacak.Babası, Orhan Holding Onursal Başkanı İbrahim Orhan’dan bayrağı devraldıktan sonra çıtayı daha da yükselten Murat Orhan, PUSULA’ya, Türk otomotiv sektörünün rakiplerini ekarte edebilmesi için yapılması gerekenleri anlattı. -Son krizin en çok etkilediği otomotiv oldu. Krizden geriye ne kaldı? -Ana sanayi sıkıntıya girdi, birçok yan sanayi firması iflasını verdi, bir kısmı kapandı, bir kısmı yeniden yapılanmaya çalışıyor. Otomotivde krizle birlikte bir ayıklanma sürecine girildi. Bu arada ne fark edildi? “Bu serbest piyasa”, “şirketlere destek verilmesin, teşvik verilmesin…” gibi uluslararası kanunlar, kurallar bir kenara bırakıldı. Bütün devletler otomotivde milli sanayilerine nakit verecek düzeyde destek oldu. Sadece teşvik değil, resmen sermaye gibi, hibe gibi paralar verildi. Demek ki ihtiyaç olduğu zaman yapılması gerekenler yapılabiliyormuş. -Türkiye’de de kriz döneminde otomotive teşvik anlamında bazı destekler verildi. -Bu teşviklerin çok olumlu katkısı oldu. Bir hareket getirdi, devamında ana sanayinin yaptığı kampanyalarla da Türkiye’deki talepte kriz döneminde çok önemli düşüşler görülmedi. Biraz da şu oldu: ABD daha yavaş bir krize girdi. Avrupa’daki üreticiler bunun ilk sinyallerini alır almaz, adeta otobanda 120 km. hızla giderken birden el frenini çektiler. Bu hızlı el freni çekmekten dolayı da üretimler aniden durdu, sıkıntı yaratıldı. Sonrasında, “o kadar da kötü değil” deyip üretime yeniden başladılar. Bu “dur-kalk” esnasında otomotiv sanayi sarsıntı yaşadı. -Peki 2010 yılı nasıl gidiyor, beklentileriniz olumlu mu? -Teşvikler bittiği zaman “Avrupa’da, bizim özellikle holding olarak muhatap olduğumuz Fransa gibi ülkelerde, önümüzdeki üç ayda da düşüş görmüyoruz. İtalya’da, Almanya’da Nisan ayı satışları düştü. Ama bir süre sonra dengeye gelecektir. -İyiye gidişi ne engelleyebilir, problem yaratabilir? -Yunanistan, İspanya gibi ülkelerden daha negatif veriler gelir, Euro’nun değeri daha da düşer ve bu düşüş psikolojik bir kaygıya dönüşürse o zaman sıkıntı olabilir. Avrupa’da Euro’nun düşmesi ithal malzemeyi pahalı hale getiriyor. Neticede bu, işlerine geliyor, onlar için artı bir olay. Ama psikolojik bir etkisi de var. Çok düşmesi de “ne oluyoruz” tedirginliği yaratır ve insanların harcamalarını kısmasına neden olabilir. Avrupa Birliği içindeki gelişmeler haliyle ekonomiye yansıyor. Onun dışında iyimserim, AB içindeki sıkıntıların da aşılacağına ve iyimserliğin devam edeceğine inanıyorum. -Türk otomotiv sanayi için de beklentileriniz olumlu herhalde… -Türkiye’nin üretimine devam ettiği veya üretimini yapmayı planladığı araçları ben “şanslı” araçlar olarak görüyorum. Büyük bir kitleye hitap eden araçlar... Doblo, Connect, Megane vs. Aslında Türkiye açısından beklentiler daha iyimser. -Otomotiv sektöründe Türkiye’nin avantajları, dezavantajları ve yeni yatırım çekebilmek için yapması gerekenler nelerdir? -Özellikle kurların düştüğü dönemlerde Türkiye pahalı bir ülke. Uluslararası anketlere göre iş yapma, bürokrasi vs. açısından kolay bir ülke değil. Başka ülkelerde devletler, belediyeler firmaların peşinde koşuyor, ‘gelin buraya yatırım yapın’ diye… “Bedava arsa vereceğiz, bedava elektrik vereceğiz” diyorlar. Bizde de bu tip şeyler oluyor ama diğer ülkelerdeki kadar değil. Aslında en çok da bizim gibi ülkelerde olması lazım bu gibi teşviklerin. Çünkü büyük bir nüfusumuz, iş bulmamız gereken önemli bir işsiz ordumuz var. Biraz daha iyisi yapılabilir diye düşünüyorum. Bizim yurt dışında da firmalarımız var. Slovakya, Fransa, ABD, İspanya ve Meksika gibi ülkelerde de üretim yapıyoruz. Euro değer kaybedene kadar Slovakya maliyetlerimiz ile Türkiye maliyetlerimiz başa baş idi. Şimdi Slovakya daha ucuz oldu. Hem de ulaşım olarak Slovakya daha yakın. Biz Türk firması olarak işleri yine ülkemizde tutuyoruz ama yabancı sermaye, yabancı bir firma, hele hele yaptığı iş kolay taşınabilecek bir iş ise -kolay taşınabilecek iş nedir, Türkiye’nin ihtiyacı olan emek yoğun işler, makine yatırımı düşük, işçilik katkısı yüksek olan işler- çok kolay kaçabilir. Kurların yarattığı dezavantaj burada. Kurlar bir dengeye oturursa insanlar doğru karar verebilir. Diğer yandan, yeni yatırım çekebilme noktasında, sadece otomotiv açısından değil, aslında bütün sektörler için geçerli bir koşul var. Üretimin hevesli bir biçimde gelmesi için Türkiye’de pazarın oluşması lazım. Otomotivcilerin zaten yıllardan beri söylediği budur. Türkiye’deki otomotiv pazarı, satılan otomobil sayısı, kişi başına düşen otomobil sayısı… Bunlar çok önemli veriler. Önce iç pazarın büyüklüğü önemli. İhracat için gelen şartlar değiştiğinde başka ucuz bir ülke bulduğunda hemen oraya gider. Ama onu cezbeden bir iç pazarınız varsa gitmek o kadar da kolay olmaz. -Türkiye’de iç pazarın büyümesi için neler yapılmalı? -Türkiye’de en başta otomobil üzerindeki vergi oranlarının düşürülmesi gerekiyor. Daha çok otomobil satılabilmesi için o arabalara yolların da olması lazım. Bunlar hep istihdamı artıracak konular. Yol yapımı da, yola çıkacak arabaların yapımı da neticede hep işsizliği azaltacak faaliyetler. Bizim ülkemizde otomobil hala “lüks” olarak nitelendiriliyor ve lüks ürünlerden bile daha fazla biçimde vergilendiriliyor. Bunun uluslararası ortalamalara çekilmesi gerekiyor. ABD’de sadece KDV ödeyerek aldığınız araç, lüks araç kategorisine geldiğiniz zaman motor gücünü de ilave ettiğinizde yurt dışındaki fiyatının üç katına kadar çıkabiliyor. Kriz sırasında vergi oranları düşürüldüğü zaman nasıl otomobil satıldığını gördük. Aslında o düşük vergi ile bile devletimiz vergi kaybına uğramıyor. Otomotiv sanayicilerinin yıllardır dile getirdiği konu bu. Kriz döneminde “kısa çalışma ödeneği” tarzı önlemler faydalı oldu. İşçilik üzerindeki maliyetler indirilmeli, enerji fiyatı düşürülmeli… Bunun gibi, üretimi ve istihdamı artıracak önlemler alınabilir. -Otomotivde yatırım yapılan ülkeler hangileri? -Dünyada kapasite fazlası var. Şu anda otomotivde yatırım yapılan ülkeler iç pazarı büyümesi beklenen ülkeler. Rusya, Çin, Hindistan gibi... Neden? Ucuz diye değil, bu pazar büyüyecek diye. Türkiye o listede değil. Olması için Türkiye’deki pazarın büyüyeceğinin en azından hissiyatının verilmesi lazım. O zaman ‘stratejik’ gelecekler. Türkiye’de pazar beklenenden az büyüdü. Ekonomik krizler ve araç üzerindeki yüksek vergi oranları iç pazarın büyümesinin önünde engel teşkil etti. Güney Kore’de yakıt hortumları üreteceğiz -Orhan Holding olarak yeni bir yatırımınız var mı? -En son Güney Kore’de firma kurduk, nisan ayında. Kriz öncesinde başladığımız, kriz dolayısıyla askıya aldığımız projemize yeniden yol verdik. Yakıt hortumları konusunda yatırım yapan Nobel Automotive isimli firmamız zaten Güney Kore’ye üretim yapıyordu. Müşteriye taahhüdümüz bu üretimi orada yapmaktı. Bunu gerçekleştirmek yönünde adımlar attık. Firmayı kurduk, yıl sonunda da üretime başlayacağız. Yakıt hortumları üreteceğiz. -Neden Güney Kore? -Yaptığımız, buradan oraya gönderilecek bir mal değil. Bir de müşteri bazı ürünleri yanı başında istiyor. Bu, müşteriye verilen bir taahhüt. Biz o işi alırken “Kore’de üretim yapacağız” diye almışız. Yoksa işi Kore’de üretim yapan başka bir firmaya verecekler. Zaten ana sanayi, örneğin, “Rusya’ya gidiyorum” derken yan sanayiye de “siz de geleceksiniz, benim yanımda üreteceksiniz” diyor. Rusya da bunu böyle istiyor. Devlet olarak da, “şu kadar sene içinde yüzde 70-80 yerli parça oranına gelmeniz lazım” diyor, ithal malzemenin üzerine önemli vergiler koyuyor. Üretim adedi arttıkça gitmek zorunda kalıyorsunuz. “Zorunda kalmak” aynı zamanda fırsat demektir. Yapmazsanız o işi kaybediyorsunuz. Müşterinizi takip etmek, otomotiv sektörünün gerekliliklerinden. -Holding olarak yeni bir sektöre girmeyi planlıyor musunuz? -Orhan Holding olarak faaliyet alanımızın yüzde 90’ını otomotiv oluşturuyor. Onun dışında Yenişehir’de “Orhan Tarım” isimli firmamızla hayvancılık sektöründeyiz. Aunde Teknik firmamızın sahibi olduğu Antalya Belek’te bir de otelimiz var. Ziraat son dönemde çok tercih edilen bir sektör. Süt üretimimizi daha iyi değerlendirmek için bazı düşüncelerimiz var. Ana hedefimiz sütçülük. Biz yaptığımız işlerde en iyi üçün içinde olmak istiyoruz. Örneğin yan sanayi olarak Türkiye’de ilk üçün içindeyiz. Orhan Holding 2010’da
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

Otomotiv sektöründe adını son dönemde, yaptığı uluslararası satın almalarla, “global firmalar ligi”ne adını yazdıran Bursa merkezli Orhan Holding, yıl sonuna doğru Güney Kore’de yakıt hortumları üretimine başlayacak.
-Orhan Holding olarak yeni bir yatırımınız var mı?
Orhan Holding, 2010 yılında 450 milyon avro ciro hedefliyor. Son verilere göre 808 beyaz yaka, 4 bin 659 da mavi yaka olmak üzere yaklaşık 5 bin 500 çalışanı istihdam eden Holding, 4 yabancı ortağı, 38 yıllık sanayi deneyimi ile otomotiv sektöründe dünyanın sayılı gruplarından birisi haline geldi.