Kıdem tazminatı grev nedenidir
Pazartesi, 12 Temmuz 2010 12:50
Dilek GÖRAL

Adı Türk-İş ile özdeşleşmiş 45 yıllık sendikacı… Sorunlara sağduyulu yaklaşımı, çalışma yaşamının koşullarının iyileşmesi için verdiği mücadele, adeta ayaklı arşiv dedirten mesleki birikimi ile sendikal hayatta önemli izler bıraktı.
Reflü nedeniyle soluk almakta güçlük çekiyor artık, öyle ki üç kez solunum krizi yaşamış. Sağlık sorunları çok sevdiği sendikacılıkla yollarını ayırmasına neden oldu. Bundan sonra torunları ile vakit geçirmek ve hacca gitmek istiyor. “Bu gerçekleşmezse, İstanbul’a geziye gider gibi Umre’ye gideceğim” diyor. Özetle milyonlarca çalışanın Mehmet Ağabey’i artık kendisine zaman ayırmak istiyor.
Türk-İş 8. Bölge eski Temsilcisi Mehmet Kanca görevi bıraktığı gün yaptığımız röportajda Bursa’da sendikacılığı ve çalışma hayatını bundan sonra bekleyen sorunları anlattı.
-Bursa’da geçen 27 yılda çalışma hayatı ve sendikal gelişim nasıl bir seyir gösterdi?
-1983’te geldiğimde Bursa’da o dönemdeki sendikal hareket içinde örgütlenme sıkıntısı bu kadar fazla değildi. Çalışanların sendikal örgütlenmesi sağlandığında ekonomik kazanımlarının artacağını idrak eden bir işçi kesimi vardı. Mücadelede işkolu ayrımı yapılmaksınız, A işkolunda çalışan B işkolunda çalışana kütüphane görevi görüyordu, sendikal harekete girdiğinde şunlar senin kazanımın olacak diyordu. Bu da bizim kartopu gibi büyümemizin önünü açıyordu. O zaman böyle bir rahatlığımız vardı. Anayasal hak o gün vardı, aynı anayasal hak bugün de var. Ancak bugün işsizliğin yoğunlaştığı, en son kimilerinin global, kimilerinin kumarhane krizi dediği ve benim de ısrarla altını çizdiğim bu kumarhane krizinin Bursa’ya çok büyük darbe vurduğunu hepimiz görüyoruz.
-Kriz sonrası Bursa ne durumda?
-İşten çıkarılanla işe yerleştirmeyi karşılaştırdığınız zaman istihdamın giderek daraldığını görüyoruz. Rakamlar belki küçülüyor ama istihdam edilen ile işten çıkanı karşılaştırırsanız bir fark olmadığını görürsünüz. O yüzden geçen ay 3 bin kişiyi çıkmış bu ay 2 bin kişi, işsizlik azalıyor, derseniz yanılırsınız. Ama en azından Bursa’nın istihdamını sağlayan ana ünitelerde işten çıkarmaların durduğunu söyleyebilirim. Hatta daha önce işten çıkarılmış, ihtiyaç duyulan insanların da geri çağrıldığını biliyorum. Ana sanayi bir kişi çıkarırken, yan sanayi 10 kişi çıkardı. Bu çok ağırdı. Onun için biz Bursa’da çok zayiat verdik. 2002’den beri verdiğimiz zayiat da koca bir il nüfusu.
-Örgütlülük açısından durum nedir?
-Daha önce işten çıkarılan işçi ihbar ve kıdem tazminatını aldığı için anlaşmalı işe girdiğinden yeniden örgütlenme de yapamıyorsunuz o arkadaşla. Özel sektörde örgütlenmek çok zor, işte Yörsan boyutunu yaşadık. Yasa ne kadar sizi haklı görüp işe iadenizi de verse, işveren; ben sendikasız çalışacağım, istediğim gibi kullanacağım, istediğim saatte getirip, istediğim saatte göndereceğim, çalışmıyorsa çıksın, bir çıkarsa kapının önünde 10 bekleyen var, diyor. Kamuda yaşamıyor muyuz? 500 adam alınacak 5-10 bin adamın müracaat ettiğini görüyoruz.
-Hükümet kıdem tazminatı uygulamasını kaldırmaya çalışıyor. Çalışanlar açısından en büyük olumsuzluk bu değil mi?
-Evet, şimdi kıdem tazminatının fona devredilmesi olayı var. Bu ay içinde Antalya’da konu ile ilgili bir toplantı yapılacak. İki şekilde düşünüyorum. Bir: Özel sektörde çalışma hayatının temsilcileri kıdem tazminatı almakta zorluklar çekiyor, bu garantilenmiş olabilir. İki: Kıdem tazminatı defaten ödenecek. Çünkü kıdem tazminatı, işçinin ileriye bıraktığı alacağıdır; ya kefen parasıdır ya kızının gelinlik parası ya oğlunun düğün parası… Bunun üzerinde oyun oynanmamalıdır, bunun Türkiye’de genel grevi doğurması gerektiğini düşünüyorum. Fon’a aktarılması bana göre büyük bir hatadır. Çünkü eskiden, Tasarruf Fonu vardı, kuponları kesip arzuhalcilere sattık. O günün koşullarında milyonlarca liralık tasarruf bonoları elde kaldı, anaparası gitti. Bunun gibi örnekler yakın tarihte de var KEY gibi, İşsizlik Sigortası Fonu gibi. İşsizlik Sigortası Fonu’nda biriken parayla bir tane işyeri açtık mı, istihdam yarattık mı, işçinin aldığı miktarı artırdık mı ya da süreyi uzattık mı? Hayır. Yerinde, zamanında kullanmadığınız birikintiniz varsa hiç kıymeti yok. Yatırıma dönüşmeyen İşsizlik Sigortası primlerimiz, ne işçinin lehine kullanıldı ne de faydalanan günün koşullarına göre yararlanabildi. Asgari ücrete 22 lira, elektriğe 30 lira zam getiriyorsunuz. Bunların hepsi bize polisiye olayları yarattı ve her geçen gün de katlanıyor, polisiye olaylar…
-Kıdem tazminatı konusunda işveren hükümetle ortak hareket edecek olasılıkla. Çünkü onların da çok istediği bir şey bu.
-Doğrudur. Biliyorsunuz, TOBB’un toplantısında bir adam çalıştırırsanız denildi hemen hizipleşmeler başladı, toplantılar yapıldı, istihdam imkanı yaratılabilir denildi ama bunları söylerken de bir beklentileri vardı. Doğrudur belki sigorta primleri, kullandıkları enerjinin, suyun bedeli çok ağırdır, yatırım için bulacağı sanayi arsası pahalıdır, altyapısı pahalıdır. Bunlarla ilgili iyi bir yaklaşım almış olabilir. Kıdem tazminatı konusunda birlikte hareket edeceklerdir. Türkiye’nin en önemli sorunu işsizlik olduğuna göre, hükümetin başının en büyük belasıdır buna çözüm bulamamak. İşsizlik var olduğu müddetçe istihdama yönelik fırsat verenlere de bazı imkanlar sağlanacak. İşte Antalya toplantısından çıkacak olan budur. Çünkü, mevcut istihdam imkanı olan yerleri kapattık, miras yemiş evlat gibi sattık, işsizliği körükledik. Kıdem tazminatı, işçi, işveren, memur hepimizi ilgilendiriyor. Çok sağlam bir karar almak zorundalar. Kıdem tazminatı fitili koparılmış bir bombadır. Mandalı bıraktığınızda patlayabilir. Çünkü çalışanın geleceğe yatırımı o. Bunun üzerine kumar oynanmaması, yanlış yapılmaması lazım. Çok nahoş olaylar olabilir, anlatılamazsa, hakkı mükteseplerden gasp oluyor ise çok riskli.
-Kıdem tazminatının fona devredilmesinin sonuçları neler olacak?
-Bugün işçi A işyerinden çıkarıldığında kıdem tazminatı ödenmek zorunda. Fon olgusu olursa, ‘emeklilik halinde kıdem tazminatı ödenir’ ibaresi geliyor. Ya yeni bir iş bulamıyorsam ve bunun için emekli olamıyorsam, bunun cevabını kim verecek? Sigortalı istihdam imkanı bulamadım, üç yılım var, emekli olamıyorum, yaşım orta yaşın üstüne çıkmış. Genç kuşak işsizken, orta yaşın üzerindeki jenerasyonun tecrübesinden istifade etmek isteyen sanayici binde birdir. Kamu sektörü yaş sınırı koyuyor mu işe alırken, koyuyor. Kamunun koyduğu bu sınırı özel sektör koymuyor mu? Koyuyor. Ben 55 yaşına gelmişim, üç yılım var emekliliğime, istihdam eden yok, isteğe bağlı ödeme de yapamıyorum, kıdem tazminatı emeklilik halinde ödenir denildiğinde, ileriye matuf bıraktığım alacağımı kimden tahsil edeceğim. Fondan edemeyeceğim. Belki yaşı yakalamışım ama günlerim eksik. Yaş ve gün olaya girdiğinde ben kıdem tazminatımı mezarda mı alacağım? Bu bir soru işareti olarak karşımızda. Onun için kıdem tazminatı pimi çekilmiş bir bombadır. İşçi, işveren ve hükümet bu pimi iyi düşünmeli. Bir anda ben yaptım demekle olmuyor. İşte bunun bir örneğini 5510 sayılı sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanununda yaşadık.
-Sizin çözüm öneriniz nedir?
-İşçi, işveren ve hükümet üçlüsünün bir araya gelerek en sağlıklı şekilde kıdem tazminatı alamayan işyerleri için, özel sektördeki güçlükler için, kıdem tazminatından kurtulmak isteyen insanlar için mutlaka ortak noktada buluşması ve kazanılmış hakları da kurtarması lazım. Bunun için çalışanı üzmeyen, çalıştıranı sıkıntıya sokmayan ve işsizliği de giderek azaltan bir sistem bulmaları lazım.
-Nasıl bir sistem olmalı bu?
-Yapılacak tek şey var, kayıt dışı mücadele... Bunun için de örgütlenmenin önündeki engel kalkmalıdır. Örgütlü olduğum bütün işyerlerinde maaş bordrosu yapılır, işçim daha maaşını almadan sigorta primi, katma değeri, devlete vergisi kesilir. Kalan bakiyeyi de cebine koyar. Kayıt dışı mutlaka önlenirse, kıdem tazminatı sorunu ortadan kalkar. Kayıt dışını önlemekte de ciddi olmalıyız. Şu anda kayıt dışı ekonomi Türkiye’de yüzde 57-58’lerde. Geçmişteki kayıt dışılıkları da korkutmadan, kademeli sıfırlamanın, bu şekilde onları sistemin içine almanın yollarını arayalım. Yalnız buradaki 10 tane dürüst namuslu işadamına yüklenmeyelim. Bunu yapacakların siyaseten azimli olması, evet, biz bunu yapacağız demesi gerekiyor. Kayıt dışını çözersek, işsizliği azaltırız, işsizliği azaltırsak dağa çıkmalar azalır, ülkeye huzur barış gelir, kimse kimsenin ne kazandığına bakmaz, polisiye olaylar azalır, siyasi çalkantılar da sona erer.

İŞKUR’un yetki
devri yanlıştır

-İŞKUR istihdama katkı sağlamada yeterli olabiliyor mu? Belediyelerde istihdam ofisi açma kararını nasıl değerlendiriyorsunuz?
-İŞKUR’un asli görevlerinden biri işsize iş temin etmektir. Ama son günlerde siyaseten bir yanlış yapıldı. Belirli yetkilerin belediyeye intikalinin o illerdeki istihdamda kadrolaşma doğuracağından kuşkum var. Yarın öbür gün siyaseten bir belediye değişikliğinde, hizmette süreklilik ortadan kalkar mı diye korkuyorum. Sosyal devlet anlayışından giderek uzaklaşıyoruz diye düşünüyorum. İstihdamda çalışanların üzerinde bu tür spekülasyonlar yaratılmamasını istiyorum. Çünkü insanlar bir işe girdiklerinde, düzenlerini ekonomik yapılarına göre kuruyorlar; bu planlar yarıda kalmamalı. Bunu TEKEL işçilerinde yaşadık.

Rotasyon sendikal
örgütlenmeyi aksatır

-Çalışma hayatına ilişkin bürokrasideki değişikliklerin etkileri nelerdir?
-Çalışma hayatını ilgilendiren kamu kurumlardaki bürokratların ya da sistemin değişmesi sıkıntılar yaratabiliyor. Bununla ilgili bir yanlışlık da SGK’daki müfettişliğin kapatılması ve Bursa’nın İstanbul’a bağlanması… Oradan bir müfettişin hangi tarihte geleceğinin bilinememesi, buradaki işleri geciktirebilir. Bir iş kazası ödentisi vermek için geçecek süre 145 günü bulacak. Ödentiyi alacak kişi zaten iş kazası nedeniyle çalışamıyor, 150 gün sonra alacağı parayı kafasına merhem mi yapacak, çocuğunun rızkını mı karşılayacak, elektriğini-suyunu mu ödeyecek? Bunlar çalışma hayatına sekte vuracak şeyler. Şimdi de Bölge Çalışma Müdürlükleri rotasyona tabi tutuluyor. Buraya rotasyonla gelecek bir arkadaş Bursa’yı tanıyıncaya kadar geçecek 2-3 aylık sürede özellikle sendikalar açısından çok sıkıntı olacak. Çünkü biz dosya numarası almadan üye yapamıyoruz. Bir işyeri numarası almak için bile 15 gün beklemek gerekecek. Oysa örgütlenmede 15 gün çok büyük kayıp. Öyle bir rahatsızlık var şu anda karşımızda çalışma hayatıyla ilgili.

En çok meslek lisesi
mezunları iş buluyor

-Mesleki eğitim son dönemde önem kazandı. İşgücü talebi açısından en çok tercih edilen meslek kolları hangileri?
-Burada çalıştığım sürece kimlere iş bulma konusunda yardımcı olabilmişim diye baktım da, yüzlerce ziraat mühendisi, çalışma ekonomisi mezunu, kimyagerin başvurusundan belirli bir bölümüne yardımcı olabilmişim. En fazla istihdam imkanı bulan askerliğini yapmış meslek lisesi mezunları olmuş. Ama bunun iki yıl fazlasını okumamış olacak. Teknikerliğini okusa olmuyor. Çünkü bizim şirketlerimiz Alman, İtalyan, Fransız şirketleri; en fazla istihdam sağlama açısından… TOFAŞ’tır, Oyak Renault’dur, Bosch’tur. Orada bir dürüstlük var; eğitimine göre teknikere oturacak yer, şöyle kılavuz, böyle eskort vermek zorunda ama meslek lisesi mezununu banda sokuyor. O nedenle meslek lisesi mezunlarının istihdamı daha fazla sağlanmış, üniversite mezunlarına fazla destek verememişim. Düşünün koskoca Renault’da bir veya iki tane kimyagere ama 50 tane tornacıya, 50 tane kaynakçıya, 50 tane presçiye ihtiyaç var. Arz ve talebi dengeleyemiyoruz. Arz ve talep dengelenmediği sürece istihdamdaki sıkıntı devam edecek. Türkiye’nin birinci gündem maddesi bana göre işsizliktir. Belirli noktada terördür diyorlar ama terörü destekleyen de işsizliktir. Bu Türk-İş’in görüşü değil, benim kişisel görüşümdür. Eğer çözüm bekleniyorsa, açılım burada olmalıdır.

Mehmet Kanca kimdir?

1950 Eskişehir doğumlu. Sendikacılık hareketine 1965’te Tarım-İş Sendikası Eskişehir Şubesi’nde büro elemanı olarak başladı. 1972-75 yılları arasında Gökçekaya Barajının inşası sırasında Strade Torno İtalyan şirketinde personel memuru olarak çalıştı. Ardından Türk-İş Eskişehir 2. Bölge Temsilci Yardımcılığı görevini üstlendi. Aynı yıllarda Türk-İş Kolejini bitirdi. 1975-83 döneminde Türk-İş Eskişehir 2. Bölge Temsilcisi olarak çalıştı. 1983’te 8. Bölge Temsilcisi olarak Bursa’ya atandı. 30 Haziran 2010 tarihi itibariyle de görevi bıraktı. Evli ve 3 çocuk babası.