| Mobilyacılar ‘akıl’lanıyor! |
| Pazartesi, 21 Haziran 2010 14:41 | |||
Haber Merkezi Tasarımın küresel kriz ortamında tek ilaç olduğuna inanan mobilyacılar, ihracatı artırmak için ‘akıllı’ arayışlar içerisine girdi. Yıllarca kendi halinde çalışan firmaları bir araya getirerek ortak başarıyı yakalamak amacıyla kurulan Mobilya Sanayicileri İthalat ve İhracatçıları Derneği (MOBDER) Yönetim Kurulu Başkanı Raşit Karaaslan, tasarım yapan birden çok firmayı ‘akıllı kompozisyon’lar ile fuarlarda bir araya getireceklerini söyledi. Ovaakça’da kurulu bulunan Mobi Mobilya ile Türkiye’den çok yurtdışında tanınan, ürünleri ABD, İngiltere, Almanya ve İsviçre gibi pek çok ülkede satılan, birçok uluslararası tasarım ödülünün sahibi Karaaslan, özellikle yurtdışı fuarlarda ciddi bir rekabet olduğuna dikkat çekerek, tasarım yapan firmalar olarak çareyi ortak fuar katılımında bulduklarına dikkat çekti. Karaaslan, Mobi ve mobilya sektörünü Ekonomik PUSULA okurları için değerlendirdi…- Öncelikle sektördeki konumunuzdan söz eder misiniz? - Mobi, 1983’ten bu yana Bursa’da yerleşik, özgün tasarımlı mobilya üretimi ve satışı yapan bir firmadır. Sektörde oldukça eskidir. Tasarım kalitesi ve ürün kalitesi üst düzeydedir. Endüstriyel üretim yapan bir firma değildir. Mobilyayı uzun yıllar kullanılacak bir sanat eseri olarak tasarlamak ve üretmek, üretimde modern üretim tekniği ve bilgisayar teknolojili makinaların yanı sıra insan beceri ve emeğini de kullanmak Mobi'nin özelliğidir. 1994'ten bu yana düzenli olarak ihracat yapmaktadır. Şu an 65’in üzerinde çalışanı ile Ovaakça’daki fabrikasında üretimine devam etmektedir. - Özellikle de yurtdışında tanınan birisiniz. Bunu nasıl başardınız? - Bir çok tasarımcının hayalidir yurtdışında tanınmak ve başarılı olmak. İlk olarak 1989 Eylül’ünde Hollanda’nın Utrecht şehrinde Uluslararası Mobilya Fuarı’na katıldım. Ardından Alman Möbel Markt dergisi Ekim 1994’te, tasarladığım bir konsolu ‘Türk tasarımı’ başlığı ile tanıttı. 1994’te Köln IMM Fuarı’nın Design bölümünde yer almaya başladık.16 yıl devam edecek bir süreç başlamış oldu. Fuarlar, yurtdışına satış hedefimizi tetikledi. Tasarımlarım 90’ların ikinci yarısından itibaren New York, San Francisco, Miami ve Londra’da satılmaya başladı. Bütün üretimlerimi yurtdışında satabilir konuma geldim. Biz batı ülkelerinde vitrinde teşhir edilerek satılan mobilya üretiyoruz. Mobi olarak, bir Türk firması olarak önemli ayrıcalığımız bu. Burada bunu söylerken yurtdışına proje bazında çok büyük taahhütler, ihracatlar yapan firmaları küçümsediğimi zannetmeyin. Asla yanlış anlaşılmamalı. Bir örnek vereyim; Manhattan’da 3. Cadde üzerindeki bir mağazanın vitrininde tasarımlarımın olması beni olağanüstü motive ediyor çok gururlandırıyor. Yurtdışında ürünlerimizin beğenilmesinin nedenlerinden biri, tasarımların genel çizgisi ve üslubu, detaylarının zenginliği ile farklılığı. Bu da herhalde bizden, Ortadoğu ile Avrupa kavşağında olan ülkemizden kaynaklanıyor. Benim üretimdeki anlayışım hep şudur; Üretilen her ne ise dünyaya hitap etmesi gerekir. Tasarımda tarzınızı evrensel bir tat olabilecek kıvama getirmelisiniz. Değişik ülkelerde ürünlerinizin satılabilmesi ise bunu başardığınızın ispatıdır. Kaliteyi söylememe gerek yok. Onun zaten dünya ölçeğinde olması gerektiğini biliyoruz. - Karaaslan, deyince ne tarz bir yaklaşım akla geliyor? - Ürünlerimizde doğal malzeme olan ahşap ve ahşap kaplamayı kullanıyorum. Mobilyanın detaylarında kullandığım deri ve çelik diğer malzemeler. Mümkün olduğunca natürel ve ahşabın doğallığını yansıtan bir görüntü olmasına özen gösteriyorum. Benim bir özelliğim, ahşap mobilyada alışılmış köşelerden oluşan çizgilerin dışında yuvarlaklar ve eğriler kullanarak organik formlardan oluşan tasarımlar yapıyor olmamdır. 90’lı yılların ikinci yarısında yaptığım neredeyse tüm tasarımlar sadece duvara yaslayarak kullanılacak mobilyalar değil, mekanın ortasında da kullanılabilecek, her tarafı yüz olan, ‘arka’sı olmayan mobilyalar oldular. Bu tarz bir ürün tasarımında organik form, yer kayıplarını da beraberinde getiriyor. Baktığınızda kullanamayacağınız ölü alanlar kalmış gibi duruyor. İşte bu fonksiyon kaybını önlemek için o bölümlere küçük kapaklar, çekmeceler, ilk anda görülemeyen ama incelendiğinde tasarımı renklendiren detaylar ekliyorum. Bu ürünlere zengin bir görünüm kazandırıyor. Kullanıcıya ilave fonksiyonlar sunuyor. Bir desk ise gizli bölmelere puro, kalem, DVD ve notlar koyabiliyorsunuz mesela. Ya da yatak odasındaki şifoniyer ise içine mücevherlerinizi koyabileceğiniz özel gözler buluyorsunuz. - Tasarımda neye önem verirsiniz? - Görsellik mobilya tasarımında benim için çok önemli bir kriterdir. Tabii ki sadelik ve yalınlık bir tasarım için önemlidir. Ama sadelik adına yaşam alanlarınızda sadece fonksiyon olarak çözülmüş tasarımları olan çirkin eşyalarla 10-15 yıl belki daha fazla birlikte yaşadığınızı düşünün. Ben bunu çok akıllıca bulmuyorum. Mobilya görsel değeri olması gereken bir eşyadır. Tasarımında mutlaka estetik kaygılar gözetilmiş olması gerekir. Bu söylediklerimden benim tasarımlarımda minimalist bir anlayışım olmadığını çıkartabilirsiniz. Evet, ben çoğunluğun aksine minimalist bir tasarımcı değilim. - Mobilyada tasarıma önem verme ve yönelmeyi neye bağlıyorsunuz? - Dünyada siparişe yönelik mobilya üretimine doğru bir kayış var. Ülkemizde de katma değeri yüksek, işçilik gerektiren ürünlerin ihracattaki payının artması dikkat çekiyor. Öte yandan, endüstriyel üretim yapan ve üretim hacimleri oldukça yüksek olan firmalar, gerek iç gerekse dış pazarlarda ciddi rekabet ortamının içindeler. Bu bağlamda mobilyada son yıllarda tasarıma önem veren markalar da artıyor. Herkes farklı olabilmenin yollarını arıyor. Kalitesi ve tasarım değeri yüksek olan mobilyaları üreten markaların bir araya geldiği MOBDER verilerine göre, son dönemde Rusya, Azerbaycan ve İran gibi komşu ülkelerden özel tasarımlı ürünlere olan talepte artış var. -Şu anda moda olan bir trend yeni bir tarz var mı? -Yeni bir tarz var. Adına bizim ülkemizde avantgarde diyorlar! Bütün komşu ülkelerde ve Ortadoğu’da çok güncel şu ara. Esasen bu tarz mobilyaya talep, Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerinden başladı. Şu an bu tarzın bölgede ve dünyada ciddi bir pazar payı var. Bulunduğumuz bölge itibarı ile insanların zevkleri ve güzellik anlayışları mobilya için gösteriş ve zenginlik odaklı. Bütün yakın ülkelerde artık Türk mobilya sektörünün sadece mobilya satışı değil proje işlerinde de çok yoğun ve etkin olduğunu görüyoruz. MOBDER üyelerinden bölge ülkelerinde ciddi iş yapan firmalarımız var. Biz de kendi koleksiyonumuzdan oluşan mobilya üretimimizin yanında, büyük projelerde ahşap üretim işlerini yükleniyoruz. Şu dönemde de Güney Kor’li bir holdingin Moskova’da yaptırmakta olduğu 5 yıldızlı bir otelin ahşap işlerinin üretimini yapıyoruz. Ardından bir petrol zengininin 2 bin metrekare olan evinin ahşap üretimi var. Bu tarz işleri üstlenmeye devam edeceğiz. Şu an 4 bin metrekare olan üretim binamızı artırmayı ve üretim hacmimizi genişletmeyi planlıyoruz. Yaklaşık 2 milyon dolarlık yeni bir yatırımı iki yıl içinde realize edeceğiz. En önemli sorun nitelikli eleman - MOBDER Başkanı olarak neler yapıyorsunuz?- Yıllarca kendi halinde çalışan firmaları bir araya getirerek ortak başarıyı yakalamak, yurt içinde ve yurt dışında farklı başarılara imza atmak amacıyla kurulan MOBDER olarak, tasarım yapan birkaç firmayı bir araya getirerek ‘akıllı kompozisyon’lar oluşturup, yurtiçi ve yurtdışı fuarlara tek elden ortak bir katılım gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Özellikle yurtdışı fuarlarda ciddi bir rekabet var. Öncelikle Moskova ve Katar gibi ciddi projelerin yapıldığı fuarlara iştirak edeceğiz. Koltuktan sandalyeye, abajurdan halıya, heykelden cam objeye kadar özel tasarım ürünlerimizi kiralayacağımız stand ya da ada gibi ortak bir alanı dekore ederek ‘akıllı kompozisyon’ gibi yeni bir perspektif ile yurtdışı fuarlarda var olacağız. Üstlendiğimiz en önemli misyonlardan birisi de, Avrupa Mobilyacılar Federasyonu’nun (UEA) Türkiye'deki üyesi olmamız. Ülkemiz mobilya sektörünü Avrupa Birliği’nde biz temsil ediyoruz. Diğer taraftan kısa adı WFC olan Dünya Mobilya Konfederasyonu’nun da MOBDER olarak kurucu üyesiyiz ve Türkiye’yi orada da sadece biz temsil ediyoruz. - Markalaşmak da önemli bir faktör değil mi? - Türkiye, tekstilde ciddi performans gösterip ihracatta iyi noktaya geldi ama artık tıkandı. Çünkü sektör önemli bir hata yaptı. Avrupa’ya, Amerika'ya mal isteyen ülkelere sadece fason üretim yapmak işi çözmüyor. Bir taraftan da marka olmak için yatırım yapmaları gerekiyordu. Tekstilde marka olmuş, yok denecek kadar az firma var. Biz bu yüzden dernek olarak da sektörde markalaşmaya önem veriyoruz. - Üreticiler olarak karşılaştığınız sorunlar ve çözüm önerileriniz nelerdir? - Karşılaştığımız en önemli sorun nitelikli eleman sıkıntısı. Sorun zorunlu eğitimin süresiyle ilgili değil, branşlaşmayla ilgili. Öğrencilerin eğitim süresi içinde bir mesleğe doğru yönlendirilmeleri, çıraklık eğitimi almaları çok doğru olur. Türkiye’nin sanayileşmede hız kazanması için buna ihtiyaç var. Liselere mesleklerin bir branş olarak yerleştirilmesi için formüller bulunabilir. Sektörümüzde mobilya ihracatçısının teşvik edilmesi gerektiğinin altını çiziyorum. Parlamaya çalışan bir yıldız sektörümüz var. Yeterince parlayamadan söndürmeyelim. Birkaç rakam vermek istiyorum. 2009’un ilk üç ayında 256 milyon 889 bin dolar olan mobilya ihracatı 2010’un aynı döneminde yüzde 19’luk artışla 305 milyon dolara çıktı. 2009’da 112 milyon dolar olan ithalat ise yüzde 34 artışla 2010’da 150 milyon 270 bin dolara tırmandı. Bu rakamlar, üretimin yeterince desteklenmediğinin de bir göstergesi. İthalatta kısıtlama mümkün değilse üretim yapan, ihracat yapan üretici mutlaka desteklenmeli. İstikrarlı bir kur da ihracatçının en büyük beklentisi. Mobilya değil, yaşam tarzı satıyoruz - Türkiye’de ve dünyada ün yapmış pek çok tasarımcının yolu Mobi’den geçmiş. Bursa’da tanınan pek çok mobilyacı ile bir araya geldiğimiz zaman, adınız geçtiğinizde neredeyse saygı duruşuna geçiyorlar. Nedir bunun sırrı?- 27 yıllık geriye dönük iş hayatımda birçok genç insanla tanıştım ve çalıştım. Yıllar geçtikçe insan, elindeki birikimleri kendisinden sonrakilere ya da daha genç jenerasyona aktarmak istiyor. Ben insanlara bu konuda destek olmak ya da bildiklerimi aktarmak istiyorum. Geçen ay Muğla Üniversitesi’nde Mobilya ve Dekorasyon bölümü öğrencilerine ‘Mobilya Tasarımı ve Endüstri’ başlıklı bir konferans vermem için davet edildim ve gerçekleştirdim. Bu sektörde geride bıraktığımız yıllar bize bir sürü şey kazandırdı. Onları başkalarıyla paylaşmak güzel. Bana göre belli bir yaşa geldikten sonra mesleğimizle ilgili bu tür katkılarda bulunmak herkes için önemli olmalı. - Mobi Interiors’ta da ‘akıllı kompozisyon’ konseptinin bir benzerini sergilediniz öyle değil mi? - Evet, birlikte hareketin, yani bu kompozisyonun ilkini, kuruluşumuzun 25. yılında Geçit’te açtığımız Mobi Interiors’ta gerçekleştirdik. Mobi Interiors’ta mobilyaların yanı sıra çeşitli aksesuarların satışı ile de farklı bir konsept oluşturduk. Ben daha klasik çizgilerin hakim olduğu RK Collection adlı seriyi tasarladım. Zarif ve asil bir tarzı temsil eden bu tasarımlarda masif ahşap, parlak cila, metal detaylar ve zengin kumaşları öne çıkardım. Burada sergilediğimiz mobilyalara, dekorasyonda aksesuar trendlerini belirleyen öncü firmalardan Estetik Decor’un ürünleri eşlik etti. Estetik Decor, gerçek deri ve kürklerin otantik görünümünü modernize ediyor. Halılar, örtüler, yastıklar, mobilyalarla birleşerek farklı stiller yaratabilme esnekliği kazandırıyor. İstanbul’dan Sahne Mobilya’nın sahibi ve tasarımcısı Alev Plevne de Mobi Interiors için özel bir koleksiyon hazırladı. Bu koleksiyonda mobilyanın yanı sıra perde, yatak örtüsü, aydınlatma elemanları ve çeşitli dekoratif objeler kullanıldı. Ayrıca eski eşya ve antikaları yeniden yorumlayarak farklı kombinasyonlar oluşturan iç mimar Anna Fresko da hem klasik hem modern tarzda döşenmiş evlere uyabilecek zarif aydınlatmalar, sandalye ve büfe modelleri, antika cam objeler ve heykelleri ile Geçit’teki mağazamıza renk verdi. Onların ürünleriyle bizim ürünleri kompoze edip, satıyoruz. Bu tür bir çalışmayı yurtdışındaki fuarlara da birkaç firma bir araya gelerek buradaki gibi akıllı kompozisyonlar yaparak taşımak istiyoruz. Devir artık salt mobilya satmak değil, insanlara yaşam tarzı teşhir edebilmek ve satabilmek devridir. Sektörde pazar bu yöne doğru şekilleniyor. Rekabet edebilmek, çok büyük hacimli işlerin altından kalkmak artık tek başına oldukça zor. Raşit Karaaslan Kimdir?1953 Kayseri doğumlu. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi İç Mimarlık Bölümü’nden 1975’te mezun oldu. Tesadüfen geldiği Bursa’da, 1983 yılında Çekirge İntam’da bir mağaza açarak Mobi’yi kurdu, birkaç ay içerisinde de üretime başladı. MOBDER Yönetim Kurulu Başkanı. Kısa adı MOSDER olan Türkiye Mobilya Sanayicileri Derneği üyesi. Evli ve bir kız çocuğu babası.
|

Tasarımın küresel kriz ortamında tek ilaç olduğuna inanan mobilyacılar, ihracatı artırmak için ‘akıllı’ arayışlar içerisine girdi. Yıllarca kendi halinde çalışan firmaları bir araya getirerek ortak başarıyı yakalamak amacıyla kurulan Mobilya Sanayicileri İthalat ve İhracatçıları Derneği (MOBDER) Yönetim Kurulu Başkanı Raşit Karaaslan, tasarım yapan birden çok firmayı ‘akıllı kompozisyon’lar ile fuarlarda bir araya getireceklerini söyledi. Ovaakça’da kurulu bulunan Mobi Mobilya ile Türkiye’den çok yurtdışında tanınan, ürünleri ABD, İngiltere, Almanya ve İsviçre gibi pek çok ülkede satılan, birçok uluslararası tasarım ödülünün sahibi Karaaslan, özellikle yurtdışı fuarlarda ciddi bir rekabet olduğuna dikkat çekerek, tasarım yapan firmalar olarak çareyi ortak fuar katılımında bulduklarına dikkat çekti. Karaaslan, Mobi ve mobilya sektörünü Ekonomik PUSULA okurları için değerlendirdi…
- MOBDER Başkanı olarak neler yapıyorsunuz?
- Türkiye’de ve dünyada ün yapmış pek çok tasarımcının yolu Mobi’den geçmiş. Bursa’da tanınan pek çok mobilyacı ile bir araya geldiğimiz zaman, adınız geçtiğinizde neredeyse saygı duruşuna geçiyorlar. Nedir bunun sırrı?