Hedefi kur belirleyecek
Pazartesi, 28 Haziran 2010 13:21
Dilek GÖRAL

Ekonominin lokomotif sektörü otomotiv, krizden çıkış sinyallerini verirken, Avrupa’da yaşanan ikinci kriz ve döviz kurlarındaki aşağı yönlü seyrin etkilerini, Otomotiv Endüstri İhracatçıları Birliği Başkanlığı koltuğuna nisan ayında oturan Orhan Sabuncu ile konuştuk. Sektörde kalıcı çözümlere ihtiyacı olduğunu belirten Sabuncu, geleceğin elektrikli araçlarda olduğuna işaret ederek, bunun için şimdiden önlem alınmasını, sektörün işgücü eğitimlerinden yatırımlara kadar kendisini bu alanda hazırlaması gerektiğini vurguluyor.
-Otomotiv sektörü küresel krizin etkilerini gerçek anlamda geride bırakabildi mi? Avrupa’da süren darboğazın etkileri bugün ne düzeydedir?
-Aslında sektör olarak 2010 yılına iyi bir giriş yaptık. 2009’un son çeyreğinde başlayan toparlanma 2010 yılının ilk 5 ayında da devam ediyor. Nitekim ocak-mayıs döneminde endüstrinin üretimi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 46 artarak 445 bin 628 adet oldu. Bu dönemde binek otomobil üretimi yüzde 34, ticari araç üretimi de yüzde 66 artış gösterdi. Ocak-mayıs döneminde sektörün adet bazında ihracatı 2009’a göre yüzde 52 artarak 331 bin 260 adede yükseldi. Bu dönemde ihracatın üretim içindeki payı yüzde 74 oldu. Aynı dönemde sektörün değer bazında ihracatı da geçen yıla göre yüzde 39 artarak 7,3 milyar dolara yükseldi. 2010’un ilk 5 ayında otomotiv endüstrisinin Türkiye ihracatındaki payı yüzde 16,5 oldu.
Aslında hurda indirimi desteği tüm Avrupa ülkelerinde henüz sona ermedi. Fransa’da 2011 yılına kadar uzatılmış durumda. Rusya’da ise henüz bu yıl martta hurda indirimi uygulanmaya başlandı. Buna karşılık Almanya, İtalya gibi ülkelerde hurda indirim teşviki sona ermiş durumda. Bu da söz konusu ülkelerdeki araç satış rakamlarına yansıyor. Almanya’da binek otomobil satışları mayıs ayında yüzde 35 yılın ilk 5 ayında ise yüzde 28 düşüş gösterdi. İtalya’da da mayıs ayında binek otomobil satışları yüzde 14 düştü.
Başlıca pazarımız konumunda olan AB ülkelerinde hem teşviklerin sona ermesi hem de yaşanan finansal sorunların otomotiv endüstrimizi olumsuz etkileyeceği rahatlıkla söylenebilir. Bu olumsuz gelişmelere rağmen yılın ilk 5 ayında AB ülkelerine yönelik otomotiv ihracatımız geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 34 artarak 5,5 milyar dolar oldu. Bu dönemde Fransa’ya yönelik ihracatımızda yüzde 14, Almanya’ya yüzde 27, İtalya’ya yüzde 52 ve Birleşik Krallığa yüzde 79’luk artışlar görüldü. Buna karşılık mayıs ayı özelinde bakıldığında AB ülkelerine yönelik otomotiv ihracatımızın 2009’un aynı ayına göre yüzde 9 artması, yılın ilk aylarına göre artış hızında yavaşlama olduğunu gösteriyor. Bütün bu veriler dikkate alındığında AB ülkelerinde yaşanan finansal sıkıntıların derinleşmesi durumunda otomotiv endüstrimizin özellikle orta ve uzun vadede ciddi sıkıntılarla karşılaşabileceğini söyleyebiliriz.
-Mayıs ayı itibariyle geçen yılın ilk 5 ayına göre 2 milyar dolarlık ihracat artışı, piyasaların açıldığı şeklinde yorumlanabilir mi?
-Ocak-mayıs dönemi ihracatımız geçen yılın aynı dönemine göre 2 milyar dolar fazla ancak 2008 yılının ilk beş ayına göre yaklaşık 4 milyar dolar düşük gerçekleşti. 2009 yılı ile karşılaştırıldığında sektörün daha iyi durumda olduğu açık. Ancak 2008 yılı rakamlarına ulaşabilmek henüz mümkün görünmüyor. Ayrıca yılın ilk üç ayında yüzde 40’larda olan sektörün ihracat artış hızı nisanda yüzde 30’lara son olarak mayıs ayında da yüzde 10’lara düştü. Euro Bölgesi’nde yaşanan kriz ve bazı AB ülkelerinde teşviklerin sona ermesi sektörün ihracatını yeniden olumsuz etkilemeye başladı.
-OİB’in mayıs ayı ihracatının nisana göre düşüş göstermesinin nedeni nedir?
-Mayıs ayı ihracatımız nisan ayına göre dolar bazında düşüş gösterdi. Ancak ihraç edilen araç sayısına baktığınızda nisanda toplam 60 bin 835 adet araç ihraç edilmişken mayısta bu miktar 66 bin 953 oldu. Buradan da görüyoruz ki miktarsal bazda düşüş söz konusu değil. Ancak avro/dolar paritesindeki değişim bizim dolar bazındaki ihracatımızın düşmesine neden oldu.
-Sektörün mevcut ekonomik koşullarda önünde bulunan temel engeller nelerdir?
-Önümüzdeki günlerde bizleri bekleyen önemli problemler var. AB ülkelerinden Yunanistan’da başlayan ekonomik kriz ve bunun diğer ülkelere de sıçrama tehlikesi bunlardan belki de en önemlisi. Bu ülkelerin karşı karşıya kaldığı bütçe açıkları ve dış borçlar sonucunda kemer sıkma politikalarının uygulamaya alınmasıyla tüketimde oluşacak talep daralması, bizi yakından etkileyecektir. İhracatımızın en çok AB’ye olduğu düşünülürse tehlikenin büyüklüğünü anlamak herhalde zor değil.
Otomotiv ihracatı ağırlıklı avro ile olup, ihracat rakamları da dolar olarak hesaplandığından avro/dolar çapraz kurunda doların değerlenmesi bizim dolar bazındaki ihracatımızın düşüşüne neden olacaktır. Ayrıca TL’nin avro karşısında kısa zaman diliminde yüzde 16 değer kazanmış olması da rekabetçiliğimizi tehdit eder hale geldi ki, bu da ihracatımızın azalmasına neden olabilecek bir unsur.
Otomotiv sanayinin rekabetçiliğini ve ihracatını sürdürebilmesi için iyi bir kur politikasına ihtiyaç var. Avronun bugün geldiği değer maalesef rekabetçiliğimizi çok büyük oranda engelliyor. Dolar ve avro arasındaki çapraz kurda dolar lehine değişimler de ihracatımızı olumsuz etkiliyor.
-Otomotivde geçen yıl uygulanan teşviklere sektörün bu dönemde de ihtiyacı var mı?
-Özellikle Avro Bölgesi’nde yaşanan kriz 2010 yılı ile ilgili iyimserliğimizi engelliyor. Geçen yıl krizin en derin yaşandığı dönemde uygulanan ÖTV indirimi iç pazarı canlandırıp, sektörün ihracat düşüşü nedeniyle yaşadığı sıkıntıları biraz olsun hafifletti. Türk otomotiv endüstrisinin olmazsa olmazlarından biri istikrarlı iç pazardır. Ülke olarak güçlü bir iç pazar yaratamazsak gelecekteki hedeflerimize ulaşmak bir yana, bugünkü durumu bile korumakta güçlük çekeriz. Ülkemizde 2008 yılı itibariyle bin kişiye düşen araç sayısı 138 iken dünya ortalaması 144. Bu da, Türkiye’de kişi başına düşen araç sayısında oldukça geride olduğumuzu ve Türkiye’nin güçlü bir iç pazar potansiyeli olduğunu gösteriyor. Ancak araçlar üzerindeki ağır vergi yükleri söz konusu potansiyelin ortaya çıkmasını engelliyor. Araçlar üzerindeki ÖTV’lerin belli bir program dahilinde kademeli azaltılması, ticari araçlarda KDV indirimi gibi adımlar hiç kuşku yok ki güçlü bir iç pazar için atılabilecek önemli adımlardır.
-AB ile karşılaştırınca ÖTV ve KDV oranları ne düzeyde?
-Avrupa ülkelerinde gerek otomobil, gerek ticari araç ve ağır vasıtada KDV ve ÖTV oranları yüzde 18 düzeyinde. Bizde ise kriz öncesinde 1600 cc’ye kadar olan otomobillerde yüzde 62, hafif ticari araçta yüzde 30 ve ağır vasıtada yüzde 24 düzeyindeydi. Bu oranların kademeli şekilde AB’de olduğu gibi makul düzeye indirilmesi gerekiyor.
-Sektörün hurda indirimi talebi sürüyor mu? İndirimin içeriğinde neler olmalıdır?
-Hurda teşviki güçlü bir iç pazar için atılabilecek en önemli adımlardan biri. Geçtiğimiz yıl kapsamlı bir hurda indirimi desteğini yürürlüğe koyan Almanya’da binek otomobil satışları krize rağmen yüzde 23 artarak 3,8 milyon adede yükseldi. Almanya örneğinde görüldüğü üzere hurda teşviki iç pazarın canlanmasını sağlarken, sadece ana sanayi değil yan sanayi ve otomotiv ile bağlantılı diğer sektörleri de olumlu yönde etkileyerek, ülke ekonomisine katkıda bulunuyor. Ayrıca pek çok Avrupa ülkesinde hurda indirim teşviği çevreci araçlara geçiş için bir adım olarak görülüyor. Ülkemizde de belli yaşın üzerindeki araçların, emisyon değeri düşük araçlarla değiştirilmesi hem Kyoto Protokolü yükümlülükleri açısından hem de önümüzdeki dönemde kullanımının yaygınlaşması beklenen yenilenebilir enerji ile çalışan araçlara geçiş açısından önemli bir adım olacak. Önümüzdeki dönemde ihracat odaklı bir yapıya sahip olan ana ve yan sanayimizin yenilenebilir enerji ile çalışan araçların yaygınlaşması göz önünde bulundurularak dönüştürülmesi gerekiyor. Özellikle başlıca pazarımız olan AB ülkelerindeki gelişmeler göz önünde bulundurulduğunda, bu pazardaki güçlü konumumuzu sürdürebilmek açısından bu dönüşüm kaçınılmaz gözükmektedir.
-Sektörün 2010 yılı sonu için öngörülen 18 milyar dolarlık ihracat hedefi hala korunuyor mu?
-2010 yılının ilk 5 ayında Türk otomotiv endüstrisinin ihracatı 7 milyar 296 milyon dolar düzeyinde. Bu rakam, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 39 artış ancak 2008’in aynı dönemine göre ise azalmayı ifade ediyor. Her ne kadar son iki ayda ihracat hızımızda bir yavaşlama görülse de 2010 yılı sonu için 18 milyar dolarlık ihracat hedefimiz devam ediyor. Ancak bu hedef avro/dolar arasındaki 1,5 olan pariteye göre belirlenmiş durumda. Parite 1,2’lerde devam ettiği sürece dolar bazındaki ihracat hedefini tutturmakta çok zorlanacağız demektir. Bu koşullarda da 16,5-18 milyar dolar arası bir ihracat tutarı gerçekleştirebiliriz.

Elektrikli araca dönüşüm
hazırlığı şimdiden başlamalı

-İsrail’in Renault’nun Bursa’da üreteceği elektrikli Fluence Z.E.’den yıllık 35 bin adet talebinden hareketle, elektrikli otomobillerin Türkiye’deki geleceğini değerlendirir misiniz?
-AB ülkelerinde elektrikli otomobillere geçiş için önemli adımlar atılıyor. İngiltere’de toplam karbon salınımının 2020 yılına kadar yüzde 26, 2050 yılına kadar ise yüzde 80 oranında azaltılması hedefleniyor. Hükümetin amacı, elektrikli ve çok düşük karbon salınımlı otomobil üretiminde dünya lideri olmak. Bu doğrultuda sektöre uzun vadede 2,3 milyar pounda kadar kredi garantisi ya da kredi sağlanacak. Sektörün ihtiyaç duyacağı nitelikli işgücünün eğitimi için 35 milyon poundluk kaynak ayrılmış, düşük karbon teknolojileri ve akıllı taşımacılık sistemleri alanında iki adet bağımsız araştırma merkezi kurulmuş durumda. İrlanda, Almanya başta olmak üzere diğer AB ülkelerinde de aynı gelişmeler mevcut. Daha önce de belirttiğim gibi ihracatımızın yüzde 70’ini gerçekleştirdiğimiz AB ülkelerinde yaşanan bu değişime ayak uydurmalıyız. Renault Fluence Z.E. üretimi bu açıdan bakıldığında çok önemli. Aynı adımların diğer ana sanayi firmalarımız tarafından da atılması, yan sanayimizin de bu gelişmeler doğrultusunda kendisini dönüştürmesi sektörün geleceği açısından çok önemli.

Otomotiv lisesinde
son aşamaya gelindi

-OİB’in otomotiv lisesi ne aşamada?
-Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi kısa zamanda tamamen hazır hale gelerek, 2010-2011 öğretim döneminde eğitime başlayacak. Okulun adı sınav kılavuzunda yer aldı. Sınav sonucuna göre 180 öğrenci bu yıl öğrenime başlayacak. Okulumuzda Bilişim Teknolojileri, Elektrik - Elektronik Teknolojisi, Endüstriyel Otomasyon Teknolojileri, Makine Teknolojisi, Metal Teknolojisi ve Motorlu Araçlar Teknolojisi olmak üzere 6 programda eğitim verilecek. Otomotiv sektörümüz Bursa’da 250 bin kişiye doğrudan, 1,5 milyon kişiye de dolaylı olarak istihdam sağlıyor. Bu eğitim yatırımıyla Bursamız sektörün çekim merkezi haline gelecek. Türkiye’de ilk ve tek örnek olacak bu dev kompleks sayesinde sektörümüzün en büyük sorunlarından biri olan nitelikli eleman sıkıntısının ortadan kaldırılması konusunda da büyük bir adım atılmış olacak.

Samara ile ortak
yatırım anlaşması

Rusya Federasyonu’na giden otomotiv ihracatçıları, Samara Bölgesi ile ortak yatırım anlaşması imzaladı.
Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın koordinasyonunda Rusya Federasyonu’nun Moskova ve Samara Bölgelerine beş günlük sektörel ticaret heyeti programı düzenleyen Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB), iki taraf arasında ticari ve ekonomik işbirliğinin temellerini attı. OİB, 21 Haziran’da başlayan Rusya’daki temasları sırasında Samara Bölgesi Sanayi Enerji ve Teknoloji Bakanlığı ile işbirliği anlaşması imzaladı. Heyet daha sonra Toggliatti bölgesindeki Avtovaz şirketini ziyaret etti.
OİB Başkanı Orhan Sabuncu, Rusya temaslarında özellikle Samara Bölgesi ve Toggliatti Sanayi ve Teknoloji Parkı’nın Türk otomotiv endüstrisi ihracatçıları için önemli işbirliği fırsatları sunduğunu belirterek, “Yatırımda potansiyel, üretimde güçlü bir partner özelliğini taşıyacak işbirliği anlaşmasına imza attık. Bu bizim endüstrimiz için yeni kapıların açılmasına, yeni fırsatların oluşmasına neden olacaktır” diye konuştu.
 
YATIRIMA DESTEK VERİLECEK

Sabuncu, iki taraf için ortak projeler geliştirmeyi de içeren işbirliği anlaşmasında OİB üyesi firmaların Samara bölgesinde yatırım yapmaları konusunda Samara Bölgesi Sanayi Enerji ve Teknoloji Bakanlığı yardımda bulunacağını aktardı. Sabuncu, Türk otomotiv endüstrisinin kalitesini dünyanın bildiğini, bu nedenle çeşitli ülkelerden işbirliği talepleri aldıklarını vurgulayarak, bunların sonuçlarını önümüzdeki dönemde alacaklarının altını çizdi. 
Türk firmalarının Rusya’ya da yatırım yapmaları yönünde beklentinin bulunduğunu belirten Sabuncu, “Samara Bölgesi’nde kaynak potansiyelinin etkin kullanımı anlamında rol alacağız. Gelişen Rus otomotiv pazarında daha etkin rol alabilmek için burada yatırım planı yapan firmalarımıza yol göstereceğiz. Bu gelişmeler bir yandan markalarımıza, bir yandan da ihracatımıza katkı sağlayacaktır” dedi.

“TÜRKİYE’NİN TECRÜBESİNE
İHTİYACIMIZ VAR”

OİB ile işbirliği anlaşması imzalamalarının önemine değinen Samara Bölgesi Sanayi Enerji ve Teknoloji Bakanı Vladislav V. Kapustin ise, “Türk otomotiv endüstrisinin tecrübesine ihtiyaç duyuyoruz. Bu alanda somut adımlar atılmasını arzu ediyoruz. Bundan böyle iki taraf da ortak noktada buluşup birlikte önemli adımlar atacağız” diye konuştu.

Orhan Sabuncu kimdir?

1951’de Bursa da doğdu. Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünden 1975’te mezun oldu. İki yıl İstanbul’da bir mühendislik firmasında çalıştı. Askerlik hizmetinin ardından 1978’de Teknik Malzeme’de şantiye mühendisi olarak işe başladı.1985’te Genel Müdürlük, 2002’den itibaren de Orhan Holding Otomotiv Koltuk Grubu’nda Başkanlık görevine getirildi. Halen Holding şirketlerinin Yönetim Kurulu üyeliğinde görev alıyor. 2006-2010 arasında TAYSAD ve OİB Yönetim Kurulu üyeliği görevlerinde bulundu. 2010 yılından itibaren OİB Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini sürdürüyor.